22 Şubat 2014 11:00

Eski Evin Kadınları

En acımasız yüzüyle devam eden ve kadınlara reva görülen “kader, alın yazgısı” uzun tarihimizden bugüne her çarkta hâlâ tıkır tıkır işliyor. Ancak insanın hayal kurabilmesine hiçbir korku engel olamıyor.

Paylaş

Selmane ERTEKİN
Ankara

“Sizin temsil ettiğiniz dünya korkutuyor beni oysa hâlâ hayal kurabilen insanlar, gençler, kadınlar var.” (Eski Evin Kadınları)

En acımasız yüzüyle devam eden ve kadınlara reva görülen “kader, alın yazgısı” uzun tarihimizden bugüne her çarkta hâlâ tıkır tıkır işliyor. Ancak insanın hayal kurabilmesine hiçbir korku engel olamıyor. Kadınlar kendilerine toplum tarafından dayatılan yaşamlara kimi zaman boyun eğiyorlar ama kimi zaman da karşı duruyorlar. Tıpkı tarihte adı saymakla bitmeyecek niceleri gibi...
Günümüzde her geçen gün kadınlar üzerine kadın yazarlar tarafından kaleme alınan hikaye, roman, öyküler de kadınların günümüzde dişiyle, tırnağıyla nerelere geldiğini gösteriyor. Ankara Radyosu tarafından seslendirilen oyun ve şiirleri de olan Göksu’da bunlardan biri olan ilk öykü kitabı “Eski Evin Kadınları” okuyucularıyla buluşmak için hazır. İlk öykü kitabıyla Osmanlının son yıllarından başlayıp Anadolu’nun en ücra yerlerinden cumhuriyet dönemine kadın yaşamlarını kaleme alan yazar, her dönem ve toplumda da kadınların nasıl da birbirine benzediğini anlatıyor.

ÇARESİZLİK, BAŞKALDIRI, ÇARESİZLİK...

Yazar, “Büyüdüm Anne” öyküsü ile kadın yaşamlarının nasıl da kıstırıldığının dayanılmaz ağırlığı anne ve kız arasında geçen diyalogla kendini gösteriyor. Kız evlenmiş ve bir çocukla anne evine dönmüştür.  Annesinin kendisini büyütürken sürekli önüne koyduğu “senin için” babana katlanıyorum lafına karşı başkaldırıdır… Anne evine dönüşü... Çok da ne yapacağını bilmeyen, huzursuz ve mutsuz bir yaşam sürmekte… Kapı önünden sonbahar yapraklarını süpüren anneye seslenir kız “Bırakın girsinler karanlık sevimsiz odalara” sonbahar yaprağının hayatına katacağı renge engel olunmamasını ister.

İNAT MUTLAKA MÜCADELE

Yazar öykülerinde kadın yaşamlarını anne, nine, kız, torun üzerinden geliştiriyor. Bununla kadınların hayatında değişmeyen ve kadına dayatılan tek şeyin, “kader, alın yazgısı” olduğunu söylerken buna karşı her anne-kız –torun ilişkisinde ilerleyen toplum ile birlikte karşı koyma gücünü de gösteriyor.
Anadolu’nun doğusundan güneyine kadar kadın yaşamlarına değinen yazar, sürgünler, kaçışlar, yaşanılan yerleri terkettirilişlerin kadınlar üzerindeki ağır yükü anlatıyor. Diğer taraftan anlattığı kadın yaşamlarıyla yaşanılan dönemin siyasi durumunu da görmezden gelmiyor. Yazar her türlü olumsuzluğun kadın üzerindeki etkilerine ve kadının bunlarla nasıl baş ettiğine, “umuda” işaret ediyor.12 Eylül darbesi sonunda parçalanan hayatlara da dokunan yazar, “Muhbir” öyküsüyle meslek sahibi bir kadının kocası tarafından aldatıldığı ve tüm bunlar yetmezmiş gibi darbe sonrası kocası tarafından nasılda ihbar edildiği kadının, birde bu İhanetle baş edişini anlatıyor.
Nota Bene Yayınları tarafından çıkarılan “Eski Evin Kadınları” okuyucularıyla buluşmak istiyor.

ÖNCEKİ HABER

Nakış İşçileri Turnuvası büyüyerek sürüyor

SONRAKİ HABER

AYÇEP'ten JES'lerin önünü açan torba yasaya tepki

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa