Patronlara gücümüzü gösterelim!

Patronlara gücümüzü gösterelim!

Merhaba. Ben 15 yıllık bir OYAK Renault işçisi olarak fabrikadaki son gelişmeleri yazmak istiyorum. Geçen yıl imzalanan toplu iş sözleşmesi döneminde yaptığımız eylemlerden bu yana fabrikada çalışma koşullarında iyiye giden bir şey olmadığı gibi, işverenlerin acımasız kâr hırsları nedeniyle çalışma koşulları daha da ağırlaştı ve bu durum biz işçileri canından bezdirir hale geldi.

Merhaba. Ben 15 yıllık bir OYAK Renault işçisi olarak fabrikadaki son gelişmeleri yazmak istiyorum. Geçen yıl imzalanan toplu iş sözleşmesi döneminde yaptığımız eylemlerden bu yana fabrikada çalışma koşullarında iyiye giden bir şey olmadığı gibi, işverenlerin acımasız kâr hırsları nedeniyle çalışma koşulları daha da ağırlaştı ve bu durum biz işçileri canından bezdirir hale geldi. Öyle ki çoğu işçinin 10 yılı bile doldurmadan işi bırakmalarına neden oluyor. Üyesi olduğumuz Türk-Metal Sendikası yöneticileri ise bu duruma kayıtsız kalmaya devam ediyor.
Son 6 ay içinde fabrika yönetiminde de bir değişim oldu. 10’a yakın müdürün görevlerine son verildi ve yerlerine Alman ve Slovak direktörler atandı. Onların gelmesiyle fabrikada hem olumlu ve hem de olumsuz anlamda bambaşka bir hava esmeye başladı. Olumlu tek yön banka promosyonlarının bu yeni yönetim tarafından işçilere ödenmesi. İşçiler tarafından bu uygulama yönetime karşı sempati uyandırdı.

BİR TAŞLA İKİ KUŞ

Olumsuz yönü ise bu ödemenin işçiden kat be kat çıkarılması. Şöyle ki şu anda 3’lü vardiya sistemiyle  araba üretmekteyiz. Montaj departmanında bulunan UET’lerden (30’ar kişilik çalışma grupları) kriz bahanesiyle prodüktivite ve kaizen adı altında her 4 ile 5’er kişi eksiltildi. Saatte üretilen araba sayısı da 60’tan 55’e düşürüldü. Bu verilen işleri şimdi, duruma göre 25-26 kişi yapıyor. Böylece kişi başı yapılan iş miktarı artırılmış oldu. Diğer yandan ise; toplamda 15 UET’den 4’er adam eksildiğinde, bir vardiyada toplamda 60 kişi eksiltilmiş oluyor. 3 vardiya çalıştığımız göz önüne alındığında bu rakam toplamda 180’e çıkar. 180 işçiye aylık kişi başı ortalama 1200 lira ücret ödendiğini düşünürsek, bunun yıllık hesaplamasını yaparsak patronun işçilik maliyetinden de ne kadar kâr ettiği, patronların bu yolla bir taşla nasıl iki kuş vurduğu da ortaya çıkar. Sömürünün en acımasız şekilde yürüdüğü fabrika, bu artan iş yükünde işçiler sağlığından oluyor. Bel fıtığı, boyun fıtığı, bel kayması vb. hastalıklarla sakat kalıyor.

ŞİRKET CEO’SU GİBİ...

Yılbaşına yaklaşırken  sendikanın şube başkanı ise çay molalarında bundan 3 ay önce fabrikanın yüzde 15 küçülmeye gideceğini tıpkı bir şirket CEO’su gibi pişkin pişkin anlatıyor yüzümüze baka baka ‘Adam çıkartılacak’ diyor pervasızca. Mücadele etmek, direnmek ya da eylem yaparız demek hak getire. Şu anda 180-250 arası işçi istifa etti. 30 Aralık’ta tazminatlarını alıp çıkacaklar. 200’e yakın sözleşmeli işçi son 2 ayda işten çıkartıldı. Yukarıda da bahsettiğim gibi yüzde 15 küçülme, 6 bin personelden 900 personele denk geliyor. Eğer Renault bu kadar adam çıkarırsa Valeo, Bpo, Teknik Malzeme, SKT gibi Renault’ya bağlı başka  yan sanayiler de  2’li vardiya sistemine dönme riskiyle karşı karşıya. Bu en az 1500-2 bin işçinin kara kışta kapının önüne koyulması demek. Eğer “ekonomik kriz senaryoları” devam edecek olursa Mart ayında Renault’da 2’li vardiya sistemine dönülebilir. Şu anda fabrikada Megan Fluence’in Sedan ve Hatcback ve Clio 4 ve Clio 4’ün K serisi üretilmekte. Fabrikanın Rusya’da 10 bin metrekarelik eski Moskowich fabrikasına taşınacağı, üretimin buraya kaydırılacağı da söylenenler arasında. Renault sadece Safrane, Latidude, Kalos gibi lüks modellerin üretileceği tek vardiya çalışan bir fabrika haline getirilecek.

TÜRK METAL’E ÇAĞRI


Şu anda 21 Aralık’tan bu yana üretime ara verildi. 10 Ocak’ta üretime yeniden başlanacak. Bu süre zarfında gerek sendikaya muhalif, geçen sene eylemlere aktif katılan işçiler gerekse şef ve amirlerince iş hastalığı olan (bel fıtığı, boyun fıtığı, menisküs, bel kayması) vb. rapor alan ve uzun süre tedavi gören işçiler işten atılma riskiyle karşı karşıya. Akıbetimizin ne olacağını bilemiyoruz. Postacının getireceği süresiz iş akdinin 17. maddeden feshi ihbarnamesini beklemekteyiz. Neler olacak ilerki günlerde bekleyip, göreceğiz. Ama ben buradan sendikamızın başkanı Pevrul Kavlak’a seslenmek istiyorum. Nerede o “Kudretli güçlü Türk-Metal!” Nerede mücadeleci sendikal nutukları? Esnek çalışmanın ağababası yapılmakta, gelmeyen işçinin yerine vardiyasını bitirmesi gereken işçi devam etmekte, İşçi 8 saat değil 12 saat çalışmakta. Pevrul Kavlak yaptığı bir açıklamada kıstalyeme (çalıştığın kadar ücret) karşıyız diyordu. 19 günlük tatile çıkacağız, ücretimizin yüzde 50’si ödenecek, haberin var mı? Toyota işçisine, İSDEMİR işçisine vaat vermek kolay. Gelin vaatleri Renault işçisine anlatın. Sizin yüzünüzden 2014 yılında başlayacak olan sözleşmeyi düşünemez olduk. Fabrikada kimse gelecek görmüyor, nedeni hep sizsiniz. İşçiler mücadele etmek istiyor ama en büyük engel sizsiniz. İşçi ne yapsın, canının derdine düşmüş. Sizin gıkınız çıkmıyor.
Ben buradan işçi kardeşlerime sesleniyorum. Mücadele edelim. İşten atmalara son verelim. Patronlara gücümüzü gösterelim, patronlara ve sendikamıza baskı uygulayalım. En son çare olarak hukuki açıdan hakkımızı arayalım. İşe iade davaları açalım, tazminatımızı gasbettirmeyelim. Hangi sendikaya, hangi fabrikaya hangi siyasi görüşe sahip olarsak olalım işçinin işçiden başka dostu yoktur. Sıklaştıralım saflarımızı. Hoşça kalın.

Renault işçisi/BURSA

www.evrensel.net