Aklımızda hocam aklımızda

Aklımızda hocam aklımızda

'Taraflardan bir kimsenin kazanıp diğerinin kaybetmesi esasına dayalı bütün şans oyunları kumar kapsamında değerlendirilip haram kılınmıştır' fetvasıyla Diyanet İşleri Başkanlığı, 'lades' denilen ve tavuk kemiği ile oynanan oyunun bu özellikleri taşıdığından 'haram' olduğunu bildirmiş.

Sennur SEZER

Taraflardan bir kimsenin kazanıp diğerinin kaybetmesi esasına dayalı bütün şans oyunları kumar kapsamında değerlendirilip haram kılınmıştır. Zira bir taraf karşılıksız olarak kaybederken, diğer taraf da hak etmeden kazanıyor” fetvasıyla  Diyanet İşleri Başkanlığı  “lades” denilen ve tavuk kemiği ile oynanan oyunun bu özellikleri taşıdığında “haram” olduğunu bildirmiş. Ben önce güldüm ama sonra bu fetvayı verenleri haklı buldum.

Hatırlayacaksınız “Yapılması, kullanılması, yenilip içilmesi İslam dinince kesin olarak yasak edilmiş şeylere haram” denir. İçki içmek, kumar oynamak, zina etmek, adam öldürmek, Müslüman ya da kafir bir insanın kusurlarını onun yokluğunda (Kendini savunamayacak durumdayken) söylemek ve iftira etmek haramdır.  Haram kılınan eşya ya da davranış kendisinde bulunan, bir zarar sebebiyle (domuz eti ve şarap gibi) yasaklanmışsa buna “liaynihî (bizzat, doğrudan) haram” denir. Kendi özelliğinden dolayı değil de elde etme şekli, kazanma yolu gibi (Çalınmış ekmek, gasbedilmiş para vb.) dışarıdan bir nedenle yasaklanmışsa buna da “ligayrihî (bilvasıta, dolayısıyla ) haram” denir.

Lades oyunu karşısındakinin dalgınlığından, saflığından yararlanmaya dayanır. Lades tutuştuğunuz kişinin eline rastgele bir şey tutuşturursunuz ve basarsınız narayı “Ladeees”. Hani  tapu vaadi kağıdı verir Lades dersiniz, emekli maaşı zammı verir lades dersiniz. O kişi sizin verdiğinizi “AKLIMDA” deyip almalı... Yoksa gitti gider.
İşte Diyanet İşleri bizi bu konuda uyarıyor. Elinize her tutuşturulana kanmayın, aklımda demeden (tavuk kemiği bile olsa) vaatleri almayın. Gerçi saflıktan yararlanmak haramdır ama haramı dinleyen yoktur.   


LADESİM KUMAR OLSUN MU?

Nazife YAŞAR
İstanbul

“-Ladesim lades olsun mu?
-Olsun.
-Yerde ne var?
-Nohut.
Gökte ne var?
-Bulut.
-Sen bunu kırk gün kırk gece unut.”
Hatırladınız sanırım bu tekerlemeyi. Sofrada tavuk varsa, akla hemen lades oyunu gelir. Artık kime denk geldiyse tavuğun göğsünden çıkan çatal şeklindeki köprücük kemiği uzatılır tekerleme eşliğinde oyun arkadaşına. Bir ucundan kendisi tutar, öbür ucunu karşısındakine tutturur. Amaç rakibine bir şey vererek ‘kandırmak’ ama bu verdiği şey yiyecek içecek ve lades kemiği olmaz. Oyunda taraflardan biri kandırılmak üzere kendisine bir şeyler verilmek istendiğini fark ettiğinde ‘aklımda’ diyerek onu alabilir. Bu durumda kaybetmemiş olur.
Eğer ‘aklımda’ demezse diğer kişi lades diyerek oyunu bitirir. Karşılıklı tutulmuş lades kemiği ile pazarlık başlar, ‘Ben şunu alırım’, öteki ‘Peki ben de şunu veririm’ der. Pazarlıkta anlaşılır ve sen unut ben unutmayayım ‘temennisiyle’ oyunun ilk hamlesi yapılır: Oyunun kurallarına karşı gelinerek  koparılmış lades kemiği karşı tarafa uzatılır büyük bir muziplikle.  Çoğu zaman boş bulunulup alınır ama oyunun kuralıdır, kemik uzatılmaz...

Ailenin diğer bireyleri de saf tutar oyunda. Daha çok ‘unutkan’ olan desteklenir, karşı tarafın hamleleri için küçük ikazlar yapılır. E tabi buna karşı itirazlar yükselir. Sonunda biri kazanır, oyunda vadedilen hediye de çoğu zaman unutulur. Neyse yani, anlayacağınız hoş bir zaman geçirilir. Ve bu oyunu oynamayan aile yok gibidir. Peki hiç düşündünüz mü bu oyunu oynarken aslında ailecek kumar oynadığınızı? Evet Diyanet böyle buyurmuş. 

Demiş ki: “Taraflardan bir kimse-nin kazanıp diğerinin kaybetmesi esasına dayalı bütün şans oyunları kumar kapsamında değerlendirilip haram kılınmıştır.”
Hadi gelin bir bakalım bu kumar ne, hangi halklar tarafından  ne kadardır oynanıyor:

İLK GÜNAHKARLAR ETRÜSK KAHİNLERİ

Lades tutuşmanın kökeni, Etrüsk kahinlerine kadar uzanı-yor. Geleceği öğrenmek için tavuklardan yararlanan Etrüsk kahinleri, lades kemiğini niyet tutmak için kullanmışlar. Yere çizdikleri daireyi yirmiye bölerek,  buralara yirmi Etrüsk harfi yazar ve darı serperlermiş. Dairenin içine bırakılan tavuk darıları toplarken, gagasıyla işaret-lediği harflerden kahin anlam çıkararak geleceği okurmuş.  İşte bu tavuklar öldüğünde lades kemikleri çıkarılıp  kurutulur ve kırılmadan niyet tutmakta kullanılırmış.  İngilizcede lades kemiğinin adı wishbone, yani niyet kemiğidir.

YAD ANMA, PHİLİPPİNE, VIELLIEBCHEN, FORCELLO...

Uzun parçanın kazanılmasını talih sayan Romalılar bu adeti Etrüsklerden almışlar. İngiltere’ye Romalıların getirdikleri inanç,  ilk kez Şükran Günü’nde uygulanmış. ABD’de ise yine Şükran Günü’nde hindi pişirerek lades tutuşmak adeti yaygınlaşmış.
Farsça yâdest hem oyunun adı hem de Türkçede söylenen ‘aklımda’ sözcüğünün karşılığıdır (yâd anma, hatırda tutmadan gelir). Ahmet Vefik Paşa, lades kemiği karşılığı olarak uçurcak sözcüğünü bildirir. Fransızcada ladesin karşılığı olarak kullanılan Philippine sözcüğü, Almanca Vielliebchen’in telaffuzundan bozmadır. 1860’lar Fransası’nda ise Sevgililer Günü selamlaşma sözcüğüdür. Lades tutuşan bir Fransız veya Alman’a, sözlüklerde lades karşılığı olarak verilen Vielliebchen veya Philippine oyununu oynamaları, ladesin Roma geleneğinden koptuğunu gösteriyor. İtalyancada lades Latinceye bağlanan forcello (çatalcık) sözcüğünden gelmekte ve sayılan bu dillerle bir alışverişin gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Ingilizcede wishbone, Amerikan efsanesine karşın, çok geç bir tarihten, 1853 yılından itibaren saptanabilmektedir.

www.evrensel.net