Hans Heinz Holz Berlin’de anıldı

Hans Heinz Holz Berlin’de anıldı

Alman Marksist Filozof Hans Heinz Holz’un doğum günü vesilesiyle Berlin Marx-Engels Merkezinde Felsefeci ve Junge Welt Gazetesi Editörü Andreas Hüllinghorst, psikolog ve Alman Komünist Partisi (DKP) Temsilcisi Hans-Peter Brenner ve Salzburg Diyalektik Felsefe Topluluğundan Dil Bilimci Hannes A. Fellner’in katılımıyla bir felsefe etkinliği gerçekleştirildi.

Kaan KANGAL
Berlin


Alman Marksist Filozof Hans Heinz Holz’un doğum günü vesilesiyle Berlin Marx-Engels Merkezinde Felsefeci ve Junge Welt Gazetesi Editörü Andreas Hüllinghorst, psikolog ve Alman Komünist Partisi (DKP) Temsilcisi Hans-Peter Brenner ve Salzburg Diyalektik Felsefe Topluluğundan Dil Bilimci Hannes A. Fellner’in katılımıyla bir felsefe etkinliği gerçekleştirildi. Etkinliğin açılış konuşmasında Alman diyalektik düşünce tarihinde ve devrimci siyasetinde Hans Heinz Holz’un mihenk taşlarından birisi olduğu ve ölümünden sonra geride bıraktığı eserlerin devrimci mücadelenin teorisi ve pratiği açısından bugün ve gelecekte yol gösterici olacağı söylendi.

‘HEGEL’SİZ BİR MARKSİZM MÜMKÜN OLAMAZ’

“Holz ve Gerçeklik ile Felsefenin İlişkisi” başlıklı sunumunda Hüllinghorst, Marx’ta ‘felsefenin gerçekleştirilişi ve kaldırılışı’ şiarının Hegel’i çıkış noktası olarak aldığını, ama Hegel’in Marksizm’in sistematik bir unsuru olarak kazanılmasında bu çıkış noktasının tek başına yeterli olmayacağını belirtti. Hegel’in hukuk felsefesinde “gerçeklik ussaldır, ussal olan gerçektir” tespitinin Marksizm’de varolan ile varolması gereken arasında inşa edilen köprüde belirleyici bir rol oynadığının altını çizen Hüllinghorst, Marx’ın Hegel yorumu konusunda kavram ve gerçeklik arasındaki ilişkinin iyi anlaşılması gerektiğini vurguladı. Hüllinghorst, Hegel’siz bir Marksizm’in mümkün olamayacağını da sözlerine ekledi.

“Felsefenin Gerçekleşmesinde Lenin’in Payı” adlı sunumunda Hans-Peter Brenner, Holz’un Lenin’in Felsefe Defterleri’nde fragmanlar ve notlar halinde bulunan düşünceleri sistematik bir bütün olarak ortaya koymasının Engels’in de sıkça dile getirdiği bütünlük bilimi veya tümel bağlam bilimi açısından son derece değerli bir katkı olduğunu belirtti.
Hannes A. Fellner konuşmasında Holz’un Çin felsefesi üzerine yaptığı çalışmalara ve geçmişten bugüne Çin’de siyaset ve felsefe arasındaki ilişkilere değindi. Fellner, Holz’un sisteminin üç aşamadan oluştuğunu, ilk olarak Hegel’in diyalektiğinin materyalizmde tersine çevrilerek felsefenin saf teori olmaktan kurtarıldığını, ikinci olarak devrimci mücadelede teorinin pratiğin bir momenti haline getirildiğini, devrimci pratiğin devrimci olmayan bir teori ile ayakta kalamayacağını ve aynı şekilde bu pratikten yoksun bir teorinin içinin boş olacağını, üçüncü ve son olarak ise felsefenin kendi nihai işlevini ancak yeni bir toplum formasyonunun ve dünya modellemesinin tasarlanmasında ve temellerinin atılmasında yerine getirebileceğini söyledi. İçeriği, kapsamı ve yetkinliği itibarıyla teorinin, siyasi faaliyete ve sınıf partisinin yürüttüğü mücadele eksenine yakından bağlı olduğunu ifade eden Fellner teorinin bu çizgi doğrultusunda kendisi için kaçınılmaz olan tarihsel ve kültürel kaynak ve unsurları dikkate alması ve kendisini bu bütünlük içinde kavrayarak siyasi-tarihsel konumunu belirlemesi gerektiğinin altını çizdi. Fellner konuşmasını teori-pratik bütünlüğüne sahip bir felsefenin sadece tarihsel değil, aynı zamanda kültürler arası olması gerektiğini vurgulayarak bitirdi. Etkinlik soru-cevap ve tartışma bölümüyle sonlandı.

www.evrensel.net