Umut, örgütlenmekte ve bilinçlenmekte

Umut, örgütlenmekte ve bilinçlenmekte

Umut, duygusal benliğimizin en güçlü parçalarından birisi. Ne kadar olumsuz şartlar içinde bulunursak bulunalım ufacık bir umut ışığı bile bir anda iyimserleşmemizi ve geleceğe yönelik daha farklı düşünceler beslememizi sağlayabiliyor.

Mehmet ÖZYAZANLAR
İstanbul


Umut, duygusal benliğimizin en güçlü parçalarından birisi. Ne kadar olumsuz şartlar içinde bulunursak bulunalım ufacık bir umut ışığı bile bir anda iyimserleşmemizi ve geleceğe yönelik daha farklı düşünceler beslememizi sağlayabiliyor.
İyiye, doğruya, güzele ulaşma umudunun en çok dile getirildiği zamanlar ise yılbaşları oluyor. Tabii takvimsel (zamansal) değişimin, kendiliğinden birtakım olumlu gelişmelere yol açabileceğine inanmak, iyimserliğin de ötesine geçip hayalciliğin sınırlarına girmek anlamına gelir. Ama işte hayal kurmak da tıpkı umut etmek gibi insana özgü bir güzellik. Hayalsiz yapamıyoruz...
Yeni bir yıla girilmesiyle birlikte bütün kötülüklerin, çirkinliklerin, yanlışlıkların geride kalmayacağını aslında herkes biliyor elbette. Ne var ki adet olmuş, yeni bir yılı, yeni bir başlangıç fırsatı şeklinde algılıyor ve yeni bir yıla girmenin heyecanını iyi dileklerle, olumlu temennilerle süslemeden edemiyoruz...

ÖZLENEN DAYANIŞMA

Gerçekçi bir gözle bakınca, yeni yılda spor adına umut verici öngörülerde bulunmak ise pek mümkün görünmüyor.
Endüstrinin tam anlamıyla hakimiyet kurup “mutlak kazanma anlayışını”, parayı ve rantı en büyük değer haline getirdiği, buna bağlı olarak da şiddetin, ırkçılığın, cinsiyetçiliğin, nefretin sıklıkla boy gösterdiği bir ortamda umutlu olabilmek hiç kolay değil.
Oysa endüstrinin dayattığı değerleri reddedip yeni bir kültür yaratmayı hedefleyen güçlü muhalif sesler duyabilsek, spora çok daha farklı gözlerle bakabilirdik.
Oyunda ter döken aktörler (teknik adamlar, sporcular, hakemler) örgütlenip hak mücadelesine giriştikleri, taraftarlar da takımlarından çok sporu (oyunu) sevecek kültürel düzeye ulaştıkları zaman tam anlamıyla umutlu olacağız. Çünkü ancak, örgütlü sporcular ve bilinçli taraftarlarla güç sahiplerinin tekerine çomak sokulabileceğini biliyoruz.
Pek çok muhalif taraftar grubu olsa da bunlar kendilerini fanatizmden arındıramadıkları için yeni bir spor kültürü oluşturma çabasına yeterince katkıda bulunamıyorlar. Muhalif taraftar gruplarının, maçların oynanmadığı ölü sezonda dayanışma duygusuyla bir araya gelip güçlü ses çıkarabildiklerine tanık olmuştuk. Ancak maçların başlamasıyla birlikte herkes öncelikle kendi takımının derdine düşünce muhalif dayanışma geri planda kaldı.

GÜNDEME KAPILMAK

Ortama ve gündemin akışına kendilerini kaptıran gruplar, muhalif olmayı kendi takımlarına karşı yapılan haksızlıklara(!) karşı mücadele etmek şeklinde algılamaya başlıyor ve kendilerini bu dar çerçeveyle sınırlıyorlar. Sonuçta da, hedefin şaşması yüzünden sporun içeriğine yönelik eleştiriler, tartışmalar, sorgulamalar gerçekleştirilemiyor ve yeni bir spor kültürü oluşturma yolunda mesafe alınamıyor.
Taraftarlar; profesyonelliğin ve rekabetin cenderesinde eşitsizlik ve adaletsizlik silsilesine dönüşmüş bir spor düzenine topyekûn karşı çıkmak yerine, takım ve hakem eksenli gereksiz tartışmalarla zamanlarını ve enerjilerini tüketiyorlar. Sanki temel meseleler bunlarmış gibi... Hakemi ve rakip sporcuları baskı altına almanın normal görüldüğü hatta zafere giden yolun önemli bir parçası kabul edildiği bir spor düzeninde hangi gerçek sporsever, bunca eşitsizliği, adaletsizliği sineye çekip de takımının başarısına ya da şampiyonluğuna sevinebilir ki?..

MÜCADELEYE DEVAM!

Federasyon, kulüpler, medya, taraftarlar gibi sporun temel aktörlerini bir şekilde avucunun içine alan endüstri için yeni yıl, hiç şüphesiz yeni kazançlar, yeni kârlar demek. Endüstrinin hakimiyetini kıracak yeni bir spor kültürü inşa edemediğimiz sürece daha nice yıllar geçse de spora her zaman güç sahipleri yön verecek, kazanan da hep onlar olacak.
Gidişat ne kadar yılgınlık ve karamsarlık verici olursa olsun, yine de bu kokuşmuş düzen içinde dahi yapabileceğimiz şeyler olduğunu unutmayalım. Dilimizi; şiddet, ölüm, cinsiyetçilik, militarizm, ırkçılık, nefret, kışkırtma içeren tezahüratlardan arındırmak gibi mesela... Sadece bunu başarmak bile, yeni spor kültürü yaratma yolunda çok önemli bir aşamayı gerçekleştirmek anlamına gelir.
İnsani değerlerle donanmış yeni bir kültür üzerinde yükselecek yeni bir spor düzeni için mücadeleyi sürdürme kararlılığımızı bir kez daha dile getirirken, spor dünyasının emekçilerine de hayallerini gerçeğe dönüştürebilecekleri yeni bir yıl dileyelim!..

www.evrensel.net