Ukrayna bölünecek mi?

Ukrayna bölünecek mi?

“Turuncu Devrim"in yenilgisini hazmedemeyen AB/ABD cephesi, her fırsatta ülke içerisinde kargaşa çıkarmak, kendisine yakın güçleri iktidara getirmek için çaba harcadı. Gelinen aşamada, emperyalist bloklar arasında Ukrayna’yı paylaşım mücadelesi ülkeyi bölünme aşamasına getirmiş bulunuyor.

Yücel ÖZDEMİR
Köln


Ukrayna’da Rusya yanlısı Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in kasım ayı sonunda, AB ile imzalanması planlanan “Ortaklık Anlaşması”nı son anda Rusya’nın baskı nedeniyle imzalamaktan vazgeçmesi üzerine başlayan protesto gösterilerinde kan dökülmeye başlandı. Önceki gün başkent Kiev’deki Maidan Meydanı’ndan parlamento binasına doğru yürüyüşe geçen göstericilere polis şiddetle yanıt verdi. Ukrayna Sağlık Bakanlığı tarafından dün öğlen saatleri itibarıyla verilen bilgiye göre, gece boyunca çıkan çatışmalarda en az 28 kişi hayatını kaybetti. Ölenler arasında en az 6 polis de bulunuyor. Böylece, SSCB’nin dağılmasından sonra Ukrayna’da en kanlı gün yaşandı. Dün gece geç saatlerde muhalefetle iktidar arasında 'ateşkes' kararı alınsa da olaylar kısa sürede durulacağa benzemiyor.

Eski dünya boks şampiyonu Vitali Kliçko’nın kurduğu UDAR (Yumruk), faşist Swoboda ve Eski Başbakan Julia Timoşenko’nun Anavatan Partisi tarafından örgütlenen AB ve Batı yanlısı gösterilerde asıl olarak hükümet ve devlet başkanın istifası isteniyordu. Bu temelde, yaklaşık üç aydır devam eden eylemlerden sonuç almak isteyen muhalif güçler salı günü parlamentoyu ele geçirmek için harekete geçmişti. Daha önce de birçok kentte belediyeler protestocular tarafından işgal edilmiş, ancak hükümet geri adım atmayınca işgallere son verilmişti.

AYAKLANMA DENEMESİ

Aynı gece Kiev’in dışında ülkenin batısındaki birçok kentte daha çatışmalar çıktı. Lviv’de bir polis panzerini ele geçiren göstericiler ateşe verirken, Ternopol kentinde ise savcılık bürosu ve emniyet müdürlüğü ateşe verildi.

AB ve Batı yanlılarının, parlamentoyu zorla ele geçirerek işlemek hale getirme girişimine Devlet Başkanı Yanukoviç’e bağlı “Berkut” özel timlerinin engellediği dün Alman basınında yer aldı. Bu timlerin protestoculara karşı tazyikli su ve göz yaşartıcı bombanın yanı sıra gerçek mermi de kullandığı ileri sürüldü.

Dün Der Spiegel’in İnternet sitesinde yer alan ve yerel kaynaklana dayandırılarak verilen habere göre, protestocuların “politik liderler” Kliçko ve Arseniy Yazunyuk’u da dinlemeden harekete geçtiği ileri sürüldü.

Ekranlardan yansıyan görüntülere bakıldığında ülke genelinde salı günü yaşanan çatışmalar 2004’teki “Turuncu Devrimi”nden çok bir iç savaş havası hakimdi.
Göstericilerden sonra “Ulusa Sesleniş” konuşması yapan Yanukoviç, muhalefetin demokrasi prensibini aşarak halkı silahlı ayaklanmaya çağırdığını ifade ederek, “Demokrasinin gereği seçimlerdir, sokak protestoları değil” dedi.

“Turuncu Devrim"in yenilgisini hazmedemeyen AB/ABD cephesi, her fırsatta ülke içerisinde kargaşa çıkarmak, kendisine yakın güçleri iktidara getirmek için çaba harcadı. Gelinen aşamada, emperyalist bloklar arasında Ukrayna’yı paylaşım mücadelesi ülkeyi bölünme aşamasına getirmiş bulunuyor. Ukrayna’nın batısındaki kentlerde yaşayanların çoğu AB/ABD yanlısı muhalefetin ya da faşist akımların etkisinde iken, Doğu ve Güney’deki kentler ise Rusya çizgisine yakın. Bu nedenle, fiilen bölünmüş halde olan Ukrayna, son çatışmalarla bir kez daha gerilmiş oldu. Taraflar arasında bir uzlaşmanın sağlanması ise zor görünüyor. Zira, asıl uzlaşmanın ABD/AB ile Rusya olması gerekiyor.
Nitekim, “kanlı gece”nin ardından Yanukoviç ile görüşen Kliçko eli boş döndü. Devlet başkanı ve hükümet yetkilileri, çıkan olaylardan muhalefet hareketini sorumlu tuttu.
Ancak pek çok bölgede olduğu gibi Ukranya’da da taraflar arasında uzlaşma önceki yıllara göre önemli ölçüde azalmış bulunuyor. Bu da Rusya’nın Doğu ve Batı olarak bölünme riskiyle karşı karşıya olduğunu bir kez daha gösteriyor.

BU ÇATIŞMA KOLAY BİTMEZ

SSCB döneminde sanayi, yer altı kaynakları, gemi ve uçak yapımı, silah ve çelik üretimi konusunda önemli bir yer sahip olan Ukrayna, bugün de bu özelliklerini korumaya devam ediyor. Ayrıca, Rus doğal gazının Doğu Avrupa’ya ulaştırılmasında koridor niteliğinde.

45 milyon nüfusuyla Doğu Avrupa’nın en büyük pazar alanlarından biri olan Ukrayna’da bu bölünme, sermaye gruplarının çıkarlarına göre şekillenmiş. Rus nüfusunun yoğun olduğu ülkenin doğu ve güneyinde, sermaye gruplarının Rusya ile iyi ticari ilişkileri bulunuyor. Batıdakiler ise daha çok AB ile ticaret ilişkisi içerisinde. Bu nedenle, ülke üzerinde egemenlik kurmaya çalışan emperyalist devletlerin ülke içerisinde önemli dayanakları bulunuyor. Dolayısıyla, 2004’e kadar uzlaşma içerisinde olan söz konusu güçler arasında bundan sonra daha sert çatışmaların olması söz konusu. Bu çerçevede, 2015’te yapılacak başkanlık seçimlerinin önemli olacağı ifade ediliyor. Her iki kesim de seçimleri kazanmak için elinden geleni yapacak.


BATI’NIN AMACI BASKIYI ARTIRMAK

Protesto gösterilerine başından itibaren hem siyasi hem de ekonomik olarak destek veren AB ve ABD, salı günü meydana gelen ölümlerin ardından Yanukoviç’e baskıyı artırdı. Olaylardan sonra Yanukoviç’i telefonla arayan ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, askerlerin geri çekilmesini istedi. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ise Ukranya’yı ekonomik ve siyasi yaptırımlarla tehdit etti. Ayrıca bugün de Almanya, Fransa ve Polonya’nın dışişleri bakanları Ukrayna’nın Başkenti Kiev’e gidecekler.

www.evrensel.net