İtalyan halkından nükleere geçit yok

İtalyan halkından nükleere geçit yok

İtalyan halkı Pazar ve pazartesi günü, nükleer enerji başta olmak üzere suyun özelleştirilmesi ve başbakan ve bakanlara geçici süreli dokunulmazlık sağlanıp sağlanmaması konularında sandık başına gitti.Nükleersiz hayat oyların çoğunluğunu alırken, halk sular idaresinin özelleştirilmesine ve dokunulmazlığa da izin ve

Nükleersiz hayat oyların çoğunluğunu alırken, halk sular idaresinin özelleştirilmesine ve dokunulmazlığa da izin vermedi. Referanduma katılım oranının yüzde 57 olduğu belirtildi. Halk oylamasının sonucunda seçmenlerin yüzde 95’e yakını, nükleere, özelleştirilmiş suya ve dokunulmazlığa ‘hayır’ dedi.

Nükleer enerjiye karşı çıkan muhalifler, referandumdan istediklerini aldı: “İtalya’da nükleer enerjiden kurtulduk ve su kaynaklarının halka ait olduğunu gösterdik.” “Bu halkımız için büyük bir zafer, çok memnunuz, bu harika bir zafer. Bunun son olmamasını umut ediyoruz.” “Bütün referandumları kazanmak gerçekten harika. Her şeyden önce, Berlusconi’nin yargılanması gerekiyor çünkü o bir haydut.”

BERLUSCONİ YİNE KAYBETTİ

Referandum, İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi için kısmi yerel seçimlerin ardından ikinci bir yenilgi oldu.
Reşit olmayan genç bir kızla para karşılığı birlikte olma suçlamasıyla yargılanmakta olan Berlusconi, yeniden hakim karşısına çıkarıldı. Muhalefet, Berlusconi’yi istifaya çağırdı.

8 SANTRAL AÇILACAKTI

1986 yılında Çernobil’de yaşanan felaketin ardından endişeye kapılan İtalyanlar, yapılan referandumda nükleer santrallerin kapanmasını istemişti. Nükleer enerji, son aylarda hükümetin gündemine tekrar alındı. Hükümet, var olan 4 eski nükleer enerji santraline ek olarak 4 yeni santral daha açmayı planlıyordu. Nükleer enerji politikasında ısrarcı olan Silvio Berlusconi, Fukuşima’da yaşanan felaketin ardından yaşanan korku üzerine, “Biz kamu görüşü nükleer enerjiye ihtiyacımız olduğu yönünde değişene kadar 1-2 yıl daha beklemeyi tercih ederiz” demişti. (DIŞ HABERLER)


İTALYA’NIN NÜKLEER SERÜVENİ

İtalya’nın nükleer enerji macerası 1986’daki Çernobil faciası ile başladı. Nükleer yıkım İtalyan halkının referandumla bu enerjiye “hayır” demesine neden oldu. Ardından da 4 nükleer santralin kapısına zincir vuruldu.

Bu santrallerden biri olan Trino’daki Enrico Fermi santrali 1964 ile 1987 arasında faaliyette bulundu. Ülkenin kuzey kesimindeki Caorso nükleer santraliyse kapılarını 1990’da kapattı. Fakat bölge halkı santralin bir gün tekrar devreye sokulacağından hep endişelendi.

Üstelik İtalya’nın nükleere hayır demesi başka ülkelerden nükleer enerjiyle üretilen elektrik ithal etmesini engellemedi. İtalyan elektrik şirketi ENEL, özellikle Fransa’dan elektrik satın alırken nükleer enerjiye sahip başka ülkelere yatırım yaptı. Bugün ülke kullandığı elektriğin yüzde doksanını ithal eder durumda.

Fakat gaz ve petrol fiyatlarının hızla artması İtalya’nın yoksun olduğu bu kaynaklara alternatif bir çözüm üretmesini zorunlu kıldı.

Berlusconi’nin 2008’teki zaferi nükleer konusunun tekrar masaya yatırılmasına yol açtı. 2009’daki Fransa ziyaretinde İtalyan başbakan, İtalya’da 4 yeni nükleer santral inşa edilmesi konusunda Fransız meslektaşıyla anlaşmaya vardı. Berlusconi, santrallerden ilkinin 2020’de hizmete sokulmasına karar verdi: “Fransa nükleer enerji sayesinde enerji ihtiyacının yüzde 80’ini karşılayabiliyor. Böylece ülke kesinlikle güvenli ve temiz bir enerjiden faydalanıyor. Ayrıca Fransızlar İtalyanlara oranla enerjiye yarı yarıya daha az ödüyor.” Fakat Fukuşima faciası Berlusconi’nin planlarını alt üst etti. Depremlerin sıkça yaşandığı ülkede nükleer santral planlarına halk, 80’lerdeki gibi yeniden karşı çıkmaya başladı.

www.evrensel.net