Sendikalaşma kampanyası  ne gösterdi?

Sendikalaşma kampanyası ne gösterdi?

Sendikalaşmanın önündeki engellerden biri olan noter şartı 7 Kasım’da yürürlükten kalktı. Bu gelişme üzerine İstanbul’da kurulan Çağlayan İşçi Derneği, kasım ve aralık aylarını kapsayan “sendikalaşma kampanyası” çalışması başlattı. Daha çok işçileri sendikalaşma konusunda aydınlatmayı esas alan bu kampanyaya “Sen sendikalı ol” adı verildi.

Ercüment AKDENİZ / Bahadır KILIÇ

Sendikalaşmanın önündeki engellerden biri olan noter şartı 7 Kasım’da yürürlükten kalktı. Bu gelişme üzerine İstanbul’da kurulan Çağlayan İşçi Derneği, kasım ve aralık aylarını kapsayan “sendikalaşma kampanyası” çalışması başlattı. Daha çok işçileri sendikalaşma konusunda aydınlatmayı esas alan bu kampanyaya “Sen sendikalı ol” adı verildi.
Kayıt dışı, kuralsız ve esnek çalışmanın artık olağan hale getirildiği Çağlayan’da, kampanyanın ardından; sendikalaşma ve örgütlü mücadele üzerine çeşitli tartışmalar gerçekleşti. Bu kapsamda Çağlayan İşçi Derneğinde bir de panel yapıldı. “Sendika nedir ve sendikalı olmanın işçilere faydaları nelerdir?” konulu panelin ön hazırlık çalışmaları sırasında yaşananlar, yürütülen kampanyanın etkisini görmek bakımından önemli veriler sundu:

SENDİKAYI İLK KEZ DUYAN İŞÇİ
* Tekstil işçileri Çağlayan’da daha önce birçok kampanya gerçekleştirmişti. Fakat 7 Kasım’la birlikte ilk defa sendikalaşma çağrısıyla bir kampanya yapıldı. Bu amaçla duvar gazeteleri hazırlandı, el ilanları basıldı ve dağıtımı yapıldı.
* Çalışma sırasında İşçi Derneğine patronlar tarafından tehdit telefonları gelmeye başladı. Çalışmaya katılan işçilerden biri “Sendikalı ol” yazan el ilanları dağıttığı için işten atıldı.
* Anlaşıldığı üzere; dernek de işçiler de doğru yoldaydı. Çünkü ilk defa patronlar bir kampanya çalışmasından bu denli rahatsız oldular!
* Birçok atölyeye bildiriler ulaştı. İşçiler arasında sendikalaşma üzerine adeta ‘tüm taşları yerinden oynatan’ bir tartışma başlamış oldu. İşçilerin birçoğunun sendika lafını ilk defa duymaları da hayli ilginçti!
* Derneğe “Peki, şimdi biz nasıl sendikalı olacağız?” diyen işçi telefonları gelmeye başladı. Öte yandan bu çalışmadan dolayı işten atılan işçinin haberi hemen yayılmış olacak ki, işten atma baskısı diğer işyerlerine de yayılmaya başladı. “Zaten yılda 6-7 ay çalışıyoruz, ondan da olursak ne yaparız?” fikri işçilerde hâkim olmaya başladı.
* İşverenlerin artan baskıları karşısında; “Bu işlerin örgütsüz olmayacağını biliyoruz ama yaşadığımız hayat şartları bizi patronlara mecbur bırakıyor” eğilimi işçilerde öne çıkmaya başladı.
* Bu çalışmada dikkat çekici bir diğer gelişme de gazetemize dairdi. Çağlayan’da daha önce gazetemize abone olan atölye sayısında ciddi azalmalar oldu. Atölye sahipleri ve patronlar gazete dağıtanları atölyelerden içeri almamaya başladı!

VERİLER NEYİ GÖSTERİYOR?

1-Kendi başına noter şartının kalkması demokratik bir adımmış gibi görünse de işin aslı hiç de böyle değildir. Devlet ve patronlar için; işçiler sendikalaşmak konusunda ‘özgürdürler’; tabii işten atılmayı ve tüm baskılara katlanmayı göze almak kaydıyla!  
2-Dolayısıyla tekstil iş kolunda sendikalarda örgütlenmek için, öncelikle fiili ve meşru bir mücadeleyi ortaya koyacak bir işçi birliğine ve işçi örgütlenmesine ihtiyaç vardır.
3-Çağlayan işçileri içinde çalışma bu aşamada ikiye ayrılmak durumundadır. Birincisi, tüm atölyeleri kapsayan “kayıt dışı çalıştırmaya son” başlığıyla bir kampanyanın örgütlenmesi. (Bu çalışmada; kayıt dışı çalıştırmanın sorumluluğunu işçinin üzerine atan işverenler teşhir edilecek ve kayıt dışı çalıştırmanın işçiler için kaçınılmaz bir tercih olmadığı anlatılacaktır). İkincisi ise, büyük işyerlerinde sendikalaşma komitelerinin kurulması ve sendikal örgütlenmenin hedeflenmesi.
Ortaya çıkan bu sonuçlar; tekstil iş kolu kadar diğer iş kollarında örgütsüz çalıştırılan ve örgütlenmek isteyen işçiler için de tartışmaya değerdir.

www.evrensel.net