Tokatı sessiz kalanlar yedi

Tokatı sessiz kalanlar yedi

Son 30 yıldır toplumun değerleri ve hizmet alanları üstünden yapılan değişimler ve yeniden yapılanmalar, eğitimde, 4+4+4 tartışmalarının ardından dershane kavgalarıyla devam ettiriliyor.

Orhan YÜCE

Son 30 yıldır toplumun değerleri ve hizmet alanları üstünden yapılan değişimler ve yeniden yapılanmalar, eğitimde,  4+4+4 tartışmalarının ardından dershane kavgalarıyla devam ettiriliyor.
Devletin yeniden yapılandırılması adı ile sürdürülen çalışmalar, daha önceleri mücadelelerle kazanılmış sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi hakların yok edilmesine yöneliktir. Devletin yetersiz de olsa sunmuş olduğu kamu eğitim hizmeti de bu yapılanma içerisinde sürdürülmektedir.
Son günlerde gündeme getirilen dershanelerin özel okullara dönüştürülme ve kapatılma söylemleri, eğitimde ticarileştirme ve özelleştirme çalışmaların bir parçasıdır.
Gerek Hükümetin, gerekse medyanın bu konuyu ortaya koyuşu ve işleyişi asıl amacın arkaya atılması biçiminde olmuştur. Bu görüntü de asıl unsurlar olan öğrencileri, velileri ve eğitimcileri ya iki taraftan birini desteklemesine yada seyirci kalmasına neden olmuştur.
Hükümet-Cemaat tartışması olarak gösterilen dershane tartışmasının bir getirim tartışması olduğunu,  eğitimcilerin yanında veliler ve öğrenciler yeterince bilince çıkaramamış, tepkisinin yansıtamamıştır. Hükümetin dershaneleri kapatacağız, özel okullara dönüştüreceğiz anlayışı, yıllardır yapmış olduğu icraatlarda ve 4+4+4 sisteminin kendisinde vardır. Hükümet ve medyası 4+4+4 sistemini din-laiklik üstünden gündem yaparken,  222 Sayılı İlköğretim Kanunu’nun 22. maddesinde ifade edilen “İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır.” hükmünü kaldırmıştır. AKP bununla eğitimde, özelleşme ve özelleştirmede önemli bir adım atmıştır.
Şimdi dershane tartışmalarını cemaat, hizmet alanının daraltılıp, boğazının sıkılması üstünden yürütürken, Hükümetle yaptığı kayıkçı dövüşünde ortaya sürülen pastadan daha çok pay alma ataklarını gösteriyor. Peki Hükümet bu pastayı başkasına mı vermek istiyor, F. Gülen “ Bize tokat atılıyor”, zaman yazarı Hüseyin Gülerce  “Boğazımızı sıkan eli tutmayalım mı?” diye feryat eder gibi davranıyor. F.Gülen elbette servetini okullar ve dershaneler üstünden edindi, diğer alanlara buradan atladı. Buna en büyük ortamı da AKP Hükümeti sağladı. Bu tartışma bir çarpıtmadır.
Ortalıkta halkın verdiği verginin nerelere aktarılacağı, devlet eli ile kimlerin zengin edileceği tartışılırken, ceplerinden paraları çekilenler, seyirci durumuna getirilmiştir. Hükümeti, cemaati ve medyası ile yürütülen bu çarpıtılmış tartışmada, tokatı yiyen, boğazı sıkılan ne yazık ki seyirci kalanlar olmuştur.  
Bu tartışma kime ne getirdi.
Dershanelerin dönüştürülmesi ve kapatılması eylül 2015 yılına uzatıldı. Dershane sahiplerine, arsa tahsisinde yardım edilmesi, faizsiz kredi verilmesi, hizmet satın alınması, açık liselerde yüz yüze eğitim zorunlu hale getirilmesi gibi avantajları dershane sahipleri kazanmıştır.
Hükümet amacına, yani eğitimini özelleştirme planını daha rahat uygular hale gelmiştir.
Aracı durumuna düşürülen veliler, öğrenciler ve eğitimciler bir yerine iki yanağına birden tokat yediler.
Şimdi bu tokatın hızı ile uyanma zamanı. AKP Hükümetinin daha ileri gitmesini önleme zamanı. Muhalefet gibi gözükenlere de ders verme, laik-dinci ikileminden kurtulup, elimizden alınanları tekrar alma birlikteliğini yaratma zamanı önümüzde duruyor.

*ÖVDER İzmir Şube Başkanı

www.evrensel.net