Yeni bir Anayasa, mümkün mü?

Yeni bir Anayasa, mümkün mü?

12 Haziran genel seçimlerine çok yaklaşmış bulunmaktayız. Bu seçimlerin diğer seçimlere nazaran ayrı bir yeri ve önemi var. Malum bu seçimden sonra yeni bir anayasa ülkenin gündemine gelecek. Çünkü bugün bütün her kesimin ortak kanısı 12 Eylül Anayasasının artık değiştirilmesi ve yeni bir anayasa

12 Haziran genel seçimlerine çok yaklaşmış bulunmaktayız. Bu seçimlerin diğer seçimlere nazaran ayrı bir yeri ve önemi var. Malum bu seçimden sonra yeni bir anayasa ülkenin gündemine gelecek. Çünkü bugün bütün her kesimin ortak kanısı 12 Eylül Anayasasının artık değiştirilmesi ve yeni bir anayasanın hazırlanması gerekliliğidir.

Peki Nereden Hasıl Oldu Bu Yeni Anayasa İhtiyacı?

Bir kere bu soruya geniş çerçeveli bir yanıt verebilmek için hukuk kavramına Marksist bir bakış açısı sunmak gerekecektir. Bu anlamda  alt yapı ve üst yapı terimlerine değinip hukuk kavramının (Anayasa, Yasa... vs.) kökenini, nasıl yönlendiğini açıklayalım. Alt yapı; ekonomik ilişkileri ve bunun etrafında biçimlenen üretim ilişkilerini oluşturan maddi unsurlardır. Üst yapı ise toplumun manevi, siyasi, ahlaki, düşünsel kurumlarının oluşturduğu bir unsurlar bütünüdür. Üst yapı toplumun alt yapısının bir yansımasıdır. Yani toplumun üretim tarzı ve üretim ilişkileri o toplumun siyasi, hukuki, ahlaki, felsefi yapısını meydana getirir. İşte genel anlamda Hukuk dediğimiz kavram egemenlerin iradesinin bir yansımasıdır. Temel bir hukuk kavramı olan anayasanın da bugün ülkede tartışılıyor olması bu açıkladığımız kavramlar ışığında tesadüf değildir. Türkiye'de sermayenin ihtiyaçları, buna bağlı olarak egemen güçler arasındaki ilişkilerin yeniden şekillenmesi, AKP hükümetinin kendi konumunu güçlendirmesi ve uluslararası tekelci sermayenin ihtiyaçları yeni bir anayasa gerekliliğini doğurmuştur. Egemen güçler ne bağımsız ne de demokratik bir Türkiye'nin inşası için yeni bir Anayasa istememektedirler. Arzuladıkları şey kapitalist - emperyalist sistemin ihtiyaçlarına uygun bir yeniden yapılandırmanın gerekliliğidir.

Anayasa ihtiyacının diğer kanadını ise Kürt halkının verdiği hak mücadelesi, işçi ve emekçilerin hak talepleri ve örgütlenme özgürlüğü mücadelesidir. 12 Eylül Anayasası bütün bu beklentileri karşılamaktan uzak, antidemokratik, devletçi, milliyetçi bir anayasadır. Yeni anayasanın 1982 Anayasasına benzememesi gerekliliği bugün yaşadığımız sürecin ne kadar kritik ve önemli olduğunun göstergesidir.

İşte yeni Anayasa sürecinin iki zıt kanadı vardır. Bir kanadını burjuvazinin değişen ihtiyaçları, diğer bir kanadını ise işçi sınıfının ve ezilen Kürt halkının demokrasi ve eşitlik mücadelesi oluşturmaktadır.

Bizler Gençlik Olarak Bu Anayasa Sürecinde Neler Yapmalıyız?

Bizler bu ülkenin geleceği olan gençler olarak sınıfsız, sömürüsüz, eşit ve özgür dünyanın özleminde ve mücadelesindeyiz. İşçilerin, emekçilerin, ezilen Kürt halkının, kadınların, Alevilerin; kısacası hor görülen, sömürüye maruz kalan herkesin yanındayız. Biz biliyoruz ki; hiçbir hak bize doğuştan bahşedilmedi. Köleliğe karşı isyan etmeseydi Spartaküs, efendiler bizi azat etmezlerdi. Ve yine 12 işkencehanelerinde Mazlumlar feda etmeseydi kendini insanlık onuru işkenceyi yenemeyecekti. Bu örneklerden anlamamız gereken her hakkın bir mücadelenin ürünü olduğudur. Bunun bilinciyle eylemlerde, sokaklarda, varoşlarda, işçi havzalarında, barikatlarda olmalıyız. Haklarımız ve geleceğimiz için devrimci bir bilinçle hareket etmeli, güzel günler için daha fazla emek vermeliyiz.

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Blokunun Desteklenmesinin Önemi

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku, ezilen Kürt halkının ve işçi sınıfının  taleplerini aynı çerçeveye alarak önemli bir iş başarmıştır. Bu noktada "bütün ülkelerin işçileri ve ezilen halkları birleşin" sözünü vurgulamak,  sosyalist literatür açısından önem arz edecektir. Parlamentoda demokrasi mücadelesi vermek, ezilenlerin ayrımcılığa maruz bırakılanların sesi olmak, blok adaylarının misyonudur. Yeni anayasa sürecinde ise demokratik bir anayasanın yapımı için Blok adaylarının mecliste bulunması çok önemlidir. Bütün Türkiye halklarına düzen partilerinin yanında bir alternatifin olduğunu halktan yana insanların da olduğunu göstermeliyiz. Bu kapsamda bağımsız adaylara verilecek her oy önemli ve değerlidir.

Yeni Anayasa İçin Taleplerimiz Üzerine

Türklerin, Kürtlerin ve bütün milliyetlerden halkların tam hak eşitliği sağlanmalıdır. Bu noktada Kürt halkının bölgesel özerklik de dahil demokratik hak talepleri karşılanmalıdır.
İşçilerin, emekçilerin örgütlenme ve siyasal faaliyet yürütmesinin önündeki engeller kaldırılmalıdır. İşçileri, kamu emekçilerini, köylüleri açlığa, sefalete, kölece yaşama koşullarına mahkum eden iş ve çalışma yasaları kaldırılmalı ve yasaklanmalıdır.
Sağlık hakkı, eğitim hakkı, ulaşım hakkı, barınma hakkı, sosyal güvenlik hakkı gibi pozitif statü hakları parasız olmalı ve devlet tarafından zorunlu olarak verilmelidir.

Devletin tüm din ve mezheplere karşı tarafsızlığı sağlanmalı, din dersleri zorunlu olmaktan çıkarılmalı, Diyanet aracılığıyla devlete bağlı din adamlığına son verilmeli, başta Aleviler olmak üzere ezilen ve dışlanan tüm inançların demokratik hak ve özgürlükleri eksiksiz karşılanmalıdır.

Bu taleplere eklenebilecek daha birçok konu olduğunu vurgulayarak bu yazıyı sonlandırmış olalım.

www.evrensel.net