Edebiyata bakmak

Edebiyata bakmak

Reşat Nuri Gültekin’in Çalıkuşu adlı kitabı yıllardır öğrencilere önerilen ve okutulan bir kitap oldu. Son birkaç yıldır gözden düşen kitabı, bu yıl bir çok gencin elinde sıklıkla görür olduk.

Zeliha GÜREL

Reşat Nuri Gültekin’in Çalıkuşu adlı kitabı yıllardır öğrencilere önerilen ve okutulan bir kitap oldu. Son birkaç yıldır gözden düşen kitabı, bu yıl bir çok gencin elinde sıklıkla görür olduk. Bu talepte kitabın diziye uyarlanması tartışmaları yürütüldü, yürütülmeye devam ediliyor. Fakat bu duruma başka bir yönden bakmaya ihtiyaç var diye düşünüyorum.
Edebiyat insanla ve onun bulunduğu her şeyle çok alakalı olduğundan var olan her değişim dönüşüm edebiyata yansıyor doğal olarak. Hatta yansımakla kalmıyor, bir çok meseleye yön verici de olabiliyor (İngiliz hükümetinin bir dönem özellikle politik bir taktik olarak edebiyatı kullandığı bilinir). Giderek hayatımızda daha çok yer kaplayan teknolojik gelişmeler de edebiyatı çeşitli yönlerden etkiliyor. Teknoloji ve edebiyat yan yana geldiği zaman her zaman olumsuz çağrışımlar yapar. Edebiyatın ruhu da bunu kabul etmekte zorlanır sanki. Fakat bu olumsuz algının artık kırılması gerekiyor. Teknolojinin edebiyata kazandırdıkları neler ve bu durum edebiyatın yararına daha fazla nasıl geliştirilebilir? Bu sorular –olumsuz yanları da göz ardı etmeden- düşünmeye değer.
Görsellik; en kolay, hızlı ve etkili algılama biçimi. Çocuk kitaplarının resimli olması tesadüf değil. Aynı zamanda ilgi çekici çünkü. Dolayısıyla görselliğin çok önemli bir yer kapladığı sosyal medyanın  insanları daha çok okumaya teşvik edecek şekilde  değerlendirilmesi gerekiyor. Yazının girişinde dizinin okumaya etkisine bir örnekle değinmiştik. İddia şu değil; çocukları okumaya teşvik edebilir diye kitaplardan uyarlanan dizi sayısını arttıralım! Tam aksine bu gözlem bize televizyonla ilişkimizi toparlayan başka ilhamlar vermeli.
Şunun gibi; son zamanlarda birçok sitede kitap tanıtım videoları dönüyor. Kısa film niteliğinde. Kitabın bir bölümü canlandırılıyor. Ve kitap piyasaya çıkmadan videoları izlenebiliyor. Kesinlikle bu videoların kitabın satışında etkisi büyük. Sadece popüler, yeni çıkan kitapların değil; sosyal medyaya takılmayan, çok bilinmeyen nitelikli kitapların da bu şekilde tanıtımı yapılabilir. Bunun gibi bir çok yaratıcı girişimin insanlara okuma alışkanlığı kazandırmak açısından da -özellikle çocuklar için- değerlendirilmeye muhtaç olduğu ortada. Bunun dışında bir çok kişisel blog ve edebiyat sitesi resim ve fotoğraflarla, yazarların hayatlarından belli kesitleri ve hikayeleri ustaca buluşturuyorlar.
Edebiyatın görsellikle ilişkisi yeni değil. Resim, sinema, tiyatro ve edebiyat arasında eskilerden beri birbirini geliştiren bir ilişki söz konusu. Ahmet Hamdi Tanpınar, Edebiyat Üzerine Makaleler adlı kitabında bizde romanın geç gelişmesinin sebebini -İslam inancından kaynaklı- batılı anlamda  resim sanatı anlayışına uzak oluşumuza bağlamıştır. Resim, tahlil gücünü etkiler çünkü.  Yine Haydar Ergülen, bir söyleşisinde şiir yazarken ilhamını en çok sinema izlerken yakaladığını belirtmiştir.
Dolayısıyla, bakmanın ve görmenin öteden beri edebiyatla olan ilişkisi daha birçok örnekle beraber düşünüldüğünde, bu durumu çağın gerekleriyle birlikte tekrar değerlendirmek  gerekiyor.
Hayatın çok hızlı aktığı günümüzde insanların okumaya zaman ayırmasını sağlamak, o hızın getirdiği “nimetleri” yaratıcı bir şekilde kullanmakla sağlanabilir. Ne dersiniz?

www.evrensel.net