Yatağanlı işçilere omuz verme zamanı

Yatağanlı işçilere omuz verme zamanı

Yatağan’da maden ve enerji işçileri işyerlerinin iktidar tarafından ihaleye çıkartılarak satış kararı almasından bu yana çeşitli eylem ve açıklamalarla bu karara karşı tepkilerini dile getiriyorlar.

Sinan Cem KAYA

Yatağan’da maden ve enerji işçileri işyerlerinin iktidar tarafından ihaleye çıkartılarak satış kararı almasından bu yana çeşitli eylem ve açıklamalarla bu karara karşı tepkilerini dile getiriyorlar. Yıllardan beri ulusal ve uluslararası sermayenin yakından takip ettiği işyerleri için, önceki iktidarlar da AKP gibi özelleştirmek için defalarca karar aldılar. Bütçelerinde özelleştirme gelirleri kaleminden buraların satışlarını öngörerek hedeflerini açıkladılar. Çeşitli firmalar konsorsiyumlar kurarak işyerlerini gezmek istediler, kömür rezervleri bölge ve santralle ilgili bilgiler edinmeye çalıştılar.
Sermaye iktidarlarının bu hedefini bilen işçiler ve Yatağan’daki iki sendika şubesi gerek ülkedeki kamuya ait işyerlerinin durumunu, gerekse de hükümet adımlarını yakından takip ettiler. Gerçekleşen özelleştirme saldırılarına karşı yazılı ve görsel medyada kısmen de olsa işyerlerinde yapılan ülke düzeydeki tepkileri ortaklaştırmak için eylemler yaptılar. Sendikaların delege seçimlerinde, şube genel kurullarında partilerin özelleştirme programları ve buna karşı mücadele gündem ola geldi. Özellikle 2000 yılında işçilerin verdiği mücadele Yatağan’da her kesimin işçilerin adeta hafızasına kazındı. Binlerce işçi ve emekçi meydanlara aktı. İşçilerin mücadelesi Türk-İş Başkanlar Kurulunu Yatağan’da toplanmasına neden olurken Türkiye işçi sınıfının gündemi Yatağan işçilerinin mücadelesi oldu. Adeta Yatağan özelleştirmeye karşı sermaye politikalarına karşı işçi sınıfının görüşünü ilan ettiği kürsü haline geldi.
İşe başlayan yeni işçiler o dönemlerin sıcak mücadelesini büyüklerinden öğrenerek işçilik hayatına adım attılar. İşçilerin aldığı aylık ücretleri bahane edip özelleştirmecilerin arkasında saf tutanlar ortaya konan mücadele karşısında enerjide dışa bağımlılığın, sofralarından ekmeklerin eksileceği anlamına geldiğini anladılar. Yıllarca tütünden geçimini sağlayan üretici köylüler için ürünlerini elinden alan iktidarın fabrikaları da satarak  işçilerin de kendileri gibi aynı kaderi yaşayacağını öğrendiler.
Evlatlarını mermer ocaklarına göndermek zorunda kalan köylüler buradaki insafsız sömürüyü kölelik düzeninin santral ve maden ocaklarında da sürdürüleceğini anladılar. Günlük geçim kaygısının arttığı, gençlerinin işsiz güçsüz kahve köşelerinde doluştuğunu gören yöre insanı duygu ve fikri olarak işçilerle daha da yakınlaştı. Her dönem olagelen seçimler vesilesiyle partilerin adaylarının ilk uğrak yeri her iki sendika ve işçiler oldu. İşten atılan, alacağını alamayan, tazminat hakkı elinden alınan, iş yasalarıyla ilgili fikir almak isteyen örgütsüz binlerce işçi için her iki sendikada onlara açılan kapı oldu.
2013’ün sonuna geldiğimiz bu günlerde bu kapı bu kez de AKP iktidarı tarafından kapatılmak isteniyor. 24 Ocak’ta Kemerköy ve Yeniköy, 10 Şubat’ta da Yatağan santralleri ve kömür sahalarının özelleştirileceği ilan edildi. Günlerdir işçiler de bulduğu her araçla ürettikleri her fikir ve eylemle hükümeti bu kararından vazgeçirmek için mücadele ediyor. İşçiler 29 Aralık’ta Milas’ta “Özelleştirmeye karşı emek ve bağımsızlık” mitingiyle başta bütün Muğlalılar olmak üzere emekten yana herkesi destek ve dayanışmaya çağırıyor. Yolsuzluk ve yoksulluk üreten sermaye politikalarına karşı özeleştirmelerin durdurulması bağımsızlık, demokrasi ve güvenli bir gelecek talebiyle on binlerin katılacağı mitingin hazırlığındalar.
Yatağanlı işçileri, halkın da desteğiyle mücadelelerini büyüterek sürdürüyor. Yatağanlı işçiler sınıf kardeşlerine de sesleniyor. Bu mücadelenin Türkiye’nin dört bir yanına yayılması için, tüm işçi kardeşlerini, başta fabrikalarında ve işyerlerinde olmak üzere bulunduğu bölgelerde harekete geçmeye çağırıyorlar.

*Milas/Muğla

www.evrensel.net