4 yıllık bir fotoğrafın anlattığı...

4 yıllık bir fotoğrafın anlattığı...

‘KCK’ adı altında başlayan operasyonun 2. dalgası 24 Aralık 2009’da gerçekleşmişti. BDP’li belediye başkanları ve Kürt siyasetinin etkili isimlerinin de tutuklandığı operasyon ve dava süreci skandallarla geçti. Operasyon günü çekilen bu kare dava hakkında çok şey anlatıyor.

BDP’nin 2009 yerel seçimlerinde kazandığı başarının hemen ardından ‘KCK’ adı altında başlayan ve çok sayıda seçilmişin gözaltına alınarak tutuklandığı operasyonun 2. dalgası bundan tam 4 yıl önce 24 Aralık 2009’da gerçekleşmişti. BDP’li 11 belediye başkanının yanı sıra Kürt siyasetinin etkili isimlerinden Hatip Dicle’nin de gözaltına alındığı operasyon 4. yılında Kürt vekillere uygulanan çifte standartla birlikte tartışılmaya devam ediyor. KCK operasyonlarında gözaltına alınan ve tutuklanan milletvekilleri, belediye başkanları ve BDP yöneticilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi için 15 yıl ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

HÜKÜMET O GÜNLERDE ‘YARGI BAĞIMSIZ’ DİYORDU!

24 Aralık 2009’da birçok ilde düzenlenen operasyonlarda BDP’li seçilmişler, insan hakları savunucuları ve avukatların da bulunduğu 80 kişi gözaltına alındı.
‘KCK TM yöneticisi ve üyesi olmak’ iddiasıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla başlatılan operasyon Diyarbakır, Siirt, Hakkari, Dersim, Batman, Urfa, Şırnak, Van, Ankara, İstanbul ve İzmir’de gerçekleşti. Gözaltına alınanlar hakkında telefon tapeleri ve gizli tanık beyanları dışında hiçbir somut delil gösterilemedi. Dosyaya savcılık tarafından gizlilik kararı kondu. Gizlilik kararına rağmen dosya hakkında hükümete yakın gazete ve televizyonlara bir çok bilgi sızdırıldı. Şu sıralar yolsuzluk operasyonlarına ilişkin basına sızan bilgilere sert tepki gösteren hükümet üyeleri o günlerde hiç ses çıkarmamıştı.

BELEDİYE BAŞKANLARI VE HATİP DİCLE TUTUKLANDI

Operasyonda gözaltına alınan Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak, Çınar Belediye Başkanı Ahmet Cengiz, Bağlar Belediye Başkanı Yüksel Baran’ın da aralarında bulunduğu 57 siyasetçi emniyet, savcılık ya da nöbetçi mahkemelerce serbest bırakıldı. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Hatip Dicle ve 9 belediye başkanının da aralarında bulunduğu 23 kişi ise tutuklanarak, Diyarbakır D ve E Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

BİNLERCE SAYFA İDDİANAME

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 7 bin 578 sayfalık iddianamede, 175 kişi için TCK’nin ‘Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma’, ‘Örgüt üyesi ve yöneticisi olma’, ‘Örgüte yardım etme’ suçlarından 15 yıl ile ağırlaştırılmış müebbet arasında değişen hapis cezaları istendi. Bu kadar sanığı alacak genişlikte bir salon olmadığı için adliyede yeni bir salon yapıldı. Bu Türkiye’de bulunan 2. büyük mahkeme salonu oldu.  Kamuoyunda ‘KCK Diyarbakır ana davası’ olarak bilinen dava kapsamında yargılanan 97’si tutuklu 175 Kürt siyasetçinin duruşması Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde 18 Ekim 2010’da görülmeye başladı.

KÜRTÇE SAVUNMA DİRENİŞİ

Bu dava aynı zamanda Türkiye’de bugüne kadar ana dili için başlatılan en büyük direnişlerden birinin de fitilini ateşledi. Kürt siyasetçiler duruşmalarda Kürtçe savunma yapmak istediklerini belirterek, sorulara Kürtçe cevap verdi. Mahkeme Kürtçe konuşmaları tutanaklara sırasıyla, ‘bilinmeyen dil’, ‘anlaşılmayan bir dil’ ve ‘Kürtçe olduğu düşünülen bir dil’ şeklinde geçirdi. Mahkemenin Kürtçeyi tanımayan tutumu ve sanıkların geri adım atmaması nedeniyle davalar tıkanma noktasına geldi. Duruşmalar boyunca sanıkların ve avukatların savunma haklarının defalarca engellendiği duruşmalar boyunca sayısız skandal yaşandı. Avukatlar adil yargılamanın ayaklar altına alındığını belirterek bir çok duruşmada mahkeme salonunu terk etti. Kürtçe savunma için 3 yıl süren direnişin ardından Adalet Bakanlığı tercümanlar eşliğinde ana dilde savunma yapılmasını sağlayacak bir düzenleme yapmak zorunda kaldı. Bu düzenlemenin ardından sanıklar savunmalara başladı. Ancak aradan geçen zamana rağmen hâlâ 25 sanık savunmasını yapabilmiş değil.

KÜRTLERE FARKLI HUKUK!

Tutuklu milletvekillerinin durumu son haftaların önemli gündemlerinden biri. Anayasa Mahkemesinin ‘uzun tutukluluk’ ve ‘milletvekilliği durumu’na dikkat çekerek verdiği kararın ardından CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın serbest bırakılması da Kürt siyasetçilerin serbest kalmasını sağlayamadı. Yerel mahkemelerin BDP’li vekiller için yaptığı tahliye başvurularını reddetmesi ‘hukukun Kürtlere başka uygulandığı’ eleştirilerine neden oldu. (DİYARBAKIR)

www.evrensel.net
ETİKETLER KCKKCK davalarıBDP