Haber verin de kutuları kaldıralım

Haber verin de kutuları kaldıralım

Adli Kolluk Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle artık hükümetten izinsiz ‘bakan çocuklarına’ yolsuzluk operasyonu yapmak yasak...

Metin AKARSU
İstanbul


Hükümet ‘Adli Kolluk Yönetmeliği’nde değişiklik yaparak yürütülen soruşturmalarda, Emniyet ve Jandarma görevlilerinin “amirlerine bilgi vermesi” zorunluluğunu getirdi. Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayınlanan değişikliğin, yolsuzluk ve rüşvet soruşturması sonrası iki bakanın çocuğunun tutuklandığı, fezlekelerin hazırlandığı, bakanların yolsuzluk ve rüşvete karıştığı iddiaları gündemdeyken gerçekleşmesi ‘manalı’ bulundu.

17 Aralık tarihinde gerçekleşen yolsuzluk operasyonunda Hükümet yetkilileri soruşturmanın yetkililere ve amirlere bilgi verilmeden yürütülmüş olmasını eleştirmişti. Hükümet yürütülen yolsuzluk operasyonunda ‘Üstlere bilgi vermeme’, ‘Operasyondan haberi olmama’ gibi gerekçelerle Emniyet amirlerinin görev yerlerini değiştirmiş, birçok ildeki müdürlüklerde görev değişiklikleri yaşanmıştı.

YARGIYA YÜRÜTME MÜDAHALESİ

Türkiye’de 2004 yılında, suçlulukla etkili ve hızlı mücadele edilebilmesi, suçluların yakalanarak cezalarının infazının sağlanması, bu alanda uzmanlaşmanın sağlanması gibi hususlar dikkate alınarak oluşturulan “Adli Kolluk Müessesesi” 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile hukukta yer almaya başladı. Adli Kolluk Yönetmeliğine göre soruşturmaları cumhuriyet savcıları yönetiyor ve adli kolluk görevlileri sadece cumhuriyet savcılarının emirlerini yerine getiriyor ve bilgileri cumhuriyet savcıları ile paylaşıyordu. Yönetmelikte yapılan yeni değişiklikler ile birlikte artık adli kolluk görevlileri, operasyonlar hakkında il ve ilçe emniyet müdürü gibi kolluk amirlerine haber vermek zorunda. İl ve ilçe emniyet müdürü olan kolluk amirleri ise aldıkları bilgileri vali ve kaymakam gibi mülki amirlere ‘derhal’ bildirme görevini taşıyorlar. Aynı zamanda yönetmelikte yapılan değişiklik ile birlikte il ve ilçe emniyet müdürü gibi kolluk amirleri operasyonlardan sadece haberdar olmakla kalmayacak, operasyona müdahale de edebilecekler. Kolluk amirlerini operasyonlardan haberdar etmeyen polisler de hapis cezası ile cezalandırılacak.

İLHAN CİHANER: HÜKÜMET SUÇUNU İTİRAF ETTİ

Eski Erzincan Cumhuriyet Savcısı iken İsmail Ağa Cemaatine soruşturma başlatan, ardından görevden alınarak kendisi hakkında dava açılan, CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, yönetmelik değişikliği ile birlikte hükümetin suçunu itiraf ettiğini belirtti. Yönetmelikte yapılan değişikliğin yasalara aykırı olduğunu ifade eden Cihaner, CMK 157. maddede soruşturmanın gizli yürütülmesi gerektiğinin açıkça belirtildiğini ve bunun aksine hiçbir düzenleme yapılamayacağını vurguladı. Cihaner, değişikliğin kuvvetler ayrılığı ilkesine de aykırı olduğunun altını çiziyor. Yönetmelikte yapılan değişiklik ile birlikte soruşturmadan haberdar edilecek olan mülki amirlerin, hükümetin adamı olduğunu aktaran Cihaner “Önümüzde ki yolsuzluk soruşturmasını düşünelim. İçişleri Bakanı Muammer Güler’in bu operasyon ve soruşturmadan haberi olsa, oğlunun evinden o paralar, kasalar çıkar mıydı?” dedi. Cihaner, yönetmelikte mülki amirlere ‘derhal’ bilgi verilmesi yönünde yapılan değişikliğin de hükümetin kendisine yönelik bir soruşturmayı engellemesi veya yavaşlatması için gerçekleştiğini belirtti.

SEMA AKSOY: DAHA ÖNCE SUÇ OLAN ŞİMDİ KANUN...

Ankara Barosu Başkanı Sema Aksoy, yapılan değişiklik ile ilgili gazetemize teknik bilgiler sundu. Daha önce suç olan durumların bu kez yapılan değişiklikle kanunlaştırıldığına dikkat çeken Aksoy, kanunların kişilere göre belirlenemeyeceğini söyledi. Aksoy şunları kaydetti: Ceza Muhakameleri Kanunu’nun 164. maddesinde açıkça belirtiliyor. “Adli kolluk soruşturma işlemlerini yapan güvenlik görevlilerini ifade eder” denir. Soruşturmayı ise savcılık yapar. Yani kolluk doğrudan doğruya adli işlerde cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda hareket eder. Adli kolluk görevlisi tam olarak cumhuriyet savcısının emirlerini yerine getirmekle sorumludur.

Bunun dışında emniyetteki görevli polisi de ikiye ayırmak lazım. Bu polislerden bir idari görevli, iki adli görevli olanı vardır. Adli görevliler bunun dışındaki işlerinde üstlerinin emrinde çalışırlar. Ancak adli görevler de doğrudan cumhuriyet savcısının talimat ve emirleriyle çalışırlar. Aksi durum kanuna göre suç teşkil eder. Şimdi yapılan değişiklikle bu durum tersi yani olmaması gereken şeklini almıştır. Bu açıkça suçtur. Bu yapılan değişiklikte ayrıca, soruşturma da doğrudan amirleri bile belirliyor. Burada vali, kaymakam gibi sıfatlar belirtiliyor. Bu durum da CMK’ye açıkça aykırı ve suç teşkil eden bir durumdur ve derhal iptali istenmelidir. Bize göre bir kanun gündeme gelen kişilere göre belirlenemez. Bu bir suçtur ve kanunun özüne ve ruhuna aykırı hareket edilmiştir. Aksoy yönetmelik değişikliğinin iptali için dava açacaklarını ifade etti.


İŞTE YÖNETMELİKTEKİ DEĞİŞİKLİKLER

Yeni düzenleme ile kolluk amirlerinin operasyonlardan haberdar edilmesi, “Adli kolluk görevlileri, el koydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları cumhuriyet savcısına derhal bildirmek ve bu cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür” maddesinde “...Cumhuriyet savcısına ve en üst dereceli kolluk amirine” şeklinde değişiklik yapılması ile sağlandı.

Kolluk amirlerinin operasyona müdahale yetkisi ise yönetmeliğe eklenen “En üst dereceli kolluk amiri, adli kolluk hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi amacıyla adli kolluk görevlileri üzerinde gözetim, denetim, planlama ve gerektiğinde diğer idari tedbirleri almaya ve iş bölümünü yapmaya yetkilidir.” maddesi ile sağlandı.

Yönetmeliğe eklenen “En üst dereceli kolluk amiri adli olayları, suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumakla ve bu konuda gerekli tedbirleri almakla görevli ve yetkili olan mülki idare amirine derhal bildirir” maddesi ile de mülki amirlerin soruşturmalardan haberdar edilmesi zorunlu tutuluyor. 

DENİZ FENERİ’NDE DE TARTIŞILMIŞTI

Yolsuzluk ve rüşvet soruşturması sonrasında, hükümetin yargıya müdahalesi, Deniz Feneri davasında Beşir Atalay ile ilgili iddiaları yeniden hatırlattı. Almanya’da başlayan ve ardından Türkiye’ye uzanan Deniz Feneri davasında dönemin İç İşleri Bakanı Beşir Atalay’ın soruşturma kapsamında Kanal 7’de yapılacak aramayı sızdırdığı iddia edilmişti. Yine İçişleri Bakanlığı Özel Kalem Müdürlüğüne kayıtlı telefondan sanıklar ile yoğun bir telefon trafiği olduğu belirtilmişti. Ortaya atılan iddialar aydınlatılmazken, Deniz Feneri Davası savcıları, hazırlanan bir şikayet dilekçesi üzerine görevden alınmıştı. Görevden almalar o dönemde yürütmenin yargıya müdahalesi olarak değerlendirilmişti. Dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile ilgili iddiaların araştırılmaması bugün olduğu gibi o dönemde de hükümetin davayı engelleme ve yavaşlatma amacında olduğu iddialarını güçlendirmişti.

www.evrensel.net