29 Aralık 2013 06:00

Yatağan’da son sözü işçiler söyleyecek

Aylardır yaptıkları eylemlerle, kurdukları direniş çadırıyla özelleştirmeye karşı mücadele eden Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santral ve maden işçileri, bugün Milas’ta yapacakları mitingle hükümeti bir kez daha uyaracak.

Yatağan’da son sözü işçiler söyleyecek
Paylaş

Korkmaz TEDİK
Yatağan

Aylardır yaptıkları eylemlerle, kurdukları direniş çadırıyla özelleştirmeye karşı mücadele eden Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santral ve maden işçileri, bugün Milas’ta yapacakları mitingle hükümeti bir kez daha uyaracak. Günlerdir hazırlıkları süren büyük mitinge Balıkesir’den Soma’ya, Aydın’dan Denizli’ye bölgenin illerinden işçiler de katılarak destek verecek. “Biz bir kuruşun hesabını yaparken tepedikler milyarları paylaşıyor” diyerek yolsuzluklara tepki gösteren işçiler, halkın da kamu kuruluşlarının peşkeş çekilmesine karşı çıkmasını istiyor. Yılın son günlerinde yapılacak miting için işçiler, her şeye rağmen 2013’ün son sözünü emekçilerin söyleyeceğini belirtiyor.

Yatağan termik santralinin özelleştirilmesinin ilk defa gündeme gelmediğini belirten Tes-İş Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik, işçilerin yıllardır özelleştirmeye karşı mücadele ettiğini hatırlattı. Özelleştirme kararı Ağustos ayında resmi gazetede yayınlanınca komiteleri topladıklarını, çadır kurduklarını ve eylemlere başladıklarını ifade eden Erçelik “Dağa çıktık, Ankara’ya yürüyüş gerçekleştirdik. Açlık grevimiz halen sürüyor” dedi. Özelleştirmeye karşı halkı da bilgilendirdiklerini köy köy gezdiklerini, on binlerce bildiri dağıttıklarını anlatan Erçelik, “Özelleştirmeler ilişkin bir sürü şey söylendi burada. Yolsuzluk operasyonu ortada, belli ki buralarda birilerine söz verilmiştir. Depolarımız dolu, on iki yıllık rezervimiz bulunuyor, ama hala daha stoklama çalışmaları yapıyorlar. Madem buralar satılacak bu kadar hazırlık niye diye sormadan edemiyoruz” diye konuştu.

‘ARSIZ GÜÇLÜ, HAKLI SUÇLU OLUYOR’

Özelleştirmeye karşı direnişlerinin ülkenin dört bir yanından gelen desteklerle önemli bir noktaya ulaştığına dikkat çeken T. Maden-İş Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin, milyonlarca doların ayakkabı kutularından çıktığı görüntüleri ibretle izlediklerini belirtti. Yatağan santrali başta olmak üzere kamu kuruluşlarının özelleştirilmesine karşı çıktıklarını ve mücadele ettiklerini anlatan Girgin, “Bugün bir kez daha görüyoruz ki talebimiz oldukça haklıymış. Her yerde yolsuzluk var, belli ki bu işletmelerde yandaşlara peşkeş çekilmek isteniyor. Santralleri alacak olan firmalara kredi desteği sunuyorlar. Halk dilinde bir söz vardır; ‘arsız güçlü olunca, haklı, suçlu olurmuş’ diye, bizim durumumuz bu işte” dedi.  Güvendiğimiz tek şey haklı oluşumuz değil diyen Girgin, alınterleriyle var ettikleri bu değerleri satanlardan halkın mutlaka hesap soracağını bildiklerini söyledi.  

‘HUKUKEN SATIŞ MÜMKÜN DEĞİL’

“Zarar ediyor” diye santralleri özelleştireceklerini söyleyenlere seslenen Girgin, “Zarar etmediğini Enerji Bakanı bile söyledi. Bırakalım zarar etmeyi, sadece Yatağan termik santralinin külü bile ayda 500 bin TL gelir getiriyor. Muğla yolu üzerinde bulunan Salihpaşalar mevkiinde kömür yağı tespit edildi.

Buralarda on altı milyon ton rezerv olduğu söylendi ve kamulaştırıldı. Özelleştirme kapsamında olan bir kurum için bu kadar hazırlık yapılması düşündürücü. Buradan savcıları göreve davet ediyoruz. Santral ihaleleri ve satışları da incelenmelidir. Görülecektir ki hukuken bile satılması mümkün olmayacaktır. Her şeye rağmen, buradan halkımıza seslenelim; 2013 yılının son sözünü emekçiler söyleyecek” diye konuştu.

ÖZELLEŞTİRMEDEN VAZGEÇ ÇAĞRISI

23 yaşında olan işçi Şükrü Aslan, işe girdikten sonra özelleştişrmeyi öğrendiğini belirterek “Özelleştirmenin peşkeş çekmek olduğunu şimdi anlıyorum. Daha önceleri elektrik işletmesi devlet elindeyken, 2 ay fatura ödeyemezsek bile kesinti olmuyordu. Şimdi geciktiğimiz anda kesiyorlar ve açmak için bile bir sürü para ödemek zorunda kalıyoruz. Hayatımız özel şirketlerin eline bırakılacak. Bu örnek bile özelleştirmenin ne olduğunu anlatmaya yeter” dedi. Özelleştirmenin buradan ekmek yiyen işçileri doğrudan ilgilendirdiğini ama enerjiyi herkesin kullandığına dikkat çeken Aslan, “Bu yüzden burası herkesi ilgilendiriyor. Buradan hükümete son sözümüz ise; siz özelleştirmeden vazgeçene kadar biz direnmekten vaz geçmeyeceğiz” dedi.

Öncelikle eşi ve çocuğunun geleceği için direndiğini ifade eden işiçi Sezai Mancal, “İşçiler kamunun mallarına sahip çıkarken bizi yönetenler de milyarları paylaşıyor. Ne söyleyelim, savcılar bile işini yapamıyor. Gezi direnişi sürecinde Başbakan hukuka inancının tam olduğunu söylüyordu, şimdi ne oldu da savcılar görevden alınıyor. Yolsuzluk operasyonu ile görevlendirilen savcı görevden alındı. Soruşturmanın en başında ise deniz feneri ve hızlı tren davalarını inceleyen savcı var. O soruşturmalar sır olmuştu. Anlaşılan o ki bu soruşturmada sessizce kapanacak” diye konuştu.


BİZ BİR KURUŞUN ONLAR MİLYARLARIN HESABINI YAPIYOR

Şener Oruç (İşçi): Yeniköy linyitlerinde 25 yıldır çalışmaktayım. Buraya geldiğimde 23 yaşındaydım. Buraya o kadar emek verdik ki üzerimizde metal yorgunluğu var.
Sadece emek olarak değil, bir sürü arkadaşımızın aileleri arsalarını istimlak etti. Ben istimlak mağduru olmadım ama anlaşılıyor ki özelleştirme mağduru olacağız.
Bugüne kadar çok acı günümüz oldu ancak özelleştirme gerçekleşirse daha kötülerini göreceğiz diye düşünüyorum.
Bu değerli işletmeleri sermaye lobilerine peşkeş çekecekler.
Biz burada bir kuruşun hesabını yaparken onlar yukarda milyarlarla uğraşıyorlar.
Halk bankasının müdürü diyor ki, “O paraları okul yapmak için aldım” akıl alacak işler değil bunlar. Burada umut veren tek şey var. O da halkımız artık uyanıyor.
Bana öyle geliyor.


KÖTÜ HAYAT VE GÜVENCESİZ GELECEK
Cumhur Yıldız (İşçi):
TKİ’de çalışıyorum, ağır kamyon şoförüyüm. Biz açlık grevinin son nöbetçileriyiz. Dün sabah arkadaşlardan görevi teslim aldık. Özelleştirmenin zararları hakkında bir sürü şey söyledik ama çok uzağa gitmeye de gerek yok. Santralde şu anda özel şirket çalışıyor zaten. Orada çalışan arkadaşlarımızın durumu ortada işte. Daha kötü koşullarda, daha uzun süre ve düşük ücrete çalışıyorlar.
Şahsen bu özelleştirme, ekmeğimizin elimizden alınması anlamına geliyor. Bu da benim zoruma gidiyor. Mücadelemiz artık öyle bir bilinç yarattı ki, bırakalım kendi çevremizi, neredeyse tüm halk destek veriyor.
Hasan Gökçe ( İşçi):  Yirmi yaşındayım, daha yeni sayılırım burada. Babam emekli ve altı kardeşin en büyüğüyüm. Özelleştirmenin ne olduğunu bile bilmezken burada öğrendim. Şunu söyleyebilirim ki özelleştirme, düşük maaş demek, kötü hayat demek, güvencesizlik demek.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Kadınlar 2014\'e \'Merhaba\' derken...

SONRAKİ HABER

Furkan Vakfı kurucusu Alparslan Kuytul hakkında tahliye kararı verildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa