Yolsuzluklara işçi tepkisi: O paralar bizim cebimizden çıkıyor

Yolsuzluklara işçi tepkisi: O paralar bizim cebimizden çıkıyor

Rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda bakan çocuklarının da bulunmasına tepki gösteren Feniş işçilerinden Erol Dağ “Ben 800 lira asgari ücret alırken bakan çocukları vurgun yapacak. Ben bunları affetmiyorum bunların üstüne gidilmeli” dedi.

Aysel Ebru ÖKTEN
Hasret Gültekin KOZAN
Kocaeli


Patron Sedat Aloğlu’nun tek bir sözüyle bir anda 520 kişi işsiz kaldı. Yıllarca Gebze’de kurulu olan Feniş Alimünyum fabrikasında alınteri döken işçiler, patronun ‘zarar ediyorum’ diyerek fabrikasını kapatması sonucu alacaklarını ve kıdem tazminatlarını alamadan kapı önüne konuldu. 110 gündür fabrika önünden ayrılmayan işçiler, “Hakkımız gasbedildi, hakkımız olanı alarak buradan gitmek istiyoruz” diyorlar.

Rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda bakan çocuklarının da bulunmasına tepki gösteren Feniş işçilerinden Erol Dağ “Ben 800 lira asgari ücret alırken bakan çocukları vurgun yapacak. Ben bunları affetmiyorum bunların üstüne gidilmeli” dedi. Yolsuzluk operasyonunda ortaya saçılan paraların hepsinin işçilerin cebinden çıktığını belirten Nuri Şepçi de bakanlara seslenerek “Senin oğlun yolsuzluk yapıyorsa sen önce bi istifa et” çağrısı yaptı.

GECE-GÜNDÜZ FABRİKADA NÖBET

Kış soğuklarının bastırmasıyla kurdukları çadırın içinde sobanın etrafında ısınmaya çalışırken bulduğumuz işçilerden Erol Dağ, 12 yıldır Feniş’e emek verdiğini, üretimi artırdıklarını  ama kapının önüne konulanın da gene işçiler olduğunu söyledi. Yüzlerce işçinin geceli gündüzlü fabrikada nöbet tuttuğunu belirten Dağ, haklarını alıncaya direnişe devam edeceklerini vurguladı. Kıdem tazminatı tartışmalarını yakından takip ettiklerini anlatan Dağ, “Biz kapının önüne konulduk, tazminatımızı bile alamadık. Şimdi Hükümet bir tartışma başlatmış sürdürüyor. Bir kısım kıdem tazminatının fona devredilmesi iyi, bir kısım ise kötü diyor. Bizim bu konuda kafamız karışmış durumda, Hükümette, sendikalar da bu konuyu işçilere açık açık anlatmalı” diye konuştu.

YOLSUZLUK YAPANLARI AFFETMİYORUM

Biz kıdem tazminatlarımızın, içeride kalan alacaklarımızın peşinden koşarken ülkede birilerinin yolsuzluk ve rüşvet işlerine karıştığını söyleyen Dağ, “Ben 800 lira asgari ücret alırken bakan çocukları vurgun yapacak. Ben bunları affetmiyorum bunların üstüne gidilmeli. Maalesef ana muhalefette yanlı, ne işçi hakkında ne de bu olanlar hakkında bir tavır koymuyor. Eğer işçi kesiminde birlik beraberlik olmazsa bu durumlar değişmez, sürer gider” dedi.

14 yılını Feniş’e verdiğini, hakkını almak için her gün Göztepe’den Gebze’ye gelmek zorunda kaldığını anlatan 45 yaşındaki Bülent Nuri Şepçi, emekliliğine 10 yıl kalmışken kendini kapı önünde bulmanın hayal kırıklığını yaşadığını anlatıyor. “Biz hırsızlık veya dolandırıcılık yapmadık. Bu bize reva görülmemeliydi” diyen Şepçi, yolsuzluk operasyonunda ortaya çıkan paraların hepsinin işçilerin cebinden çıktığı görüşünde. İçişleri Bakanı Muammer Güler’e sitemde bulunan Şepçi, “Ortaya çıkanlara rağmen İçişleri Bakanı görevden alınmıyor, bir de açıklamalarda bulunuyor. Senin oğlun yolsuzluk yapıyorsa sen önce bir istifa et” diye konuştu.

DEVLET İŞVEREN AĞZIYLA KONUŞUYOR

Bekar olmasına rağmen her şeyin hesabını yapmak zorunda kaldığını dile getiren Dağ, bütçe görüşmelerinde emekçilerin tek bir sorununun tartışılmadığını belirtiyor. Devletin de patronların ağzıyla konuştuğunu düşünen Dağ, “Çalışma Bakanı bile ‘Asgari ücreti 1000 TL yaparsak bütün işyerleri batar’ diye konuşabiliyor. Sen nasıl devletsin, işveren ağzı ile konuşuyorsun? Verdiğim emeğin hakkını tabii alacağım” dedi.


BAKANLAR SEÇİMDE BİZİ HATIRLAR

16 yıl Feniş’te çalıştığını bugün de hakları için fabrika önünde olduğunu söyleyen Hüseyin Kara, “Değişen bir şey yok. Sözün bittiği yerdeyiz. Hakkımızı alana kadar buradayız” dedi.
Mücadelelerini sürdüreceklerini belirten Ekrem Fırtına, devletin ve yetkililerin bunca zamandır kendilerini görmediğini anlatıyor. Kocaeli’den çıkan bakanların bir gün olsun gelip kendilerine ne yaşadıklarını sormadığının altını çizen Fırtına, “Yarın seçim olduğunda gelir oy isterler. Bu şehirden bakan olmuşsun fabrika bu duruma nasıl geldi, emekçi ne durumda bir sor. Ama bizleri düşündüklerini sanmıyorum. Asgari ücrete yüzde 3 zam yapılırken, elektriğe, suya, doğalgaza, benzine onlarca zam yapılıyor. Bu böyle olmamalı” dedi.


ÇALIP ÇIRPMAK MI LAZIM?

Evli ve iki çocuk babası olan Faruk Kılıç, 13 yıldır Feniş Alüminyum’a emek verdiğini şimdi çok zor günler geçirdiğini ifade ederek, “Aileme ne kadar yansıtmak istemesemde günlerimiz sıkıntı ve stresle geçiyor. İşsizlik maaşı ve sendikanın yardımlarıyla ayakta durmaya çalışıyorum. Kira ve faturalar artık belimi büküyor” dedi. Ülkeyi işçilerin ayakta tuttuğunu, bu nedenle en iyi haklara işçilerin sahip olması gerektiğini söyleyen Kılıç, “Ama bakıyoruz ülkede belli kademelere gelmek için çalıp çırpmak gerekiyor” dedi.
Haklarının gasbedildiğini anlatan Kılıç, “Ben gitsem simit çalsam en az 6 ay hapiste yatarım. Patron bizim 20 milyon liramızı çaldı, kimse bunun hesabını sormuyor. Çünkü devlette işveren konumunda, patronun yanında yer alıyor. Yolsuzlukları gün yüzüne çıktı, halkın bu duruma sessiz kalmaması lazım. Ankara’ya gidip hakkımızı savunmalıyız” dedi.

www.evrensel.net