15 Aralık 2013 13:31

'Sokaklardan kentlere biz yöneteceğiz'

Halkların Demokratik Partisi ve Halkların Demokratik Kongresi bileşenleri 'Barış ve Demokrasiyi yerelden kurmak için' başlığı ile 'Demokrasi ve Barış Konferansı' düzenledi.

\'Sokaklardan kentlere biz yöneteceğiz\'
Paylaş

Metin AKARSU
İstanbul

Halkların Demokratik Partisi ve Halkların Demokratik Kongresi bileşenleri 'Barış ve Demokrasiyi yerelden kurmak için' başlığı ile 'Demokrasi ve Barış Konferansı' düzenledi. Boğaziçi Üniversitesi Uçaksavar Kampüsü Garanti Kültür Merkezi'nde düzenlenen konferansta hem ülkenin demokrasi mücadelesinin önemli bir parçası olan Kürt sorunu hem de yerel yönetimin sorunları ve çözüm önerileri konuşuldu. Konferansa BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan, KESK Genel Başkanı Lami Özgen ve HDP Milletvekilleri Abdullah Levent Tüzel, Sebahat Tuncel ve Sırrı Süreyya Önder de katıldı.

TÜRKİYE GEÇ KALMIŞLIKLARIN TARİHİDİR

Öğlene kadar sunumlar ve tartışmalar şeklinde devam eden konferansta ilk olarak yazar Murathan Mungan konuştu. Türkiye tarihinin geç kalmışlıklar tarihi olduğunu dile getiren Mungan kendisinin 1976 yılında şiirlerinde kullandığı Kürdistan kelimesini ülkenin Başbakanı tarafındna henüz yeni kullanıldığını ifade etti. "Yarın için umutlarımızdan başka tutunacak gücümüz var mı?" diye soran Mungan bu soruyu şöyle yanıtladı: "Evet, bence iki gücümüz var. Bunlardan biri Gezi Parkı, uykudaki güçlerin rüyası. İkincisi ise erkeklerin başlattığı savaşı ısrarlı bir şekilde barışa dönüştürmeye çalışan kadınlar. İyi ki varlar. Gezi Parkı bir yuvarlak masaydı, iktidarın anlamadığı bu. Tarih ve halk yeni bir siyaset istiyor. Bütün masaların yuvarlaklaştırılmasını istiyor."

Mungan, "Şivan Perwer ile İbrahim Tatlıses'i Diyarbakır'a getirip konuşturdunuz. Eğer o gün Abdullah Öcalan'ı Diyarbakır'da konuşturabilseydiniz asıl o zaman demokrasiden bahsetmiş olurdunuz" dedi.

HÜKÜMET DEMOKRASİ TALEBİNİ SANDIĞA SIKIŞTIRMAK İSTİYOR

Konferansta konuşan HDP Milletvekili Abdullah Levent Tüzel konuşmasına çatışmasızlık ve müzakere sürecinde, cezaevlerinde başlayan açlık grevlerinin önemine dikkat çekerek başladı. Haziran direnişinde başta kadınlar ve gençler olmak üzere halkın demokrasi talebini dile getirdiğini aktaran Tüzel, bu direnişte uzun zamandır mücadele eden barış güçlerinin ve çatışmasızlık sürecinin de önemli bir etkisi olduğunu da vurguladı. Tüzel, bir yanda Cumhuriyet’in tekçi politikaları ve onları savunan iktidarın diğer yanda ise Haziran Direnişi ile birlikte ortaya çıkan demokrasi talepleri ve başta Kürt halkı olmak üzere barış güçlerinin olduğunu belirtti. Hükümetin demokrasi taleplerini sandıkta boğmak ve kendini güçlendirmek için bir mevzi olarak kullanmak istediğini dile getiren Tüzel, demokrasiyi de barışı da sağlayacak güçleri olduğunu ve bu mücadeleden güçlenerek çıkacaklarını vurguladı.

TÜRKİYE BU NOKTAYA GELDİYSE MÜCADELE EDENLER SAYESİNDE

HDP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ise söze “Bizim asıl derdimiz barış. Çünkü iktidarlar değişse de savaşı diğer iktidarlara devrettiklerini görüyoruz” diyerek başladı.

Kürdistan’ın artık hem dış hem iç sorun haline geldiğini belirten Tuncel, ‘iktidar partisi bize sürekli ’10 yıl önce bu konuları konuşabiliyor muydunuz? Ülke değişti’ diyorlar. Evet 10 yıl önce bunları konuşamıyorduk ve bugün konuşabiliyoruz. Ama bunun sebebi AKP Hükümeti değil mücadele eden demokrasi güçleridir” dedi. Dün ezilen ve yok sayılan Müslümanların temsilcisi olduğunu söyleyen AKP’nin şimdi başkalarını yok saydığını ve ezdiğini aktaran Tuncel, çünkü AKP’nin artık ulus devletin sahibi olduğunu ve ulus devleti koruduğunu ifade etti. “Artık Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyen Tuncel, bunun iki nedenini ise “Gezi direnişi ve 2013 Newroz’unda Öcalan’ın çağrısıyla başlatılan çözüm süreci” olarak sıraladı. Yeni Türkiye’nin nasıl olacağına güçlü olanın karar vereceğini o yüzden kendilerini güçlendirmek zorunda olduklarını aktaran Tuncel, bunun imkanlarının ise fazlasıyla olduğunu dile getirdi.

‘OYLAR BÖLÜNMESİN’ DİYEN SEÇİM BARAJINI SAVUNANDIR

Bir diğer HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ise “Kim bize 'oylar bölünmesin' diyorsa o yüzde 10 seçim barajını savunuyor demektir. Bu yasağın sosyal demokratça, solcuca savunulması demektir. kendimizi halka, kararlarımız ile kentimizi nasıl yöneteceğimizi göstermek zorundayız” dedi. Kentsel dönüşüm yasası Mecliste tartışılırken, belediyelerde ihaleye fesat karıştırma cezasını 12 yıldan 2 yıla CHP ve AKP’nin anlaşarak indirdiğini aktaran Önder, işte bu yüzden “yorulmuşu gidecek dinlenmişi gelecek” dediklerini aktardı. 100 belediyeleri olduğunu fakat bir yolsuzluk dosyalarının olmadığının altını çizen Önder, aralarındaki farkın bu olduğunu ifade etti. Önder “Bu halk ‘alın mevzuatlarınız, yasalarınız sizin olsun’  dedi ve 20 gün de olsa bu şehre direnişi ve demokrasiyi getirdi” dedi.

Artık belediyelerde devrimcilerin olmasının zamanının geldiğini belirten Önder, yerel yönetimde meclisler kuracaklarını, bu meclislerin kararlarını mevzuatlar ve kanunlar ne olursa olsun halk ile birlikte uygulayacaklarını belirtti.

YÖNETİME KATILAMIYORUZ. BU ANLAYIŞ DEĞİŞMELİ

BDP Eş Genel Başkanı ve Diyarbakır Belediye Başkan Aday Adayı Gültan Kışanak Türkiye’de hem merkezi yönetimin hem yerel yönetimin hem yargının hem de yasaların halkın yönetime katılımını sınırlamak ve iktidar olanın mutlak gücünü sağlamlaştırmak için çalıştığını belirtti. Toplumun bütün kesimlerinin ‘Ben yönetime katılma hakkımı kullanmak istiyorum.’ sloganı ile hareket ettiğinde başarılı olacaklarını aktaran Kışanak, Türkiye’de yerel yönetim ve özerklik kelimeleri yan yana gelince bir bölünme paranoyasının başladığını oysa ki özerkliğin yerel yönetimin gerçekten yerel yönetim olup olmadığı, yerelin sorunlarını yerel ile birlikte yerelin imkanları ile çözüp çözmediğinin bir göstergesi olduğunu vurguladı. “Mümkün olduğu kadar küçük yönetim birimlerine ve burada doğrudan yönetimi hayata geçirmeye ihtiyacımız var” diyen Kışanak, Bu modelin doğru anlaşılması ve mekanizmaların doğru uygulanması gerektiğini belirtti.

BİLGEN: DİLİMİZİ DEĞİŞTİRMEMİZ GEREKİYOR

Barış Meclisi Üyesi Ayhan Bilgen "Zamanı gelmiş bir fikrin önünde hiçbir gücün duramayacağını" belirtti. “Artık yerelin zamanı gelmiştir” diyen Bilgen, yerelin hiyerarşi kabul etmeyeceğini ve bütün hiyerarşiyi yıkmak zorunda olduklarını belirtti. “Dilimizi de değiştirmeliyiz ve yerelin umutları, inançları, kültürü ile politika yapmalıyız” diyen Bilgen, eğer Rojava'lı Kürtler kaybederse Türkiye'deki Türkmen Alevilerin de kaybedeceğini sokaktaki insanlara, Alevilere anlatabilmek gerektiğini ifade etti.

GÜRKAN: YÖNETMEYE YERELDEN BAŞLAMALIYIZ

Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan “İktidara talipsek yönetmeye yerelden başlamamız lazım” Diyerek bunun bir ayağının kadın ve gençlik meclisleri olduğunu  ve bu meclisleri kenti yönetecek güçler ile kurmak gerektiğini belirtti. Yeni bir algı yaratmaları gerektiğini söyleyen Gürkan, Bir kentin dokusunu oluşturanların sözünün geçtiği bir kent yönetimi ile gerçek bir demokrasinin oturtulabileceğini ifade etti
 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Çin\'den Japonya\'ya tepki

SONRAKİ HABER

CHP'li Zeybek: Antalya Aksu Çayı Taşkın Koruma Projesinde usulsüzlük mü yapıldı?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa