Depremzedeler yeni yıla umutsuz girdi

Depremzedeler yeni yıla umutsuz girdi

Yeni yıl heyecanı yaşanırken, Vanlı depremzedeler 3. kez yeni yılı konteynerlerde karşıladı. 3 yıldır mağduriyetleri giderilmeyen depremzedeler yeni yıldan da pek umutlu değil. Onların beklentisi, 3 yıldır devletin kendilerine yaşattığı mağduriyetin yeni yılda da yaşanmaması.

Beyar ÖZALP
Sabahattin TAM
Van

Türkiye’de yeni yıl coşkusu yaşandı. Sokaklar baharın gelişini müjdeler gibi rengarenkti. Eskiyen umutlar tazelendi. Aynı şeyleri Van ve Vanlı depremzedeler için söylemek isterdik. Ancak yılbaşı gecesi konteynerlerine misafir olduğumuz depremzedelerin gözlerinden 2014’ten kocaman umutlar görmek isterdik. Umut yerine gözyaşı ve acı vardı.

Anadolu konteyner kentte ilk olarak konteynerine  misafir olduğumuz depremzede Özgül Toprak, yılbaşından ziyade kızının doğum günü olmasından dolayı önemli olduğunu anlattı.
Depremin ardından konteynerlerdeki yaşamlarıyla birlikte bayram ve diğer özel günlerin kendileri için bir anlam ifade etmediğini söylüyor Toprak.

Yeni yıldan beklentilerini sorduğumuzda Toprak, “3 yıldır devletin bize yaşattıklarını yeni yılda yaşatmasın” yanıtını veriyor. Çocukları için mücadele ettiğini söyleyen Toprak, devletin çocukların geleceğimiz söylemini hatırlatarak, “Çocuklar geleceğimiz ise çocuklarımız neden evsiz elektriksiz bir yaşam yaşıyor” diye sordu.

‘OYUN OYNAYABİLECEĞİM BÜYÜK BİR EV İSTİYORUM’

Toprak ailesi ile yaptığımız sohbete evin büyük kızı 9 yaşındaki Rabia ile devam ediyoruz. Rabia için yılbaşı gecesinin önemi konteyner kentte yaşayan diğer çocuklara göre daha fazla, çünkü aynı zamanda onun doğum günüydü. Rabia son 3 doğum gününün birisini çadırda diğer ikisini de konteyner kentte kutladı. Rabia’nın tüm olumsuzluklara rağmen yüzündeki umut gözlerindeki ışıltı eksik olmuyor. Rabia yeni yıldan beklentisine dair sorumuza konteynerlerde kalan diğer çocuklar gibi aynı cevabı veriyor bize: “Konteyner küçük. Rahatça oyun oynayabileceğim bir ev istiyorum.”

Baba Emrullah Toprak da sohbetimize katılıyor. Toprak, içinde bulunduğu durum ve yılbaşından ziyade güncel konulardan konuşuyordu. Bu durum çocukların konteynerin diğer bölmesine geçmesiyle değişiyor. Baba Toprak, çocukların konuşmalardan etkilendiği ve konuşmalar üzerinden hayaller kurduğunu ifade ediyor. Toprak çocukların hayallerinin gerçekleşmeme olasılığının çok olmasından dolayı çocukların üzülmemesi için durumlarına dair çocukların yanlarında konuşmak istemediğini belirtiyor.

ÇOCUKLAR SESSİZLİĞİ BOZUYOR

Toprak ailesine sıcak çayları ve sohbetleri için teşekkür ettikten sonra misafiri olacağımız Altıntaş ailesinin konteynerine doğru gidiyoruz . Karlı sokaklarından geçtiğimiz konteyner kenttin bir tarafında kadın ve erkekleri sessizliğe bürünmüşken, sessizliği çocuk bağırışmaları bozuyor. Altıntaş ailesi de bizi Toprak ailesi gibi sıcak karşılıyor. Geliş nedenimizi anlattıktan sonra Abdurrahman Altıntaş’la sohbet etmeye başlıyoruz. Altıntaş ailesi savaşın mağduru. Köylerinin zorla boşlatılmasından dolayı Van merkeze göç etmek zorunda olduklarını anlatıyor. Devletin zulmünden söz eden Altıntaş, konteyner kentte kaldıktan beri huzurlarının kalmadığını söylüyor. Yılbaşının kutlamasından dahi bahsetmediklerini anlatan Altınaş, kalp hastası olduğunu ve kalbine takılan pille yaşamını sürdürdüğü bilgisini de bizimle paylaşıyor. Altıntaş tek taleplerinin çocukları ile kalabileceği bir ev olduğunu belirtiyor.

YILBAŞI GECESİ BİZLER İÇİN SIKICI

Konteynerde  oyun oynayan çocuklardan Tuba ile sohbet ediyoruz. Tuba yaşının küçük olmasına rağmen konteyner kentte kendileri ile ilgili olan biten birçok gelişmenin farkında. Tuba’ya yılbaşı gecesini soruyoruz. Tüm çocuklar konteyner kentin her bir köşesinde oyun oynarken eğlenirken o ise bize yılbaşı gecesinin kendileri için sıkıcı bir durum aldığını söylüyor. Yılbaşı gecesinin nasıl sıkıcı bir duruma geldiğini sorduğumuzda sınıfında başından geçenleri anlatıyor bize.  Tuba, sınıfındaki bazı arkadaşların kendilerine “Siz konteynerde kalıyorsunuz yılbaşını kutlamayacaksınız” dediklerini anlatıyor. Yılbaşı için sınıfta yaptıkları kurada kendisine çıkan arkadaşının koyteynerde kaldıkları için bu durumu kabul etmediğini da söylüyor Tuba. Sohbetin sonunda Tuba bizden okumasını geliştirmek için hikaye kitabı istiyor. Biz de sonraki gelişimizde kitap getireceğimizin sözünü verdikten sonra Anadolu konteyner kentten ayrılıyoruz.

POLİS ENGELİ SÜRÜYOR

Konteyner kentte fotoğraf makinemizle fotoğraf çekmeye başladığımız gibi yanımıza kendi fotoğraflarını çekmemizi isteyen çocukların  gelmesini beklerken onlardan önce sivil polisler geliyor. Hemen neden geldiğimizi soruyorlar. Gazeteci olduğumuzu söyledikten sonra oyalanmadan çekimimizi yapıp koyteyner kentten ayrılmamızı istediler. Polisin engeliyle karşılaşan tek biz olmadık. Depremzedelerin kalıcı konut taleplerini dile getirmek için belgesel çekimi için konteyner kentte olan Kamera Sokak’ta ekibi de polisin engellemelerinden nasibini alıyor. Belgesel ekibi polislerin kendilerini defalarca engellemeye çalıştığını son olarak özel hareket polislerinin kendilerini engelleyerek görüntülerini istediklerini ifade ettiler.

www.evrensel.net