Vize pazarlığında kazanan AB, kaybeden Türkiye ve mülteciler

Vize pazarlığında kazanan AB, kaybeden Türkiye ve mülteciler

Geri kabul anlaşmasıyla iyi bir gelire sahip Türkiye vatandaşlarına vize muafiyeti geliyor. Sığınmacılar Yasası sorunlu olan Türkiye ise Asya ve Afrika'dan gelen yoksullar için hapishane haline gelecek. AB, Türkiye'ye "bekçilik" görevi verirken kendisi için avantajlı bir anlaşmaya imza attı.

Yücel ÖZDEMİR

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yıllardır Türk vatandaşlarına vizesiz serbest dolaşım hakkının verilmesi konusunda pazarlıklar yapılıyor. Sonunda bugün imzalanan anlaşmayla yapılan pazarlıkların başarıyla sonuçlandığı açıklandı. Her şeyden önce anlaşma açık bir şekilde bütün Türkiye vatandaşlarına Avrupa’ya vizesiz seyahat hakkını içermiyor. Ancak, basın ve politikacıların çıkardıkları gürültü sanki “vizesiz Avrupa” yolunun herkes için açıldığı intibası yaratıyor.

Anlaşmayla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sanatçılar, yazarlar, gazeteciler, işadamlarına... kolay ve uzun süreli vize verilmesinin yolu açılıyor. Ayrıca vize harçlarında da indirime gidiliyor. Dolayısıyla anlaşmadan ancak iyi kazananlar yararlanabilecek, alt gelir gruplarından olanlar yararlanmayacak. Halbuki, Avrupa Adalet Divanı tarafından daha önce verilen kararda, Türkiye ile AB arasında imzalanan Ortaklık Anlaşması kapsamında “hizmet almak ve vermek şartıyla” her Türk vatandaşının Avrupa Birliği ülkelerine seyahat edebileceği karara bağlanmıştı.

Bu kararın da etkisiyle geçen yılın sonunda AB tarafından hazırlanan ve süreçte atılması gereken adımları içeren 79 maddelik anlaşmaya Türkiye bazı çekinceler koymuştu. Bunların başında Türkiye üzerinden AB ülkelerine gelen yabancı sığınmacıların geri alınması geliyordu.

Bu konuda sonunda AB’nin dediği oldu. AB ülkelerine yasa dışı yollarla giren üçüncü ülke vatandaşlarının iadesini öngören Geri Kabul Anlaşması'nın (GKA) Türkiye tarafından imzalanması ve AB'nin vize muafiyetiyle sonuçlanması hedeflenen vize esnekleştirilmesi sürecini başlatması eş zamanlı şekilde gerçekleşecek.

Süreç sonucunda AB, GKA'nın gerektiği gibi uygulanıp uygulanmadığına bakacak. Şartların yerine getirildiğine karar verilirse bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için vize muafiyetinin önü açılacak.

Türkiye ise AB'nin vize muafiyeti süreciyle ilgili taahhütlerini yerine getirip getirmediğini değerlendirecek. Türkiye, AB'nin gerekli adımları atmadığına kanaat getirirse GKA'yı askıya alabilecek.

Sıkı bir denetim mekanizmasına bağlı olan "yol haritası" gereği Türkiye belgelerin güvenliği, göç ve sınır kontrolü, kamu düzeni ve güvenliği ile temel haklar konusunda çok sayıda teknik adım atacak. AB de aday ülke olmasına karşın vatandaşları için vize uygulaması devam eden tek ülke olan Türkiye’ye yönelik vize politikasını kademeli olarak değiştirecek. Elbette, AB anlaşmaya rağmen Türkiye sınırlarında güvenlik önlemleri almaya devam edecek.

AB ve Türk yetkililer, henüz sürecin başında olunduğu, vize muafiyetinin ise tarafların şartları yerine getirme hızına bağlı olarak önümüzdeki yıllarda varılacak bir hedef olduğuna dikkati çekiyor.

TÜRKİYE BEKÇİLİK GÖREVİNİ KABUL ETTİ


Anlaşmanın içerinde de görüleceği gibi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için vize konusunda çok fazla yenilikler olmamakla birlikte, bunun hedeflendiğinden söz ediliyor. Asıl belirleyici ve dikkat çekici olan ise Türkiye’nin Geri Kabul Anlaşması’nı imzalanmasıdır. Bu demektir ki, bundan sonra Türkiye üzerinden geldikleri tespit edilen ve AB ülkelerine sığınma başvurusunda bulunan Asya ve Afrikalı sığınmacılar, geldikleri ülkeye değil Türkiye’ye sınır dışı  edilecek: Türkiye de bu insanları almak zorunda kalacak. Bu Türkiye’yi tam anlamıyla bir sığınmacı kampına çevirecek. AB bu görevi daha önce Libya, Fas ve Tunus gibi Kuzey Avrupa ülkelerine vermişti. Ne var ki hem bu ülkelerdeki siyasal gelişmeler hem de Akdeniz üzerinde alınan güvenlik önlemleri bu yoldan Avrupa’ya gelenlerin sayısını önemli ölçüde azalttı. Şu anda Avrupa’ya sığınma amacıyla gelenlerin üçte ikisinin Türkiye üzerinden geldiği tahmin ediliyor. Bunların önemli bir bölümü şimdi Türkiye’nin komşu ülkelerinden. Ancak Afrika ve Asya’nın diğer ülkelerinden gelip de Ege üzerinden önce Yunanistan’a  sonra da Orta Avrupa’ya ulaşmak isteyenlerin sayısı yıldan yıla artıyor. Bu nedenle şu anda daha çok Suriye’den gelen mültecilerin sorunu olarak gösterilen durum önümüzdeki dönem çok daha farklı bir boyut kazanacaktır. Değişik kaynaklara göre Türkiye’de halen 1 milyon kaçak göçmen yaşıyor ve bunların önemli bir bölümü Avrupa’ya geçmenin yollarını arıyor.

Türkiye’nin Sığınmacılar Yasası, pek çok açıdan gelen sığınmacılara kolaylık yerine zorluklar içerdiği için, üstlenilen bu bekçilik görevinin binlerce insanın canına ve malına mal olacağı bugünden görünüyor.  

Özetle, her ne kadar AB ile Türkiye arasında imzalanan anlaşmada vize kolaylığından söz edilse de, işin özü AB’nin Türkiye’ye “sığınmacı kampı“ olmayı dayatması ve hükümetin de bunu kabul etmesidir. Bu pazarlık sonucunda elde edilen kolaylıklar iyi gelire sahip olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına Avrupa’da dolaşmalarının önünü açarken, Asya ve Afrika’dan gelen yoksullara ise Türkiye, hapishane haline getiriliyor. Bu nedenle pazarlıkta kazanan AB, kaybeden Türkiye olmuştur.

www.evrensel.net