06 Mart 2014 11:00

Son sözü emekçiler söyleyecek

Bizler küsmeden bıkmadan usanmadan her üyemizin işyerine gideceğiz. Ekmeğimizden aşımızdan arttırıp en ücra köşede ki iş üreten insanların haklarını ve hukuklarını birlikte korumak için gideceğiz. Bir sonraki sefer daha kalabalık olacağız.

Paylaş

Birkan ACAR*

Sevgili mücadele arkadaşlarım
İzmir’e 2002 de öğrenci olarak geldim. Dokuz Eylül Üniversitesi Bilgisayar programcılığı mezunuyum. Öğrencilik hayatım boyunca sürekli çeşitli işlerde çalıştım. 2006 yılında stajyer olarak başladım. Taşeron, belediye şirketi, sözleşmeli memur olarak İZSU’da yıllarca çalıştım. Taşeron döneminde çalışanlar arasında herhangi bir bağlılığımız yoktu. Bireysel olarak üç-beş arkadaş kadroya geçmek için mücadele ediyorduk. Sesimizi yükseltip bürokratların bizlere bir umut olmasını bekliyorduk. Nihayet ki 2010 yılının sonunda bütün çalışan arkadaşlarımızla beraber belediye şirketine geçtik. Artık haklarımızı koruyacak bir sendikamız vardı. İlk süreç, sendikanın ne olduğunu anlayıp, çalışan emekçilere sendikanın neler yapabileceğini anlatmak oldu. Genel-İş çatısı altında bütünleştik. Artık işverene karşı söyleyebilecek sözümüz vardı. Hepimize güven geldi. O zaman anladım ki üç-beş arkadaşla değil iş üreten emekçiler örgütlü olduğunda hep beraber kazanımlar elde edebiliriz. Bir süre sonra askere gittim geldim. Döndüğümde aynı masamda, aynı konumumda işe tekrardan başladım. Teknik personel olduğum için bir müddet sonra sözleşmeli memur olarak çalışma yaşamıma devam ettim. Artık işçi arkadaşlarımla mücadele verdiğim Genel-İş’e bağlı değildim ama gönlüm hep onlarla birlikte, hala onlarla birlikte meydanlardayız.
Sözleşmeli memur olarak mücadele edeceğimiz sendika artık Tüm Bel-Sen’di. KESK çatısı altında dil, din, ırk ayrımı yapmadan herkese eşit yaşam ve eşit çalışma hakkını savunuyordu. Daha stajyerken görüyordum izliyordum meydanlardaydılar. Söyleyecek hep bir sözleri vardı, hükümet ayırmaksızın. Sözleşmeye geçer geçmez hemen üye oldum. İlk etapta sendikal sürece katkı sağlayamadım hayat mücadelesi vermekten dolayı. Kendime hâlâ bir düzen kurmaya çalışıyordum. Askerden geldikten sonra çok bocalamıştım. 2013 Ağustos-Eylül aylarında kurulan Tüm Yerel-Sen adlı yeni bir sendikanın üyelerimizi ayrıştırdığını ülkemizde yaşayan Kürt kardeşlerimizin kimliği üzerinden siyaset yaptıklarını gördüm. Buna daha fazla kayıtsız kalamazdım. Kendimi kamu emekçilerine gerçekleri anlatmak, konuşulanların doğru olmadığını hepimizin barış istediğini anlatırken buldum. Oysa daha düne kadar ben de ulusalcıydım. Daha önceki tecrübelerimden yola çıkarak bunu kendi başıma yapamayacağımı gördüm. Benim gibi düşünen birlikte hareket edecek örgütlü kişilere ihtiyacım vardı. Sendikaya git gel bir sürü kişiyle tanıştım. Bir arkadaşımıza sendikayı tanıtmak ve üye yapmak için götürdüğümde genel örgütlenme sekreterimiz tesadüfen oradaydı. Kendisini daha önce bir üye toplantısında da dinlemiş ve söylediklerinden çok etkilenmiştim. Onun düşündüğü gibi, aynı sorunlardan muzdarip olduğumuzu gördüm. Benim için çok büyük bir şanstı onunla tanışmak. Yürüdüğüm bu yolda adeta bana kılavuzluk etti. Aklıma ne takılıyorsa sürekli sordum öğrenmeye çalıştım. Ama yine de bana yetmiyordu. Bu yolda yürüyecek sağlam, dik duran gerçekten emek mücadelesini benimsemiş, güvenebileceğim insanlara ihtiyacım vardı. Daha sonra Emek Hareketiyle tanıştım. Sendikamız ve emekçiler için kaygılanan, bir şeyler yapmak isteyen bir sürü insanla birlikteydim artık. Onların tecrübesiyle de bir şeyler başarabileceğimize emindim. Düşünceler ve kaygılar ortak olduğundan hepsiyle çok çabuk kaynaşmıştım. Büyük bir aile olmuştuk artık. Sendikamız seçim arifesindeydi. Tüm Bel-Sen’de yaşayacağım ilk kongre olacaktı. Seçimin demokratik olması için elimizden ne geliyorsa yapmaya çalıştık. Sendika ağalığı yapan bunu kendine meslek edinmiş ,tembel insanlardan arındırmak istiyorduk sendikayı.
Bizim istediğimiz emekçilerin temsiliyetinin olduğu düzgün insanlarla birlikte bir yönetim oluşturmaktı. Bu platform altında bütün üyelerimize çağrıda bulunduk. Amacımız ihtiyacımız olan gerçek bir sendikayı birlikte kurmaktı. Daha önce fikir ve görüşleri alınmayan birçok kamu emekçisine ulaştık dinledik , anlattık. Çok güzel tepkiler alıyorduk. Dediğim gibi herkesin sorunu bir olduğundan aynı kaygıyı taşıyan insanlarla çabuk kaynaşabiliyorsun. Diğer gruplar bu süreçten bizi soyutlamak istediler. Kendi kendilerine yönetim oluşturup başka planlar peşinde koşmaya başladılar. Bizler sonuna kadar ortak bir liste oluşturulup birlikte hareket etmeyi istedik. Yapılacak olan listenin emekçilerle birlikte hazırlanmasını savunduk. Kongre günü sabahı bile bu şekilde çağrımızı yaptık. Sonuçta kendi başımıza seçime girmeye mecbur bırakıldık. Kaybetsek bile başından sonuna kadar savunduğumuz birlik beraberlik çağrısını yapmış olmak bizim için önemliydi. Tüm Bel-Sen’li emekçiler olarak girdiğimiz listeden bir arkadaşımız yönetime girebildi. Ben de 3 oy farkla yönetime giremedim. Yönetime giremediğimden dolayı üzüldüm ama daha çok bizlere güvenen ve yanımızda olan insanları üzdüğüm için daha çok üzüldüm. Belki diye başlamak yersiz ama kongre günü yapılan kendilerini hepsi çeşitli anlayış ve partilerden ve hatta aralarında il yöneticilerinin varlığına rağmen bağımsız olarak tanıtanların kötü propogandası olmasaydı her şey biz emekçilerin istediği gibi olacaktı.
Benim tecrübesizliğim bu kongreyle bir nebze de olsa tecrübe kazanmıştı. Daha çok çalışmak gerekiyor. Bizler gibi daha çok emekçiye ulaşmak gerekiyor. Önümüzde 3 yıl kadar zaman var. Bizler şimdiden çalışmaya başladık. İlk çalışmamız mevcut yönetimi denetlemek ve emekçilerden kopuk, yanlış yapılacak olan bir işe mahal vermemektir. Bizler küsmeden bıkmadan usanmadan her üyemizin işyerine gideceğiz. Ekmeğimizden aşımızdan arttırıp en ücra köşede ki iş üreten insanların haklarını ve hukuklarını birlikte korumak için gideceğiz. Ben Tüm Bel-Sen’de “Bize gerçek bir sendika lazım” tartışmaları içinde kendimi buldum, emek hareketini ve Emek Partisi’ni tanımaya başladım. Bir sonraki sefer daha kalabalık olacağız. Ve son sözü Tüm Bel Sen’li emekçiler söyleyecek. Daha açık, daha demokratik bir biçimde hep birlikte yöneteceğiz sendikamızı.
Mücadele edenler her zaman kazanamazlar ama kazananlar hep mücadele edenlerdir!

*İZSU İşyeri Temsilcisi

ÖNCEKİ HABER

Greif’te neler oluyor?

SONRAKİ HABER

Afrika sıcakları geliyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa