\

'Operasyon temiz ellere dönüştürülsün'

BDP ve HDP Eş Başkanları yaptıkları açıklamada operasyonun temiz ellere dönüştürülmesi gerektiğini belirterek yolsuzlukla mücadelinin temiz siyasetin olmazsa olmazı olduğunu vurguladılar.

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İstanbul ve Ankara'da başlayan ve 3 bakan çocuklarının da içinde bulunduğu yolsuzluk operasyonunu desteklediklerini belirterek, operasyonun "temiz eller operasyonu"na dönüştürülmesini istedi.

Dün aralarından 3 bakanın oğlunun da bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alındığı yolsuzluk operasyonunu desteklediklerini söyledi. Hırsızlık, yolsuzluk, ahlaki çöküntünün olduğu her yerde ciddi bir şekilde bunların üstüne gidilmesi gerektiğini belirten Demirtaş, "Ucu kime dayanırsa gereği yapılmalıdır. Siyasi komplo, kimin kime komplo yaptığı teorileri bir yana bırakılarak hırsızlık yapanlardan hesabı sorulmalıdır. Hükümete yakın çevrelerin ihalelere fesat karıştırdıkları, rüşvetleri devamlı gündeme geliyordu. Bunları, soruşturulması için parlamentonun gündemine taşıyorduk. Ancak bunlar ciddiye alınmıyordu. Operasyonun siyasi amacını bu aşamada tartışmak istemiyoruz. Bakan, işadamı, bürokrat yakınlarının çok büyük usulsüzlüklere bulaştığı yönünde ciddi iddialar var. Hükümete düşen bu iddiaların soruşturmanın güvenliğini sağlamaktır. Soruşturmanın önüne kesmek, hükümeti zan altında bırakır" dedi.

'DOKUNMAZLIKLAR KALDIRILACAK SORUŞTURMA ŞEFFAF HALE GETİRİLMELİDİR'

Gözaltına alınanların bakan çocuğu bile olsa gereğinin yapılması gerektiğini dile getiren Demirtaş, "Vatandaşa simit hesabı yapan bir Başbakan bunların hesabının sorulmasına izin vermeyecek mi? Kimin ismi geçerse geçsin parlamentoya derhal getirilmeli. Gerekirse fezlekelerle dokunulmazlıkları kaldırılmalıdır. BDP olarak destekleyeceğiz. 550 milletvekilin gerekirse dokunulmazlığını kaldıralım. Yolsuzluklar soruşturulsun. Daha ikinci gününde emniyet müdürlerinin alınması soruşturmaya müdahaledir. Ortada hırsızlık yapıldığına dair büyük iddialar varken soruşturmayı yürüten emniyet amirlerini görevden almak soruşturmaya müdahaledir. Bakanlar gerekirse istifa etmeli, derhal dokunulmazlıkları kaldırılarak soruşturma şeffaf hale getirilmelidir. Kim bu olayı kapatmaya çalışırsa çalışsın buna izin vermeyeceğiz. Parlamentoda derhal araştırma komisyonu kurulmalıdır. Ortaya çıkanlar sadece daha buzdağının görünen yüzüdür. Türkiye'nin her yerinde bu tür çirkinlikler vardır. Cemaat-AKP yanlısı bizi ilgilendirmez" dedi.

'CEMAATTEN DEĞİL HUKUKTAN YANAYIZ'

Cemaatten yana değil hukuktan yana olduklarını ifade eden Demirtaş, yolsuzluk operasyonunu desteklediklerini ve bunun "temiz eller operasyonu"na dönüşmesini istediklerini vurguladı. Demirtaş, "Biz milletin parasını çalanlardan bunun hesabını soruyoruz. 34 çocuğu savaş uçağıyla katleden devlet, trilyonları kaçakçılıkla götürenleri koruyamaz. Namusu, vicdanı, ahlakı olan herkes savcısıyla hâkimiyle medyasıyla siyasetçisiyle bu yolsuzlukların peşine düşmelidir. Hükümet gerçektende yolsuzluklardan rahatsızsa iki gündür sessiz kalmak yerine bir an önce çıkıp bu operasyonun önünü açtığını açıklaması gerekir. Yürüyen şey 'Temiz eller operasyonu'ndan çok siyasi bir rekabete benziyor. Halen bu ülkede açlıktan soğuktan ölen yurttaşlar vardır. Halen bu ülkede milyonlarca çocuğun ayağında giyecek ayakkabısı yoktur. Ama 5 milyon doları ayakkabı kutusunda saklayan genel müdürler vardır. Artık AKP açısından halka hesap vermenin saatleri başlamıştır" diye konuştu.

'CEMAAT AKP'NİN KOALİSYON YAPTIĞI SİVİL BİR GÜÇTÜR'


Cemaat ve AKP arasında dershanelerin kapatılması gündeme gelen tartışmaları ve devam eden çözüm sürecine yansımasını da da değerlendiren Demirtaş, cemaat resmi ya da yasal bir organizasyon olmadığına dikkat çekerek, "Cemaat üyesi dediğimiz kişinin bir yere kaydı yok. Hangi savcı hangi vali cemaatçidir. Bu uygulamayı yapıyor bilemeyiz. Bunları atayan hükümettir. Bu süreci cemaat bozuyor hükümet mağdurdur yaklaşımı kabul etmiyoruz. Olup bitenlerin sorumlusu hükümettir. Cemaat onların kontrolünde koalisyon yaptığı bir sivil güçtür. Hamisi AKP'dir. Onların yapacağı olumsuzluk AKP'ye mal olur. Bu haliyle çözüm sürecinin de her gün zora girdiği doğrudur. Bunun temiz eller operasyonuna dönüşmesini bekliyoruz. BDP tavrını hak ve adaletten yana koymuştur. Biz cemaat veya AKP'den yana tavır koymak zorunda değiliz. Savcı ve polis operasyonu dikkatli yürütmüş. 'Haberim yoktu komplo yapılmış' demek doğru değil. Soruşturmayı kapatmaya çalışmak kapatmaya çalışanları da beraberinde götürür" diye belirtti.

'ÖKÜZ ÖLDÜ, ORTAKLIK BOZULDU'

İstanbul'daki soruşturmanın Ergenekon savcısı Zekeriya Öz tarafından yürütülmesine ilişkin soruya Demirtaş, "Zekeriya Öz kendi atadıkları bir savcı. Horoz kendi isot tarlalarına girince bağırmaya başladılar. Hükümetin bu işlerden el çekmesi lazım. Öküz öldü, ortaklık bozuldu. Bu güne kadar rantı paylaşılıyordu. Bu gerilim hayra vesile oldu. Siyasi sonucu ne olur, biz de yakından takip ediyoruz. AKP'nin artık eskisi gibi gönül rahatlığıyla çalıp çırparak bu ülkeyi yönetemeyeceği ortaya çıkmıştır" şeklinde yanıt verdi.

HDP: YOLSUZLUKLA MÜCADELE TEMİZ SİYASET AÇISINDAN VAZGEÇİLMEZDİR

Meclis'te tutuklu vekiller için dünden bu yana açlık grevinde bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş genel başkanları Ertuğrul Kürkçü ve Sebahat Tuncel tarafından İstanbul merkezli olarak dün gerçekleştirilen yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, AKP'li bakanların oğullarını, koruma kurulları yöneticilerini, banka genel müdürlerini, büyük sermaye sahiplerini ve belediye başkanlarını hedef alan yolsuzluk operasyonunun Türkiye'nin çatısında sürüp giden bir siyasi hesaplaşma ortamında gerçekleşiyor olmasının AKP hükümetinin bir yolsuzluklar iktidarı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmadığı belirtildi.

HÜKÜMET MAĞUDURU OYNUYOR

Hükümetin suçlamalara açık bir yanıt vermek yerine kendini mağdur konumuna yerleştirmesinin ve "cemaat operasyonu"na maruz kalındığını savunmasının kabul edilemez olduğunun belirtildiği açıklamada, şunlar kaydedildi: "Bu savunma Türkiye'nin AKP iktidarında bir 'muz cumhuriyeti' haline getirilmiş olduğunun da itirafıdır. Bakanların yakınlarının bir devlet içi hesaplaşmanın hedefi oldukları iddiaları gerçek olsa bile bu, AKP'nin kamu idaresini, maliyeyi, emniyeti, yargıyı kim ve ne olduğu meçhul (!) bir cemaatle paylaşmış olmasının kefaretidir. AKP ve Başbakan, devleti tek adamın keyfine göre, gizli anlaşmalarla, gizli ortaklarla sürdürmeye kalkışmanın maliyetini ödemektedirler. Hükümetin yasaya rağmen, meclise Sayıştay raporları olmaksızın, şeffaflık ve denetim ilkesi yerle bir edilerek sunduğu bütçeye bakmak bile yolsuzluğun gübreliğinin nerede yattığını görmeye yeter. Bu yolsuzluk operasyonu hangi nedenlerle başlamış olursa olsun, açığa çıkardığı kirli ilişkiler, siyasi ve bürokratik sonuçlar açısından herhangi bir engele takılmadan sürdürülmeli ve tamamlanmalıdır. Yolsuzluklara karşı mücadele, temiz ve yeni bir siyaset açısından vazgeçilmezdir. HDP olarak atılan adımları da, atılmaktan imtina edilenleri de yakından izleyeceğiz. Halkların Demokratik Partisi, AKP iktidarı döneminde gerçekleştirilen yolsuzlukların ortaya çıkarılması ve teşhiri için bütün dürüst kamu görevlilerini ve yurttaşları ellerindeki bilgileri HDP ile paylaşmaya çağırıyor. HDP yerel ve merkezi yönetimde iktidara gelir gelmez bütün gizli sözleşme ve anlaşmaları açıklayacak, bütün rüşvet ve yolsuzluk ilişkilerini teşhir edecek ve sorumlularının adil bir yargılama ile mahkum edilmesi için çaba gösterecektir." (DİHA)
 

www.evrensel.net