Öğretmenim konuşmayı öğrenememiş

Öğretmenim konuşmayı öğrenememiş

21 Şubat Dünya Anadili Günü Türkiye’de ana dilinde eğitim talebi ile karşılanıyor her yıl. Şanlıurfalı Hasan Ş. ilkokul 2. sınıf öğrencisi. Hasan. Öğretmeni için, 'Bizden çok büyük ama yine de konuşmayı öğrenememiş, bizim gibi konuşamıyor' diyor.

Mehmet Emin DEMİREL
Metin AKARSU
Şanlıurfa-İstanbul


21 Şubat Dünya Anadili Günü Türkiye’de ana dilinde eğitim talebi ile karşılanıyor her yıl.

Biz, ilkokul öğrencisi küçük Hasan’ın yaşadıklarını paylaşarak karşılayalım dedik bu yıl. Şanlıurfalı Hasan Ş. ilkokul 2. sınıf öğrencisi. Hasan ana dilinde konuştukça öğretmeni tarafından azarlandığını söylerken ailesi ise çocuklarını okula zor gönderdiklerini ifade ediyor.

TÜRKÇE İLE İLK DEFA OKULDA KARŞILAŞTI
5 kişilik bir ailenin ortanca çocuğu olan Hasan, henüz 7 yaşında. Okula başlayana kadar ana dili Kürtçe dışında hiçbir dil duymamış Hasan. Türkçe ile okulda karşılaşmış. Biz de ana diliyle konuşuyoruz Hasan’la.

Sınıftaki herkesin kendisi gibi konuştuğunu söylüyor küçük Hasan. Öğretmeni için ise “Bizden çok büyük ama yine de konuşmayı öğrenememiş, bizim gibi konuşamıyor” diyor. Okulda veya derste Türkçe konuşmadıkları zaman öğretmenleri tarafından azarlanıyorlar anlattığına göre. Hasan kendisine neden kızıldığını anlayamadığını söylüyor.

BİR DEĞİL İKİ ODUN GÖTÜRÜYOR AMA...

Bu arada Hasan’ın okuluna yakacak odunu öğrenciler evlerinden getiriyor. Hasan, öğretmeni gibi konuşmadığında azarlanmamak için evden okula bir değil iki odun götürdüğünü fakat yine de Türkçe konuşmadığında azarlandığını anlatıyor.

Ana dilinde konuştuğu için azarlanıyor olmak Hasan için okulu sevilmez bir yer haline getirmiş. Hasan okula sadece arkadaşları ile oynayabilmek için gitmek istediğini ama öğretmen kendisine kızdığı için artık gitmek istemediğini söylüyor.

‘ÇOCUKLARIMIZI OKULA ZORLA YOLLUYORUZ’

Hasan’ın ailesi de iyi Türkçe bilmiyor. Çocuklarının durumunu sormak için okula tek başlarına gidemiyorlar bu yüzden. Yanlarında ya muhtar ya da Türkçe bilen biri oluyor her seferinde. Ailesi Hasan gibi diğer çocukların da okula zorla gittiğini belirtiyor. Baba Osman Ş, “Okula gittiğimizde çocuklarımızın niçin okula gitmediğini çok iyi anlıyoruz. Çünkü bilmediğin bir dille eğitim yapmaya kalkışıyorsun” diyor. Osman Ş, çocuklar okula gitsin diye birçok yola başvurduklarını, çocukları ile birlikte okula giderek onların yanında bile oturduklarını belirtiyor. Ama yine de çocuklar okula gitmeye ikna olmuş değiller.

‘KİMLİKLERİN DIŞLANMASI EĞİTİM İLE OLUMLU BİR İLİŞKİYİ ENGELLER’

Mehmet Şerif Derince (Boğaziçi Üniversitesi/Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü):  Herkes en iyi öğrenmeyi, bildiği dil yoluyla gerçekleştirir. Yani okuma-yazmaya başlamayı, temel sözel ve sayısal becerileri geliştirmeyi en iyi bildikleri ana dilleri yoluyla öğrenebilirler. Ana dilinde eğitim bu yüzden önemlidir. İkinci önemi ise kimlik oluşumu ile ilgilidir. Kimlik, sadece bir dili konuşmakla şekillenmez, aynı zamanda anne-babasının, büyüklerinin konuştuğu bir dili konuşamamakla da oluşur. Çocukların kimlikleri okul müfredatı, ders içerikleri ve diğer eğitim öğeleri tarafından dışlandığında, öğrenciler reddedildiklerini kolaylıkla anlarlar. Herhangi bir sebepten dolayı reddedildiğini hisseden hiçbir öğrenci okula devam etmek istemez. Dolayısıyla, dilleri eğitim süreçlerine dâhil edilmeyen öğrenciler için okul çoğu zaman anlamsız bir yer haline gelir. Anadilleri eğitim sistemi içinde yer almayan öğrenciler, anadillerini konuşabilseler de eğitim tecrübeleri bundan olumsuz etkilenir.

ÇOCUKLAR YAPISAL BİR  EŞİTSİZLİKLE KARŞI KARŞIYA

Türkiye’de ana dilleri Türkçe olmayan ve Türkçe eğitim verilen okullara devam etmek zorunda olan tüm çocuklar bu nedenle yapısal bir eşitsizlikle karşı karşıyadır. Eğitimde kullanılan dili bilmeyen çocukların ne öğretmenleriyle iletişim kurmaları ne de kendilerine öğretilmek istenenleri anlayabilmeleri beklenemez. Eğitim dilini bilen çocuklar için ise kimlikleri dışlandığı için okul ile anlamlı bir ilişki kuramaz. Kendilerine dayatılmasından dolayı çoğu öğrenci, okul tarafından öğretilmeye çalışılan bilgilere direnç gösterir, öğretmenler ve okul ile geçimsiz bir ilişki kurar. Ana dilleri eğitimde kullanılmayan çocuklar arasında okulu terk etme veya sınıfı terki oranlarının çok daha yüksek olması kaçınılmaz olur.

KİMLİKLERİNİ DEĞERSİZ GÖRMEYE BAŞLARLAR

Öte yandan okula devam edebilen ve eğitim sistemine entegre olabilen öğrenciler arasında bir süre sonra kendi kültürlerini ve kimliklerini değersiz görme eğilimi görülebilir. Hatta bazı durumlarda kendi kimliğini reddetme, aileyi reddetme gibi sonuçlarla da karşılaşılabilir. Bir dilin eğitimde kullanılmasının yasaklanması beraberinde çeşitli damgalanmaları da getirir. Dolayısıyla ana dilleri okulda kullanılmayan çocuklar tıpkı dilleri gibi damgalanırlar ve ötekileştirilirler. Bununla beraber, dilleri yasaklı olan çocukların gittiği okullarda gerek fiziksel gerekse de sembolik şiddetin oldukça fazla olması da başka faktörlerle beraber dil ile de kesişir. Tüm bu sorunlar çeşitli şekillerde kesişerek eğitimin söz konusu çocuklar için destekleyici değil zayıflatıcı, güçsüzleştirici bir şekilde işlemesine yol açar.

ANA DİLİMİZİ ÇOCUKLARIMIZA AKTARAMIYORUZ

İsmail Bucaklişi (Laz Enstitüsü-Lazca sözlük yazarı): Diller belli coğrafyalarda, tarihsel sürece ve üretim biçimlerine göre şekillenirler. Bu kopuş ve beraberinde gelen asimilasyon süreçleri anadilleri yok oluşa sürükler. Bunun bir nebze de olsa önüne geçmek için anadilinde eğitim zorunludur. Bunun dışında bütün modern toplumların yaptığı gibi eğitimin başka tiyatro, sinema, televizyon yayınları gibi bir çok şeyle desteklenmesi gerekir. Ama temelde elbette ki anadillerin okullarda sistemli bir şekilde öğretilmesi geliyor. Asimilasyon sinsi bir süreçtir.

Bir kültürün asimilasyona uğraması için illa da birilerinin başınıza dikilmesi ve size talimatlar vermesi gerekmez. Eğer, anadilinizi günlük hayatta kullanamıyorsanız, okulda bu dillerle ilgili hiçbir şeyle karşılaşmıyorsanız, anadilinize karşı toplumda pozitif bir tavır yok ise parça parça bitersiniz. Dilinizi konuşamaz, çocuklarınıza aktaramaz olursunuz. Bugün bizim yaşadığımız da durumda biraz budur.

‘ANA DİLİ BİR ULUSUN KİMLİĞİDİR’

Kurdi-Der Başkanı Selahattin Gültekin, kimsenin doğarken ana dilini kendisinin seçmediğini, bunun doğal bir hak olduğunu dile getiriyor. “Dil bir ulusun kimliğidir” diyen Gültekin, ana dilinde eğitimin bu yüzden önem verilmesi gereken bir konu olduğunu vurguluyor. Hükümetin, ana dilinde eğitim için kolaylıklar sağladığı iddiasına katılmadığını dile getiren Gültekin, ana dilinde eğitim hakkının “seçmeli ders” olmasını eleştiriyor. “Ana dilinde eğitimin yolu açılsaydı ana sınıfından üniversiteye kadar herkes ana dilinde eğitim hakkında sahip olurdu” diyen Gültekin, milyonlarca Kürt çocuğunun ve gencinin temel bir haktan mahrum olduğuna dikkat çekiyor. 

ÇERKES DİLİ DE YOK OLMAKLA KARŞI KARŞIYA

Murat Güngör (Demokratik Çerkes Hareketi): Soykırım ve sürgün yaşamış olan Çerkeslerin yerleştirildikleri Osmanlı topraklarında egemen anlayışın iskan politikalarının da bir sonucu olarak, bir arada yaşama, kimliğini ve kültürünü yeniden üretme ve geleceğe taşıma önemli ölçüde engellenmiştir. Sürgün ve soykırım sonrası Osmanlı topraklarına yerleştirilmiş olan Çerkesler, Cumhuriyet sonrası uygulanan, “Türk ulusu inşası” politikası sonucu daha da baskıcı ve ötekileştirici politikalar ile karşı karşıya geldi. Asimilasyon, devlet politikası olarak yaygın bir şekilde, en küçük yerleşim birimlerine kadar taşınmıştır. Anadolu coğrafyasında birçok dil gibi Çerkesçe de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Genç kuşaklarda anadilini bilen insan sayısı oldukça azalmıştır. Bununla beraber yok olma tehlikesi altında olan olmayan bütün kimliklere ait dil ve lehçelerin yaşatabilmesi ve yeni kuşaklara aktarılabilmesi için pozitif ayrımcılıkla devlet tarafından desteklenmesi şarttır. Ve anadilde eğitime engel olan Anayasanın 42. Maddesi değiştirilmeli. Halkların dillerini yaşatmaları ve kültürlerini yeniden üretmeleri, bölünmenin değil birleşmesin yolunu açar. Farklılıklar bu toprağın zenginliğidir.
 

21 ŞUBAT DÜNYA ANADİLİ GÜNÜ
21 ŞUBAT, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO) tarafından, 17 Kasım 1999’da “Uluslararası Anadili Günü” ilân edildi. Asıl adı Anadil Hareketi Günü olan 21 Şubat, Bengali Dili Hareketi için Bangladeş polisi ile çatışan Bangladeşli üniversite öğrencilerinin öldürülmesinin yıl dönümü aslında. Uluslararası Anadili Günü her yıl, Türkiye’nin de kurucu üyeleri arasında yer aldığı UNESCO’ya üye ülkeler tarafından kutlanıyor. UNESCO’ya üye ülkeler, çokdilliliği de savunuyorlar. UNESCO’nun yayımladığı atlasa göre dünyada 2500 dil tehlikede. Türkiye’de tehlikede olan (100 yıl içinde bir dili konuşacak çocuk kalmayacak ise dil tehlikede kabul edilir-bir dili konuşan hiç çocuk kalmamışsa dil ölü kabul edilir) dil sayısı ise 18. En büyük kültürel ve siyasi sorunlarımızdan biri olan ana dilinde eğitim sorununu bugün vesilesiyle konunun muhataplarına sorduk.

www.evrensel.net