Levent Tüzel: Devlet, böcek cumhuriyeti olmuş

Levent Tüzel: Devlet, böcek cumhuriyeti olmuş

HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, TBMM'de görüşülmekte olan Aile ve Sosyal Politikalar yasası 87. maddesi üzerine yaptığı konuşmada ülkenin bir böcek cumhuriyeti haline geldiğini belirtti.

HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, TBMM'de görüşülmekte olan Aile ve Sosyal Politikalar yasası 87. maddesi üzerine yaptığı konuşmada ülkenin bir böcek cumhuriyeti haline geldiğini belirtti.

Levent Tüzel’in konuşması şöyle:

"Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, uzunca bir zamandır İnternet üzerine ülkemizde bir tartışma sürüyor ve şimdi bunun üzerine Hükümet, kendi üzerindeki bütün suçlamaların, eleştirilerin, kamuoyunun yoğun bir şekilde tartıştığı ve bir "çürüme" olarak adlandırdığı bu devlet yönetimindeki olan bitenlerin üzerini örtmek için bu düzenlemeyi getiriyor.

Zamanlama manidar mı? Tabii ki manidar ama başlangıcı, biraz önce burada da vurgulandığı gibi, haziran aylarına dayanıyor. Haziran protestolarında yoğun bir şekilde kullanılan İnternet, sosyal medya ve paylaşım, Hükümeti oldukça zor durumda bırakmış. Şimdi, üzerine 17 Aralık yolsuzluk soruşturmaları ve dün akşam da burada, işte, Başbakanın oğlunun da kurucusu olduğu vakıf ve diğer bütün vakıfların adının geçtiği bütün bu yolsuzluk sarmalı, arazi ihaleleri, rant paylaşımları, şimdi bunlar halkın gözünde daha çok konuşulur, tartışılır durumda. Bunun önü kesilmek isteniyor, çok açık. Burada bir halk korkusu var, halk çekincesi var, halktan gizleme var. Ama ne adına geliyor? Her zaman olduğu gibi, kişi özgürlüğü, kişinin özel hayatı, katalog suçların önüne geçilmesi gibi. Ama ortada 40 milyon kullanıcının hak ve özgürlüklerinin üzerine bir yük geliyor, bir engelleme geliyor. Bunun neresi özgürlük, neresi demokrasi? Halkın bilgiye ulaşma hakkının gasp edilmesi, sansürlenmesi var. Bu, tabii ki kabul edilebilir bir şey değil. Demokrasilerde, özgürlüklere saygılı rejimlerde ne kadar eleştirilirse eleştirilsin, yine bir yargı mekanizması vardır, bir yasama ve yargı denetimi vardır. Burada bunlar bir kenara bırakılıyor ve olduğu gibi, Hükümetin bürokratları, idari mekanizmalar karar alıcı, karar verici, uygulayıcı durumuna geliyor.

Bakın, kaç gündür böcekler konuşuluyor. Devlet olmuş bir böcek cumhuriyeti. Böcekler, dinlemeler her yerden fışkırıyor. Cumhurbaşkanı, Başbakan, 550 milletvekili -milletvekillerinin sadece çalışmaları değil, özel hayatları da bu dinleme sarmalının içerisinde- dinlenmeyen yok ama iş gelip kendilerine dayandığında, yani yürütmeye, yürütmenin başına dayandığında, bu sefer sesler ayyuka çıkıyor, bunun önü kesilmek isteniyor, işte "Dinlemeleri kısıtlayacağız." benzeri türde girişimlere başvuruluyor. Bakıldığında, işte, biraz önce burada konuşan milletvekili arkadaşımız, bir soru önergesini kendi sitesine koyduğu için İletişim Başkanlığı oraya dahi müdahale etme hakkını kendinde görüyor. Çünkü düzen, olmuş böyle bir kara düzen, olmuş böyle bir çürüme ve Sayın Bakan özür dilemek durumunda kalıyor.
Şimdi, gelecekte kimin güvencesi var? Kimsenin güvencesi olmadığı gibi bu Hükümetin de güvenilirliği kalmamıştır. Artçı sarsıntılar, bu deprem sonrası artçı sarsıntılar peş peşe sürmektedir.

Peki, halk nerede, bütün bu gürültü patırtının, bütün bu arbedenin arkasında halk nerede? Halk burada suçlu durumda değil ama halka güvenmeyen bir Hükümet söz konusu ve İnternet'e sansür getirmek isteyen bir Hükümet ama, bu Hükümetin ağzından da "millet" lafı düşmüyor. "Millet temsiliyeti, millet iradesi, milletin hakkına hukukuna saygı." "Millet, millet..." diye ortada dolanıyor ama "bilgiye ulaşmak isteyen millet" yok. Milletin temsilcilerini tuzluk yerine koyan ve "Bu tuzlukları ayıklayacağız." diyen, bütün bu Parlamentodaki milletvekillerine bu gözle yaklaşan bir siyasi irade, siyasi egemenlik her yerde istediğini yapmak istiyor. Dolayısıyla, milletvekillerinin buna izin vermemesi lazım. Halk iradesi...

Peki, bu tuzluk yerine konulan milletvekilleri, sizler bu sandıklardan, hani o Başbakanının sıkça gösterdiği sandıklardan çıkmadınız mı? Ama menfaat çatışması ortaya çıktığında, menfaat ve çıkar çatışması bu yöneticileri birbirine düşürdüğünde, o zaman millet iradesi ve sandık bir kenara kolaylıkla atılıveriyor.

Yani "Temiz siyaset, temiz siyaset." konuşuluyor. Düşünebiliyor musunuz "İnlerine dalacağız, inlerinden çıkartacağız." diye bir söylemde bir temiz siyaset olması mümkün mü? Şimdi, herkesin bir bel altı korkusu var, seçimlere doğru acaba hangi çıkar ilişkileri, hangi kirli çarşaflar o sosyal medyada dökülecek, görülecek diye bir telaşla bunların önüne geçmek için bir çaba içerisinde ama bu çaba nafile.

Abdullah Levent Tüzel devamla; “Halk bütün bunların üzerinden gelecek, medyayı satın alma çabaları, iş adamlarını devreye sokma çabaları da fayda etmeyecektir.
Bakın, dün Başbakan için lehine konuşan gazeteciler, "darbe", "komplo" diyenler bugün "Ya, komplo değilmiş." diye dönüyorlar. Bu dönmeler de artık fayda etmeyecek.
Temiz siyaset, halk için siyaset, demokratik bir gelecek diyoruz.
Teşekkür ediyorum."
 

www.evrensel.net