Anlamlı bir hayatın kendisi: Delila

Anlamlı bir hayatın kendisi: Delila

Kürt sorununun varlığını kabul etmemekte direnen ve “Türkiye’de terör sorunu, PKK sorunu vardır” diyen resmi görüşe karşı, PKK’nin Kürt sorununun bir sonucu olduğunu dile getirmek, genellikle makul bir giriş noktası olarak algılanır. Hasan Cemal’in son kitabı, ‘Delila-Bir Genç Kadın Gerillanın Dağ Günlükleri’ ise, Kürt sorununu bir PKK gerillasının hayatından yola çıkarak ele alıyor ve gösteriyor.

Fatih POLAT

Kürt sorununun varlığını kabul etmemekte direnen ve “Türkiye’de terör sorunu, PKK sorunu vardır” diyen resmi görüşe karşı, PKK’nin Kürt sorununun bir sonucu olduğunu dile getirmek, genellikle makul bir giriş noktası olarak algılanır. Hasan Cemal’in son kitabı, ‘Delila-Bir Genç Kadın Gerillanın Dağ Günlükleri’ ise, Kürt sorununu bir PKK gerillasının hayatından yola çıkarak ele alıyor ve gösteriyor.

HASAN CEMAL VE DELİLA

Bir Kürt gencinin, hangi toplumsal, siyasal, geleneksel ve kültürel etkilerle dağa çıktığını ortaya koyarken, onun etrafında Kürt sorununun hayatın içindeki belki en doğal fotoğrafını çekiyor. Delila’nın hayatını belgesel bir roman tadında ortaya koyan bu kitabın, Hasan Cemal’in gazetecilik serüveni açısından bir doruk noktası olduğunu da söyleyebiliriz.
1969’da Kemalist ve ‘sol cuntacı’ çizginin mimarlarından Doğan Avcıoğlu’nun Devrim dergisinde yazı işleri müdürü olarak çalışmaya başlayan Hasan Cemal, darbecilikle hesaplaştığı olgunluk döneminin ardından bugün Türkiye’de en büyük tabulardan biri olan ‘gerilla’ gerçekliğini bütün doğallığı ile önümüze koyuyor.

‘BİZİM DELİLA’MIZ, KÜRTLERİN SEZEN’İ’

Hasan Cemal, kendisini bu kitabı yazmaya iten gerçeklikle 2013 yılının mayıs ayında PKK’nin geri çekilme sürecini izlemek için gittiği Metina’da karşılaşıyor: “Dağ yolunda ağır ağır gidiyoruz. Yazımı ve fotoğraflarımı bir an önce geçebilmek için cep telefonumda 3G’yi yakalamak istiyorum. Hiç beklemediğim bir ses patlıyor jipin içinde. Yanık yanık Kürtçe söyleyen hüzünlü bir kadın sesi. Aynı zamanda vakur, dimdik bir ses. İçinde umut da var, keder de. Çekiciliğini hiç yitirmeyecek düşlerin titreşimleri hissediliyor bu kadın sesinde.” Hasan Cemal, araçta yanındakilere “Söyleyen kim?” diye soruyor ve şu yanıtı alıyor: “O bizim Delila’mız, Kürtlerin Sezen’i…”
O kadar etkileniyor ki, sisli dağların arasında, çiseleyen yağmur altında Delila’yı bir daha, bir daha dinliyor. Ardından da o sesin peşine düşüyor ve Delila’nın Silvan’da yaşayan ailesinin adresine ulaşıyor. Annesi Gülsüma Anayla, kardeşi ve akrabalarıyla sohbetler ederek Delila’nın hikayesini dinliyor onlardan.
Delila, 1990’lı yıllar boyunca faili meçhul cinayetlerin en yoğun yaşandığı yerlerden biri olan Silvan’da doğar. Silah sesleri arasında büyür. 1982 yılında dünyaya gelen Delila, amcasını ve kapı komşularını faili meçhulde kaybeder.
Kendisine doğduğunda bir Türk adı olan Şenay adı verilmiştir. Okul yıllarında da ana dilinin inkarının travmatik sonuçlarını iliklerinde hisseder. Ortaokuldayken bir gün şöyle der: “Ana, ben ismini değiştireceğim.”
Delila 17 yaşındayken bir gün, doğduğu evin mutfağında Gülsüma Ana’ya “Gönül gitmek ister savaşa!” adında bir şarkı söyler Kürtçe olarak. Gülsüma Ana, gayet iyi anlar kızının ne demek istediğini. Yanağında yaşlar süzülür. Ama kızına belli etmek istemez.

‘BENİM MESKENİM DAĞLARDIR’

Delila’yı en çok etkileyen olaylardan biri de Abdullah Öcalan’ın yakalanıp Türkiye’ye getirilişidir. Türkiye’nin batısında  dönemin Hükümetinin, medyasının ve milliyetçi çevrelerin ‘PKK’yi bitirdik’ söylemlerini sıkça yinelediği o dönemin Kürtler arasında, Kürt gençleri arasında nasıl yaşandığını Delila’nın özelinde çok iyi görürüz. Delila, ablası ile birlikte açlık grevine başlar. Ablası Şirwan sonrasını da şöyle anlatır: “Apo’nun esareti dağa çıkışları hızlandırdı. Delila, Apo için ‘Ne kadar akıllı bir insan’ diyordu.” Bu süreç Delila için de dağa çıkışında hızlandırıcı olmuştur ve üç kadın, bir erkek, dört kişilik bir grup olarak dağa çıkarlar. Delila’nın hayatı, Kürt kadınının PKK’nin mücadelesiyle birlikte geçirdiği dönüşüm sürecinin de somut bir örneğidir.
Delila’nın çocukluğunda başlayan müzik tutkusu gerillalık döneminde daha da gelişir. Örgüt yöneticileri sesinin güzelliğini, müzik yeteneğini değerlendirmek için onu Avrupa’ya göndermek isterler. Ancak Delila “Benim meskenim dağlardır” der ve direnir.
Belgesel, şiir ve yazıyla gerillanın dili olan Halil Dağ, Delila’nın son günlerine tanıklık eder ve şarkılarına klip çeker. Bugün Delila’nın kliplerine Youtube’da ulaşabiliyor ve o müthiş sesi dinleyebiliyorsak bunu Halil Dağ’a borçluyuz.
Everest Yayınları tarafından yayımlanan kitapta, Delila’nın kendi el yazısıyla günlükleri de yer alıyor. Bu, günlük notları Hasan Cemal’in kitabının da omurgasını oluşturuyor.
Delila kendi isteği üzerine gönderildiği kuzeyde, yani Türkiye Kürdistanı’nda, arkadaşlarıyla birlikte uğradıkları saldırıda yaşamını yitirir. Kardeşi Abdülbaki şöyle anlatır sonrasını: “Delila’nın şehit olduğu tarih, 24 Ağustos 2007. 27 Ağustos’ta parti açıklıyor. Ve devlet bize tam 18 ay sonra veriyor Delila’nın cenazesini.”
Hasan Cemal’in, Gazeteci Erdal Er’e verdiği ve ANF’de yayımlanan röportajında söylediği gibi “Delila anlamlı bir hayatın kendisidir.”
Ve artık şu dizeler sadece Sabahattin Ali ya da Sezen Aksu değildir, aynı zamanda Delila’dır:
Başım dağ saçlarım kardır
Deli rüzgarlarım vardır
Ovalar bana çok dardır
Benim meskenim dağlardır dağlar...

www.evrensel.net