Yıkılan heykelin yıkılmaz geleceği

TV8'de yayınlanan Jet Sosyete dizisinden ekran görüntüsü.

Yıkılan heykelin yıkılmaz geleceği

Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç AB ile çeşitli konularda işbirliği öngören anlaşmayı ağırdan alır ve AB yanlıları sokağa dökülürek hükümeti Rus yanlısı olmakla suçlarken; kapitalist AB taraftarları ile kapitalist Rusya yandaşları kavga ederken, olan sosyalist Lenin’in heykeline oldu.

Arif KOŞAR

Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç AB ile çeşitli konularda işbirliği öngören anlaşmayı ağırdan alırken; AB yanlıları sokağa dökülürek hükümeti Rus yanlısı olmakla suçlarken; kapitalist AB taraftarları ile kapitalist Rusya yandaşları kavga ederken, olan sosyalist Lenin’in heykeline oldu. Heykel paramparça edildi, parçaları İnternet’ten satışa çıkarıldı.
Heykelin üstüne çıkıp sabır ve kararlılıkla balyoz darbelerini indiren Ukraynalı (Kazak), büyük olasılıkla Lenin’de Rusya’yı görüyordu. Yüz yıl önceyi: Rus Çarlığı’nı, Ukrayna’nın köleleştirilmesini, Kazak’ların her türlü pis işte kullanılmasını, katledilmesini, öldürülmesini, baskı altına alınmasını, esaretini, Ukraynalıların Ruslardan türediği iddiasını, belki burada hayal bile edemeyeceğimiz daha birçok tarihsel acıyı, kini, öfkeyi görüyor, hissediyor, hissettikçe de daha büyük bir hızla balyozu indiriyordu.
Kim bilir!

Halkların bilincinde tarihsel dönemler, doğru ya da yanlış bir biçimde yer eder. Özellikle de uluslaşma süreci ve bu süreçteki mücadeleler, anlatılar, hikayeler; o ulusun egemeninin desteğiyle de günlük yaşamın bileşenleri haline getirilir. İhtiyaç oldukça ısıtılır, ısıtılır, kullanılır. Ama tarihsel temelleri de vardır. Örneğin Arap coğrafyası, bugün halet-i ruhiyesi ne olursa olsun Türkiye denildiğinde, Osmanlı baskısı ve despotizmini görür. Güvenmez... İki kere düşünür... Haksız da değildir. Keza Bulgarlar... Osmanlı’nın katliamlarını, İttihatçı çetelerinin çoluk-çocuk zulümleri vardır romanlarında, öykülerinde...

ŞEVÇENKO VE LENİN

Ama bütün bunlar Ukraynalı balyozcunun Lenin heykelinden hıncını almasını açıklayabilir mi? Lenin’in, Rus Çarıyla, ‘gırtlak gırtlağa’ dövüşmekten gayri ne paylaşmışlığı vardır? Kazak’ın köleleştirilmesi, Çar’ın ‘köpeği’ edilmesi, aşağılanması, dilinin yasaklanması, toprağının işgal edilmesinin Lenin’le ilgisi nedir? İliç’in talihsizliği, kadim Volga Nehri’nin hemen yanında, Ulyanovsk’da doğmuş olması mıdır? Rus milliyetçiliğine karşı en ufak bir uzlaşma göstermezken kendisinin de bir Rus olması mıdır?
Ukraynalı balyozcunun ‘aklındaki’nin tarihsel bir açıklaması olabilir ama tarihin gerçek ve doğru bir ifadesi olmadığı açıktır. Çünkü Lenin, Rus Çarını, ailesini, sülalesini, kastını, sınıfını, düzenini, ulusal baskısını sadece yenme değil onu var eden koşulları ortadan kaldırma mücadelesinin simgesidir.
Ki, balyozcu Kazak’ın ulusal edebiyatının kurucularından Taras Hrihoroviç Şevçenko, -ki tartışmasız onun ulusal kahramanıdır-, 1861’de, daha toprak köleliği kaldırılmadan yaşamını yitirirken Çar’a karşı Lenin’le aynı duyguları paylaşıyordu:

Gene düşümde görüyorum; Tanyeri ağarırken, bir Hlukov kasabasından
Alaylar çağırılıyor; şamatayı takviye etmek için.
Ben de bir Kazak ekibi ile Ukrayna Hetmanı imişim gibi
Kuzeye doğru ilerliyorum Başkent’e doğru.
Ah, lânet olası, aşşağılık Çar! Ah, hilekâr, şeytan, müstebit Çar!
Ah, engerek zehirli! Sen bu Kazakları ne yapacaktın ki?
Onların işkencelerle telef ettiğin asil bedenlerinin üzerinde
başkentini mi inşa edecektin?

Rusya’nın tam göbeğinde, henüz Şubat 1917’de St. Petersburg ve Moskova’da, “lânet olası, aşşağılık, hilekâr, şeytan, müstebit Çar” alaşağı edilirken, Lenin, partisi ve onlara anlamını veren işçi sınıfı; Çar’ın Kazak’ları ile çarpışırken, Kazak Şevçenko’nun hayali gerçekleşiyordu. Ve üzerinden 8 ay geçtiğinde, Şevçenko’nun Şubat’ta adım atılan hayali, Ekim’de yaşam buluyordu. ‘Müjde’yi Lenin, devrimin hemen ertesinde vermişti:
“Her ulus kendi kaderini özgürce belirleme hakkına sahiptir.”

Ve Ukraynalı emekçiler, Çarlık hapishanesinden tarihin en büyük özgürlüğüne doğru devasa bir adım atarken, ‘Rus’ Lenin, Ukrayna devriminin de yoldaşıydı. Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyetiyle Kazaklar, 1648 yılında Lehistan’a karşı büyük bir ayaklanmanın ardından kurulan ilk Ukrayna devleti olan Kazak Atamanlığından tam 270 yıl sonra, kendi geleceklerine özgürce karar veriyordu. Hem de o tarihe kadar yasak olan kendi dili, kültürü, simgeleri, folkloru, adı-sanı, meydanı, kütüphanesi, edebiyatı, şiiri, ulusal kahramanlarıyla...

GELECEK

Bugün olanın AB ile Rusya arasında emperyalist çekişme ve hesaplaşma olduğu, bu savaşta halkın demokratik özlemlerinin kullanıldığı açık. Otoriter ve Rusya yanlısı yönetimden bıkmış insanların, ABD ve AB başta olmak üzere dünyanın merkezindeki egemen emperyalist güçlerin maddi-manevi desteğini de arkalarına alarak sokağa çıkışı, maalesef hayatın kötü bir yanılgısı... Ancak bugün AB için sokağa çıkanların yarın AB’nin sömürüsüne karşı ayaklanmayacağını da kimse garanti edemez.
Gelelim tekrardan balyozcu Ukraynalıya. Onun bir liberal ve milliyetçi olarak Ruslardan nefret ettiği kesin... Tarihsel olarak Çarlık’ta simgeleşen, sosyalizmi bozuşturan ve kapitalist yolda ilerleyen Brejnev ve Gorbaçovlarla yeniden filizlenen Büyük Rus milliyetçiliğine öfkesi aşikar. Ama o heykele balyoz darbelerini indirirken, yukarıda ifade ettiğimiz ‘ulusal’ ezilmişliğin ve Şevçenko’nun demokratik öfkesinin değil faşist nefretin taşıyıcısı olduğu da bir o kadar kesindir.
Yalnızca bu da değil...
Ama bununla birlikte:
Balyozu indirdiğinde kırılan parçaları İnternetten satmak üzere ceplerine dolduranlar... Hayatı, idealleri, kültürü, müziği, sanatı, değerleri, maddi ve maddi olmayan her şeyi paraya tahvil eden bu düzenin, metalaşmış yaşam, duygusuzluk ve idealsizliğin, bugünkü adaletsizliğin –temsilcileri de değil- olsa olsa piyonudur. Ve 90 yıl önce ölen Lenin, onun temsil ettiği değerler, ve onun dayandığı emekçiler; bugün o ‘taş’ları alıp satanlardan çok daha gelecektir.

www.evrensel.net