Biz yoksullukla boğuşurken  onlar milyonları götürmüş

Biz yoksullukla boğuşurken onlar milyonları götürmüş

Tersane işçileri son günlerde en fazla yolsuzluk operasyonlarını konuşuyor. İş başındayken, yemek ve çay molasındayken söz dönüp dolaşıp yolsuzluk operasyonlarına geliyor. İlk yolsuzluk haberleri gelince, AKP’lisi, CHP’lisi, MHP’lisi kimse inanmak istememiş. Ama her şey ortaya serilince bu görüşler değişmeye başlamış.

Ali DOĞAN
İstanbul

Tuzla tersaneleri denince akla ilk gelen ölümdür. Ardından da kriz zamanlarınada işten atılan binlerce işçi. Milyon dolarlık gemiler ve yatlar yapan ama paylarına ölüm ve işsizlik düşen, gemiden ilk önce atılan işçiler...

Tersane işçileri son günlerde en fazla yolsuzluk operasyonlarını konuşuyor. İş başındayken, yemek ve çay molasındayken söz dönüp dolaşıp yolsuzluk operasyonlarına geliyor. 17 Aralık’ta ilk yolsuzluk haberleri gelince, AKP’lisi, CHP’lisi, MHP’lisi kimse inanmak istememiş. Ama her şey ortaya serilince bu görüşler değişmeye başlamış. İlk operasyondan bu yana neredeyse bir ay geçti. Tersanelerde yolsuzluklar için hâlâ komplo diyen de var, beddua eden de. Kim ne derse desin işçilerin ortak fikri şu: “Biz ay sonunu getiremezken, çocuklarımızın isteklerini yerine getiremezken, milyonları götürenlere hakkımızı helal etmiyoruz.”

İNANMAK İSTEMEDİK AMA...


Adnan Yıldız yıllardır değişik tersanelerde boyacı olarak çalışıyor. Yolsuzluk iddialarını soruyoruz. İlk sözü “Üç çocuk babasıyım. İnanın kazandığım parayla ay sonunu getiremiyorum. Emin olun çevremden borç alarak ya da avans alarak çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılıyorum” oluyor. Çalıştığı firmada 50 kişi olduklarını belirten Yıldız, 17 Aralıktaki yolsuzluk operasyonunu duyunca inanmak istemediklerini anlatıyor. “Ben de dahil hiçbirimiz hükümetin böyle bir olayla gündeme geleceğini düşünmezdik. İlk duyduğumuzda bunun gerçek olamayacağını konuştuk. Olaylar açığa çıkmaya başlayınca durum değişti” diye işyerlerindeki tartışmaları anlatan Yıldız, AKP’ye oy veren arkadaşlarının bile fikirlerinin değiştiğini dile getiriyor. “Biz yoksullukla boğuşurken hükümetin bakanları milyonları götürmüş. Bunu da yıllardır bizim inançlarımızı sömürerek yapmışlar” diyen Yıldız kimsenin yaşananlara sessiz kalmaması gerektiğini söylüyor.

‘AKP’DEN İSTİFA ETTİM’


Başka bir tersane işçisi Hüseyin Yeşil’le görüşüyoruz. AKP’ye oy verdiğini söylüyor. AKP kurulduğu günden beri çalışmalarına katıldığını, çevresindekilerin de katılması için uğraştığını anlatıyor. “Dilim döndüğünce hükümetin yaptıklarını önce aileme ve çevreme anlattım. Çoğu zaman çevremde hükümet aleyhine bir şey söylense hep karşı çıktım. En çok da tersanede çalışan arkadaşlara kızıyordum Ama şimdi hükümetin hırsızlığını hem kabullenemiyorum hem de arkadaşlarımın çevremin yüzüne bakmakta sıkılıyorum” diye içinde bulunduğu durumu aktaran Yeşil, artık AKP’li olmadığını, üyelikten de istifa ettiğini belirtiyor. “Çünkü şunu anladım, hırsızın yanında duran  suç ortağıdır. Başbakan hep yetim ve fukaranın hakkından bahseder. Biz Karadeniz insanı da buna dayanamayız. Artık Başbakan’a  ve yanındakilere söylüyorum: Çaldığınız boğazınıza dursun.”

‘SAĞLAM İRADE PARALAR NEREDE?’

Gürsel Menekşe 20 yıllık tersane işçisi. Ona da yolsuzluk iddialarını soruyoruz. “20 yılda kazandığımla aldığım bir dairem var. Bunun dışında da bir servetim yok. Tüm yolsuzluk haberleri kanıma dokunuyor. Bir de gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar” diye söze başlıyor. Sonra sözü bazı sivil toplum örgütlerinin Başbakan Erdoğan’a destek için astırdıkları ‘Sağlam irade afişlerine getiriyor. “Sağa sola afiş yapmışlar. ‘Sağlam irade’ diye. Her ağzını açtığında komplodan söz ediyor Başbakan. Cemaat bana tuzak kurdu diyor. Yıllardır beraber götürüyorlardı” diyen  Menekşe, Başbakan’a destek veren sendikalara da tepkili. Tersanelerde yaşanan iş cinayetlerine sesini çıkarmayan sendikaların yolsuzluk yapanlara desteklerini açıklamasını kabul edemediğini söylüyor ve ekliyor. “Ama bu devran böyle sürmez, sağlam irade paralar nerede?”   

KİMİNİN OĞLU KİMİNİN BACANAĞI

Şaban Kızılkan da tepkili işçilerden. “Yıllardır eşimle beraber gece gündüz çalıştık. Üç çocuk büyüttük. Çocuklarımızı komşulara bırakıp çalıştık anca bir daire alabildik. Yıllardır çalışıyoruz halâ geçinemiyoruz” diyen Kızılkan, ayakkabı kutusundan 4,5 milyon lira çıkınca şaşırıp kaldığını anlatıyor. “Kiminin oğlu, kiminin bacanağı götüren götürüyor. Biz işçilere hep sefalet reva görülüyor” diyen Kızılkan da herkesi yaşananlara tepki göstermeye çağırıyor.


YOLSUZLUKLARI KONUŞACAKLAR

Erdem GEYİK
İstanbul

Yolsuzluk tartışmaları Tuzla’nın diğer sanayi sitelerinde ve emekçi mahallelerinde de gündem. Tuzla Sanayi İşçileri Komitesi bugün saat 19.00’da Aydınlı Mahallesi Gençlik Bilardo salonunda yolsuzlukları konuşacak. Gazetemiz Ekonomi Editörü Bülent Falakaoğlu  ve Emek Partisi MYK Üyesi Metin İlgün’ün konuşmacı olarak katılacağı toplantıya birçok işkolundan işçilerin katılması bekleniyor. İşçi komitesi bir süredir bildiriler ve el ilanlarıyla toplantıya katılım çağrısı yapıyor. Bu çalışmalar sırasında konuştuğumuz işçiler hükümete tepkili.

Kimya işçisi Cem Yıldız: Yolsuzluk kanıtlandı. Bunlar bizden oy isterken, yolsuzluğu engelleyeceklerini söylediler, ama kendileri yolsuzluk yaptılar. Bizim alın terimizi çalıyorlar. Milyonları, milyarları çalarken işçilere yüzde  5 zam veriyorlar. Bütün zamları vergileri bizim sırtımıza yüklüyorlar. İşçileri bilinçlendirecek, birleştirecek olan sendikalar bile sessiz kalıyor. Bunların görevi işçiyi korumakken bunlar milyonlarımızı çalanları koruyorlar durum bu hale geldi.

Deri işçisi Hüseyin Günel: Bu yolsuzluklar, rüşvetler, hırsızlıklar sadece AKP’nin yaptığı şeyler değil. Türkiye’de 60 yıldır her hükümetin yaptığı şeyler. Kendileri milyonları çalarken asgari ücrete 40 lira zam yapıyorlar. Bir yandan da evlerindeki ayakkabı kutularına milyonları dolduruyorlar. Alın terimizi, çocuklarımızın geleceğini çalanlar, pisliklerinin üstünü “dış güçlerin oyunudur, hükümete yapılan bir komplodur” diye kapatmaya çalışıyorlar. Sendikalar hiç mücadele etmiyor.

Deri işçisi Ayhan Yılmaz: Hükümetin dediği gibi bu hırsızlık komplo falan değil, bunlar ortadadır. Halk olarak ilk gün sokağa çıkmamız gerekirdi. Yolsuzlukların hepsi kanıtlanmıştır. Kimse bunların evine girip ayakkabı kutularına paraları doldurmaz.

www.evrensel.net