Türkiye, \

Türkiye, 'Çalışan Gazeteciler Günü'nde yine birinci!

Cezaevinde bulunan gazeteciler sıralamasında dünyada birinci sırada bulunan Türkiye'de 64 gazeteci, 10 Ocak 'Çalışan Gazeteciler Günü'ne cezaevinde giriyor.

Cezaevinde bulunan gazeteciler sıralamasında dünyada birinci sırada bulunan Türkiye'de 64 gazeteci, 10 Ocak "Çalışan Gazeteciler Günü"ne cezaevinde giriyor. 13 Ocak'ta İstanbul'da görülecek olan "KCK basın" davası öncesi muhalif ve özgür basın geleneğine sahip gazetecilerin çoğunluğunu oluşturduğu tutukluların serbest bırakılmasını talep eden meslektaşları, Türkiye'nin basın ve ifade özgürlüğü konusunda ilerleme kaydetmek yerine daha da geriye gittiği değerlendirmesinde bulundu.

10 Ocak 1961de gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştiren, ileri haklar getiren 212 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği gün olan "Çalışan Gazeteciler Günü"ne Türkiye, en çok gazetecinin tutuklu bulunduğu ülke olarak giriyor. Gazetecileri Koruma Komitesi'nin (CPJ) verilerine göre 49, Tutuklu Gazeteciler ile Dayanışma Platformu'nun saptamalarına göre ise 64 gazetecinin tutuklu bulunduğu Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğü konusunda ciddi gerilemelerin oluştuğuna dikkat çekiliyor. Kürt gazetecilerin "Terörizm" ile ilişkilendirildiğine dikkat çeken CPJ, gazetecilerin iktidar tarafından "tehdit'" olarak görüldüğü zaman hapse atıldığının altını çiziyor. Özellikle "KCK Basın Komitesi" adı altında yapılan operasyonlar sonrasında, Kürt medyasına yönelik "baskı ve yıldırma" politikaları ile artan tutuklu gazetecilerin sayıları sık sık değişirken, çalışan gazeteciler üzerindeki tehditler ise sürüyor. 20 Aralık 2011'de Kürt basın kurumlarına yönelik başlatılan operasyonlarda halen tutuklu bulunan 19 gazeteci için ise Türkiyeli aydın, akademisyen, gazeteci ve sanatçı tarafından 13 Ocak'ta görülecek duruşma öncesinde, gazeteciler serbest bırakılması için imza kampanyası başlatılacağı duyurulmuştu.

'KÜRT GAZETECİLERE KARŞI KIRIM YAPILDI'

Muhalif ve Kürt gazetecilerin yaşadığı sorunlara ilişkin sessiz kalmayan çalışan gazeteciler ise, meslektaşlarının görevini de üstlenmiş durumda. Diyarbakır'da yayın yapan GÜN TV'nin Kürtçe Haber Editör'ü Ömer Tur, bu gazetecilerden biri olarak yaşadıkları sorunlara dikkat çekti. "KCK Basın Komitesi" adı altında Kürt gazetecilere yönelik bir "kırım" yapıldığını kaydeden Tur, özgür basın ve muhalif basın üzerinde, gerçekleri sansürlemek amacıyla yapılan operasyonlar olduğunu belirtti. Tutuklanan veya gözaltına alınan gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle bu gibi baskılara maruz kaldığını ifade eden Tur, "Tutuklanan arkadaşlarımızın hepsi haber veya telefon üzerinde röportaj yapmaları için görüşme yapmışlar ve konuşmuşlar. Türkiye yargısı bunları bir delil olarak alıp arkadaşlarımızı cezaevlerine atmışlar" dedi. Çalışan gazeteciler üzerindeki baskılara dikkat çeken Tur, hükümetin Kürtçe üzerindeki baskılarla kendilerine yönelik sansürler uyguladıklarını ifade etti. Muhalif ve özgür basın çalışanlarına yönelik çifte standart bir uygulamanın olduğuna işaret eden Tur, "Haber yapmada, haber takibinde, bir muhabir haber takibi yaptığı zaman, polislerin hedefleri olabiliyorlar. Muhabirin haber takibi yapmasını engelliyorlar. Mesela kamera çekimlerini engelliyorlar" diye konuştu.
Tutuklu gazetecilerden birinin de Gün TV eski yöneticisi olan Ahmet Birsin olduğunu kaydeden Tur, Birsin'in 5 yıldan bu yana, yaptığı ve yaptırdığı haberlerden kaynaklı tutuklu yargılandığını sözlerine ekledi.

GÖKTEPE, 10 OCAK'TAN İKİ GÜN ÖNCE KATLEDİLDİ

Evrensel Gazetesi Diyarbakır Temsilcisi Cumhur Daş, 10 Ocak "Çalışan Gazeteciler Günü"nü buruk karşılayanlardan. 8 Ocak 1996'da görevini yaparken, polisler tarafından dövülerek katledilen Metin Göktepe'nin gazetesinde çalışan Daş, Göktepe'nin bu önemli günden iki gün önce katledilmiş olmasının manidar olduğuna dikkat çekti. İktidarların her zaman gerçekleri yazan habercilerden korktuğunun altını çizen Daş, "Geçmişte de çokça karşılaştık. Birçok arkadaşımız, meslektaşımız öldürüldü. Hapishanelere mahkum edildiler ve kalemleri kırıldı. Sesleri kısılmak istendi. Bugün de aslında geçmiş dönemlerden farklı bir manzarayla karşı karşıya değiliz" diye konuştu. Muhalif basından ve Kürt basınından çok sayıda gazetecinin cezaevlerine konulduğunu hatırlatan Daş, halkın çıkarlarını gözeten ve gerçeğin peşinden koşan gazetecilerin bedel ödemek zorunda bırakıldığını, kendilerini ise bu arkadaşlarının mirasçısı olarak gördüklerini söyledi. Daş, "Bundan 18 yıl önce Metin Göktepe izlediği bir haber sırasında polisler tarafından gözaltına alındı ve işkence görerek katledildi. Kuşkusuz aradan geçen zamana rağmen, hâlâ muhalif medyanın üzerinde baskılar devam ediyor" dedi.

'SENDİKAL ÖRGÜTLENME ŞART'

"Birçok arkadaşımız cezaevine konulmuş durumda" diyen Daş, mücadele etmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi. Türkiye'de sendikal faaliyetlerin gazetecilik alanında gereken önemi görmediğine işaret eden Daş, iş güvenliği konusundaki sıkıntılarının ise devam ettiğini belirtti. Basın alanındaki örgütlenmenin önemine vurgu yapan Daş, "Bugün tüm basın emekçilerinin bir örgütlülük içerisine girmeleri gerekir. Bir sendika etrafında toplanmaları gerekiyor. Hem iktidarlar tarafından hem de medya patronları tarafından gelecek baskıların kırılması, sansürsüz bir basın hayatının, en azından demokratik bir basın hayatının hayata geçirilebilmesi adına gazeteciliğin olmazsa olmazlarından birini bu örgütlülük sayesinde sağlamamız gerekiyor" dedi. Cezaevlerinde tutulan gazetecilerin serbest bırakılması için örgütlenmenin önemini tekrarlayan Daş, gazetecilerin mesleklerini yapamaz halle getirilmek istendiğini ifade etti.

'BASKILAR AKP HÜKÜMETİ DÖNEMİNDE ARTTI'

Kadın gazeteciliği alanındaz bir ilki gerçekleştiren Jin Haber Ajansı (JİNHA) editörlerinden Zehra Doğan, gazeteciliğin yayın yöntemlerinden dolayı yargılandığına ve baskı gördüğüne işaret etti. Türkiye'de gazeteciler üzerindeki yoğun baskılar nedeniyle, tutuklu gazeteciler sıralamasında birinci sırada bulunduğunu söyleyen Doğan, AKP hükümeti döneminde artan baskıların ciddi boyutlara ulaştığını belirtti. Doğan, "Son zamanlarda AKP iktidarı tarafından gazetecilere yoğun bir baskı oldu. Artık şiddet zamanını geçtik. Şiddeti 'Demokrasi' adı altında gösteriyor. Türk gazeteciler işten atıldı ve tehdit edildiler. Kürt gazeteciler ise tehditlere maruz kalıyorlar" dedi. Düşünce ve ifade özgürlüğünün basının vazgeçilmez dayanağı olduğunu kaydeden Doğan, "Tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmalarını talep ediyoruz" çağrısında bulundu.

'KAÇIRILAN GAZETECİLER HÂLÂ BULUNAMADI'

Türkiye'de basın üzerindeki baskıların Cumhuriyet döneminden bu yana yaşandığını söyleyen Özgür Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Hayrettin Çelik ise, gazete patronlarının sistemden yana tavır aldığına, bu duruma karşılık olarak muhalif gazetecilerin sistem ile hesaplaşmak için direndiğine değindi. Gazetecilerin yaptığı haberlerden dolayı "Örgüt üyesi" olarak yargılandığına dikkat çeken Çelik, "Sadece gazetecilik yapan, yani haber yapan ve muhabirlik yapan 19 özgür basın çalışanı tutukludur. Ve bu ayın 13'ünde de duruşmaları var. Bu arkadaşların yaptığı tek şeyin haberciliktir" dedi. 90'lı yıllarda gazetelerin bombalandığını ve gazetecilerin öldürüldüğünü hatırlatan Çelik, kaçırılan gazetecilerin hâlâ bulunamadığını vurguladı. "Nazım Babaoğlu diye bir arkadaşımız var, 1994'te katledildi. 1994 yılında Özgür Ülke Gazetesi binası bombalandı. Bugün aynı gelenekten gelen arkadaşlarımız cezaevlerinde" diye konuşan Çelik, "Çalışan Gazeteciler Günü"nün kendileri için bir bayram olmadığının altını çizdi. (DİHA)

www.evrensel.net