AKP\

AKP'li işçi: Cebimde 50 lira var, başkaları trilyonları götürüyor

Ayakkabı kutusundan çıkan milyonlar, operasyonda görev alan emniyet müdürlerine görevden el çektirmeler, tutuklanan çocuklar, istifasını veren Bakanlar ve Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk skandalı…


Ercüment AKDENİZ
Bahadır KILIÇ
İstanbul


Ayakkabı kutusundan çıkan milyonlar, operasyonda görev alan emniyet müdürlerine görevden el çektirmeler, tutuklanan çocuklar, istifasını veren Bakanlar ve Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk skandalı…

Öncesi bir yana; 11 yıllık AKP iktidarı boyunca hükümet çatlamaz bir mermer gibi görünüyordu. Türkiye’yi sarsan son yolsuzluk operasyonları hiç şüphe yok ki AKP’de derin bir çatlak oluştururken; AKP’ye oy vermiş seçmen tabanında da belirli bir sarsıntı yaratmış görünüyor.

AKP’nin son birkaç seçimdir açık ara oy farkıyla seçimleri kazandığı Kağıthane’nin Çağlayan mahallesindeyiz.

‘AKP OY VERMEYEYİM DE KİME VEREYİM?’

Görüş almak için ilk olarak AKP’ye oy vermiş bir işçiyle konuşuyoruz. İşçilerin öğlen yemeğinde toplaştıkları bir kafede onu bekliyoruz. Biraz hırçın biraz da güleç bir yüz ifadesiyle gelip masamıza oturuyor. Adı Ercan Kaptan  Tural, aslen Gümüşhaneli. Konuşurken ağzından küfürleri eksik etmiyor. Ziganalıymış. Olaylar hakkındaki düşünceleri de kendi deyimiyle Zigana’nın fırtınaları gibi, sert ve gelgitli. Dinleyelim; “Bence Fenerbahçe’de Aziz Yıldırım’a oynanan oyun bugün Başbakan Erdoğan’a oynanıyor. Öte yandan düşünüyorum; ayakkabı kutusunda da bu kadar para mı olur arkadaş? Bence bütün bunlardan Başbakanın haberi vardır! Eğer bir Emniyet Müdürü bu işleri görüp de müdahale etmiyorsa bence bu da yardım ve yataklık suçudur. Bu yolsuzlukların ortaya çıkması bir bakıma iyi oldu. Başbakan böylece kendisine ve çevresine çekidüzen verir.”

“Peki, yüzün üzerinde emniyetçi görevden alındı buna ne diyorsun?” diye soruyoruz; “Bunlar doğru şeyler değil” diyor ve devam ediyor: “Tamam, doğru hükümettekiler de yiyorlar ama en azından iş yapıyorlar. Ben de böyle düşünenlerdenim. Bakın size bir şey anlatayım; Bir zamanlar Erdal Sarızeybek kendini paraladı, kimse aldırmadı; Vurulan terörist başına para vereceğini söyleyen devlet, o paraları vermedi? Bu paraları kimler yedi? O zaman iktidarın başında Demirel vardı.”

BENİM NE GÜNAHIM VARDI?

Biz Bakan çocuklarını sorunca O lafını esirgemiyor ve sözü Başbakan’ın oğluna getiriyor;
“Başbakan’ın oğlu Bilal askerlik yapmadı. Niye? Peki, benim ne günahım vardı da Yüksekova’ya çatışma bölgesine gönderildim. Ben milliyetçiyim ve bu haksızlıkları görünce dayanamıyorum. Benim yaşım 26 ağabey, daha yeni sözlendim. Bugün benim doğum günüm ama cebimde sadece 50 lira var. Ama başkaları trilyonları götürüyor. Elbette bu içimi acıtıyor.”
Operasyonlara bağlı olarak cemaati soruyoruz: “Feto (Fethullah Gülen için bu lakabı kullanıyor) samimi olsa Türkiye’ye gelir. Onun için yasak kalktı, daha ne bekliyor Amerika’da? Ben Cübbeli Ahmet hocayı seviyorum. Çünkü her şeyi açık açık söylüyor. O yüzden attılar adamı içeri. Tamam, kolunda pahalı saatler olabilir, jetskye de binebilir! Ama adam hem güldürüyor hem gerçekleri söylüyor.”
Peki, seçimlerde kime oy vereceksin diye sorarak sohbeti toparlamaya çalışıyoruz;
“Geçen seçimde AK Partiye verdim” diyor ve devam ediyor; “Ben koyu milliyetçiyim ama oyumu MHP’ye vermem, çünkü onlar mafyaya bulaştı. Beni öldürseler CHP’ye oy vermem. Çünkü onlar Türkiye’yi uluslararası kurumlara şikayet etti. Ülkeyi dışarıya şikayet etmek, açık söyleyeyim; vatana ihanettir! AKP’ye oy vermeyelim de kime oy verelim ağabey?”

SOL BİZİ DİNLEMİYOR

Laf sola, solculuğa ve solcuların kendilerine nasıl baktıklarına geliyor;
“Ben burada Evrensel dağıtan arkadaşlarla çok iyi anlaşıyorum. Bence, Gezi parkında iki kesim vardı. Gerçekten ülkesini düşünen iyi insanlar da vardı provokatörler de. Bizzat sivil polislerden provokatörler vardı. Sol bizi dinlemiyor. Bizi anlamıyorlar. Bir üstünlük, bir nasıl diyeyim çokbilmişlik havası var. Ama bakın Evrensel dağıtan arkadaşlarla ben böyle bir sorun yaşamıyorum, gördüğüm zaman gazeteyi de alıyorum; çünkü en azından seni dinlemesini biliyorlar.”
Tural, fırsat buldukça her iki lafın arasına Ermeni ve Yahudi kelimelerini yerleştirip hakaret dolu sözler sarf ediyor.
“Yahu Kaptan nedir senin bu Ermenilerlerle, Yahudilerle alıp veremediğin?” diye çıkışıyoruz. Cep telefonunda bir numarayı gösterip okumamızı istiyor;
“Jozeph” diyoruz, o açıklıyor; “Jozeph Hristiyan bir arkadaşım. Her tarafında haç dövmesi var. Ama onunla iyi anlaşıyoruz, yanlış anlama ağabey. Ben vatana düşman olanları kastediyorum!”


MİNAREYİ ÇALAN KILIFINA UYDURMASIN

Ali Atarlı, Hatay’ın Aknehir beldesinden gelerek Çağlayan’da tekstil işçiliği yapan bir Alevi genci. Hatay’da yaşananlara gönderme yapıyor: “AKP’de Hatay Belediye Başkanlığı yapan Lütfi Savaş şimdi CHP’den aday! Eski bir MHP’lidir. Eskiden beri biz Alevilere ve solculara kini vardır. Gezi olaylarında Hatay’da Abdullah Cömert yaşamını yitirdi. Ardından Ahmet Atakan’ı kaybettik. O zaman Lütfü Savaş AKP’nin Belediye Başkanıydı ve hükümeti savunuyordu. Hatay halkı bunu kabul etmeyecektir. CHP belki Hatay’da sağın oylarını alabilir ama bizim asla! İstanbul’da Sarıgül, Ankara’da Mansur Yavaş, Hatay’da Lütfü savaş ne oluyoruz? Bence Kılıçdaroğlu da partisinden istifa edip AKP’den milletvekili seçilsin!”  İşyerinde AKP’ye oy veren işçi arkadaşlarının “Evet, Bakan çocukları bu paraları yedi ama öncekiler de yedi, CHP gelse o da yiyecek” dediğini ancak yolsuzlukla birlikte AKP’ye oy veren insanlarda bazı yargılar kırıldığını söyleyen Atarlı, şöyle devam etti: “Ama bu yetmez, işin üzerine gitmek lazım. Yoksa minareyi çalan kılıfını uydurur misali, hükümet bu işten de sıyrılmanın yollarını bulacaktır.”


‘CUMHURBAŞKANININ OĞLU DA OLSA AFFEDİLEMEZ'

Kadir Yiğit’i Çağlayan’daki emlakçı ofisinde ziyaret ediyoruz. Kendisini AK Partili olarak tanımlıyor. Çat kapı girdiğimiz ofisinde bizi çok sıcak karşılıyor ve sorularımıza samimi cevaplar veriyor;
Yolsuzluk operasyonu mu diyelim, hükümete operasyon mu?
Tabii ki yolsuzluk operasyonu! Ama bakınız; istikrar bozulduğunda ben işimi yapamam. Siz de iş yapıyorsunuz; istikrar bozulduğunda siz de gazete dağıtamazsınız. Biz esnaf olarak önce bunu düşünüyoruz. Ama elbette, yolsuzluk varsa; bunu aklı başında bir vatandaş kabul edebilir mi? Ne yazık ki, hangi parti gelirse gelsin yolsuzluk oluyor. Yaşananlar bizim için elbette incitici oldu. İsterse Cumhurbaşkanının oğlu olsun bu durum af edilemez. Yoksa biz kendimize olan güveni kaybederiz. Kötünün en iyisi de vardır elbette ama bu mantıkla hareket edemeyiz. Yaşananlarla ilgili aklımda birçok soru var, çözülmemiş sorular. Halk Bankası Genel Müdürü nasıl olur da ayakkabı kutularına bu kadar para koyar? Yaşananlar yüzde 60 olabilirdir ama yüzde 40 olmaya da bilir, bilemiyorum. Kesin suç ispatlanmadıkça suçlananlar suçlu sayılmamalı. Ama mutlaka bu işin üzerine kararlılıkla gidilmeli.
Yaşananlar gerçekten Erdoğan’a karşı bir ABD komplosu mu?
Şiir okumakla, şiir okuduğu için birkaç ay hapiste kalmakla öyle kolay Başbakan olunmaz! Sonuçta Erdoğan’ı da başa getiren ABD’dir. Büyük güçler desteklemeden kimse iktidar olamaz. Bence “Sarıgül projesi” de benzer bir projesidir. Sarıgül, bence bugün tam ABD’nin istediği bir tip.
CHP için nasıl düşünüyorsunuz?
Ne yazık ki, siyaset futbol maçına döndü. Partiler transferlerle ayakta durmaya çalışıyor. Ben buna karşıyım. Çünkü neyi savunuyorsan orda kararlı durmalısın. AKP’li olduğum halde sürekli şunu söylerim; kaliteli sol her zaman iyidir.

www.evrensel.net