Devrimi boğmaya çalışıyorlar

Devrimi boğmaya çalışıyorlar

Azza Kamel, feminist ve kadın hakları savunucusu Mısırlı bir yazar. Ayaklanma içinde başından beri yer alan Kamel, ilk günden itibaren Tahrir Meydanı’nda sabahlayan mücadeleci yüzlerce kadından biri. Bir konferansa katılmak üzere geldiği Stockholm’de Kamel ile görüşme fırsatı yakaladık.Tahrir’de yaşadıklarınızı anl

Murat Kuseyri


Tahrir’de yaşadıklarınızı anlatabilir misiniz?
20 yaşlarında bir erkek ve kız çocuğum var. Her ikisi de  ayaklanmanın başladığı gün Tahrir Meydanı’ndaydılar. Ben de çocuklarımı yalnız bırakmamak için oraya gittim. Meydanda bir çok tanıdığımla karşılaştım. Bazıları benim gibi çocuklarını yalnız bırakmamak için meydana gelmişlerdi. İlk gün  halk çok dağınık ve örgütsüzdü. Ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Ama ikinci gün gıda, sağlık, savunma, basın gibi değişik komiteler kuruldu. Herkes üzerine düşeni fedakarca yaptı. Hayatımın en güzel  günlerini Tahrir Meydanı’ında yaşadım. Meydanda dayanışma, birlik, saygı, sevgi, özgürlük vardı. Herkes birbirine karşı son derece saygılıydı. Devrim anlatmakla anlaşılamaz. Onu yaşamak gerekiyor.

Kadınların ayaklanmadaki rollerinden bahsedebilir misiniz?
Kadınlar devrime erkeklerle birlikte omuz omuza katıldılar. Meydanda laikliği savunan ve Müslüman Kardeşler’e sempati duyan kadınlar hep birlikte mücadele ettiler. Yaşlı, genç, başörtülü, başı açık, Hıristiyan Müslüman kadınlar yan yanaydılar. Meydanda birlikte sabahladılar. Hiç kimse eve gitmek istemiyordu. Dayanışma ruhu güçlü, hoşgörü fazlasıylaydı.
Birlikte protesto ettik, meydanda sabahladık. Kadınlar saldırıya uğradı, öldürüldü. Bu devrim aynı derecede hem kadınların ve hem de erkeklerin devrimidir. Daha önceki devrimlerin tecrübelerinden direnmeyi sürdürmemiz, kadınların haklarının sınırlanmasını engellememiz gerektiğini öğrendik. Nasır’ın Devlet Başkanlığı yaptığı dönemde yasalar daha laikti. 1971’de Devlet Başkanlığını devralan Enver Sedat sola karşı Müslüman Kardeşlerle flört etmeye başladı. İslami yasalara uyum sağlanmasına olanak veren değişiklikler kadınların haklarını önemli ölçüde kısıtladı. Mübarek rejimi döneminde bazı yasalar şeriat temel alınarak hazırlandı. Erkeklerin birden fazla kadınla evlenebilmeleri, kadınların erkeklerin sahip oldukları malların ancak yarısına sahip olmaları, kadınların yargıçlık mesleğini icra edememeleri bu ayırımcı yasalardan bazıları. Halkın çoğunluğu din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını, medeni yasaların kabul edilmesini istiyor. Ancak Müslüman Kardeşler ve yandaşları kadınların haklarını sınırlayan yasaların değiştirilmesine karşı çıkıyorlar. Bunu engellemek için de direniş gösterecekler. Sert bir mücadele olacak.
Arap dünyasında yaşanan devrimler içerisinde değişik sosyal gruplara mensup farklı farklı yaşlarda kadınlar yer aldılar. Ayaklanmalar kadınların demokratik haklarını savunabilmelerinin, seslerini duyurabilmelerinin ve taleplerini gündeme getirebilmelerinin yolunu açtı. Bu şansı değerlendirebilmek için çok çalışmamız gerekiyor.  Kadınlar bütün şehirlerde devrimi ateşlemek için önemli roller oynadılar ve kadınlar hala Tunus’tan Mısır’a ve Libya’ya kadar uzanan tüm bölgede önemli roller oynamaya devam ediyorlar.

Taleplerinizi gerçekleştirebildiniz mi?
İstediklerimizin bir kısmını elde ettik. Ama Mübarek rejiminin kalıntıları hala iktidarda. Bu yüzden sorunlar ortaya çıkıyor. Çok dikkatli olmalıyız ve mücadeleden vazgeçmemeliyiz. Her hangi bir devrimin 4 ayda başarıya ulaştığını gördünüz mü? Devrim devam ediyor. Devrimi boğmaya çabalıyorlar. Ordu eski ordu. Ülkeyi hala ordu yönetiyor. Devrimi kontrol etmek ve engellemek istiyor.  
Ayaklanmadan beri çoğunluğu genç 5 bin 600 kişi askeri mahkemelerde yargılandı. Bundan 1,5 ay önce 26 yaşındaki bir genç, Askeri Konsey’i eleştirdiği için 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ama mücadele sürüyor. Halk orduya karşı direniyor ve taleplerinde ısrar ediyor. Mücadele henüz sonuçlanmadı. Ordudan bize karşı hoşgörülü olmasını, medenice davranmasını bekleyemeyiz. Ama askerler korku içindeler. Çünkü gelecekte ne olacağını bilemiyorlar. Halk değil askerler korkuyor.  Yüksek Askeri Konsey Gösteri ve grevleri yasaklayabilmek için yeni bir yasa tasarısı hazırladı. Ama halk bu tasarıları ciddiye almıyor, gösteri yapmaya devam ediyor. Akademisyenler, yazarlar ve işçiler her dakika mücadeleye devam etmelidirler. Biz sadece büyük balıkları değiştirdik. Orta büyüklükteki ve küçük balıklar hala duruyor. Onları değiştirmek yıllar alacaktır.

Kadın işçilerin ayaklanmadaki rollerinden söz eder misiniz?
Aslında işçi sınıfının en geniş kesimini kadınlar oluşturuyor. Mısır da devrimden önce de bir kadın işçi sınıfı vardı ve bu kesim daha çok sendikalarda örgütlüydü. Kadın işçiler devrimde önemli bir rol oynadılar. Bir çok kadın bireysel sendikal haklar talepleriyle devrim hareketine katıldı ve öncelikli olarak kadın işçilerin haklarını gündeme getirdi. Onlar belki de devrime en çok angaje olan, devrimi taşıyan kesimlerdi.

Kadın işçiler başından beri devrimin içinde miydi?
Elbette başından beri devrimi destekliyorlardı ve ilk günden itibaren de devrim hareketine katıldılar. Ama belki ön sıralarda görünmüyorlardı. Daha sonra çok daha fazla görünür oldular.

Kadınların somut talepleri nelerdir?
Bizim için, yani kadınlar için eşit vatandaşlık hakkı istiyoruz. Eşitlik, tam anlamıyla batı normlarında bir eşitlik olmalı. Yaşam standartlarımızın yükseltilmesinin yasal güvence altına alınmasını, ayrımcılığın son bulmasını , sadece kadın ve erkek arasındaki değil Hiristiyan ile Müslüman arasındaki eşitsizliğin de kalkmasını istiyoruz. Vatandaşlık hakları eşitlik temelinde yeniden düzenlenmeli.

Konferansta devrimin orta sınıfların hareketi olduğunu söylediniz. Bunu biraz açar mısınız?
Devrimi başlatan genç insanlar daha çok orta sınıfa dahillerdi. Mısır’ın yeni genç kuşakları daha iyi eğitimliler.  Hem yüksek teknolojik bilgiye sahip olarak kendilerini yetiştiriyorlar hem de Arap olarak  batı normlarını ve kültürünü de takip edebiliyorlar. Bu devrim Arap toplumu için yapıldı ama gençler burada çok önemli bir rol oynadı. Onlar sürekli sokaktaydı. Dolayısıyla devrimin profilini de onlar belirledi.

Eylül ayında yapılacak seçimler için neler söyleyeceksiniz?
Seçimler bir salata olacak ve kurulan yeni partiler Mısır’ın geleceğini belirlemede söz sahibi olacaklar. Bugüne dek 70 civarında yeni parti kuruldu. Halk değişiklik istiyor. Sadece ordu ve aşırı dinci gruplar değişikliklere karşı. Eski rejimin partisi, Ulusal Demokrat Parti toparlanmaya çalışıyor ama hiç şansı yok. Müslüman Kardeşler kaygı verici ama ciddi bir başarı gösterebileceklerini sanmıyorum. Kahire Üniversitesinde yapılan öğrenci derneği seçimlerimde sadece % 20 oranında oy alabildiler. Benim seçimlerden sonraki durumun Mübarek rejimi döneminden çok daha iyi olacağından kuşkum yok. Artık halk manipülasyona geçit vermiyor.

Kıptılere yönelik saldırıları kimler ve hangi amaçlarla gerçekleştirdiler?
Devrimimizi çalmaya çalışıyorlar. Devrimi boğmak için halklar arasında düşmanlık yaratmak istiyorlar. Kıptilere yönelik katliam Afganistan ve Pakistan’dan gelen aşırı dinci gruplar tarafından gerçekleştirildi. Karışıklık ve endişe yaratmak için sabotajlar yapıyorlar. Kıptilere yönelik ayrımcılık Enver Sedat döneminde yasallaştırıldı. Devletin dininin İslam olduğunu belirleyen Anayasanın 2. Maddesi iptal edilmeli, Kıptilerin vatandaşlık hakları anayasal güvence altına alınmalıdır.

Dış dünyadan beklentileriniz nelerdir?
Biz güçlüyüz. Yardım değil uluslararası dayanışma istiyoruz. Ülkemizde olanların dünyaya duyurulmasını istiyoruz. Değişik ülkelerdeki partiler ve sosyal gruplarla ilişki kurmak ve bilgi alışverişinde bulunmak istiyoruz. Devrimimize, bize, halkımıza ve istemlerimize Türk halkının ve Türk devletinin sahip çıkmasını, destek vermesini bekliyoruz. Türklerin, özellikle de aydınların devrimimize destek vermesini, adalet arayışlarımıza destek olmalarını ve  mahkemelerimizi izlemelerini istiyoruz. (Stockholm/EVRENSEL)


Türkiye’yi bile protesto ettik

Ayaklanma sırasında Mübarek hedef alınırken, rejimin müttefiki ABD’ye yönelik protestoların yer almamasını nasıl yorumluyorsunuz?
Niçin biz devrim esnasında Amerika’yı protesto edecektik ki?  Yani bizim ajandamızda direkt Amerika yoktu  ki onu protesto edelim. Bizi bu  noktaya getiren ve adalet arayışlarımızı körükleyen sebeplerin  başında Mısır’ın antidemokratik rejimi ve onu temsil edenler vardı. Biz istemlerimizi sıraladık. Protestolarımız yönetimin baskı ve adaletsizliklerine yönelikti. Başka zamanlar ve daha sonra Amerika’yı protesto ettik. Yani bir Gazze olayında ya da İsrail olayında ya da diğer olaylar kapsamında bunu yaptık. Hatta Türkiye’yi bile protesto ettik. Ama biz kendi sorunlarımıza o kadar eğilmiş durumdaydık ki bizi o an ABD’nin tutumu ya da bölgesel politikası hiç ilgilendirmedi. En önemli şey bizim amacımızdı ve amacımız çerçevesinde protestolarımızı yoğunlaştırdık.

www.evrensel.net