Yoksulluk ve yolsuzluk bütçesi

Yoksulluk ve yolsuzluk bütçesi

Vergi ve cezaların artacağı, asgari ücret ve maaşların baskılanacağı 2014 bütçe tasarısı Mecliste görüşülmeye başlandı. Görüşmelere yine Sayıştay raporları damgasını vurdu.

Arif KOŞAR
İstanbul

Vergi ve cezaların artacağı, asgari ücret ve maaşların baskılanacağı 2014 bütçe tasarısı Mecliste görüşülmeye başlandı. Görüşmelere yine Sayıştay raporları damgasını vurdu.

Tasarı henüz Meclis Genel Kuruluna gelmeden Plan ve Bütçe Komisyonunda tartışılmış; Sayıştay raporlarının tamamının gelmemesi, büyük tartışma ve gerilimlere yol açmıştı. Muhalefet partileri, rapor ‘özet’lerinin usulsüzlükleri gizlediğini belirtip tam metinleri talep etmişti. ‘Özet’ içinde kurumların bütçe ve ihale tutumlarına dair işaretler olduğu ama olası yolsuzluk ve usulsüzlük ifadelerinin çıkartıldığı belirtiliyor. “Tam metin” talebi karşılanmazken muhalefet milletvekilleri, bütçenin bu haliyle aklanmadığını ve ‘meşru’ olmadığını ifade etti.

2013 bütçesine dair Sayıştay raporları ile gündeme gelen şaibeler; 2014 bütçesine dair de kaygıları arttırıyor. Geçen yıl Sayıştay raporları ‘özet’ haliyle bile Meclise gelmezken, bu durum 2014 bütçesi için de geçerli olacak gibi gözüküyor.

Denetimsizlik ve yolsuzluklara dair tartışmalarla birlikte 2014 bütçesinin akılda kalacak diğer bir sacayağı ise bütçenin “gelir ve gider dağılımı”: Yüzünü sermayeye, sırtını emekçilere ve halka dönmüş 2014 bütçesinden bazı başlıklar ise şöyle:

DOLAYLI VERGİLER REKORU

Bütçe gelirlerinin büyük kısmı vergilerden oluşuyor. 2014 bütçe taslağına göre toplam gelirlerin yüzde 88.9’u yani 378 milyar TL’si vergi gelirlerinden sağlanıyor. Vergi gelirlerinin de yüzde 28.3’ü gelir ve kazanç üzerinden alınan vergilerden, yüzde 43.7’si dahilde alınan mal ve hizmet vergilerinden, yüzde 18.7’si uluslararası ticaretten alınan vergilerden, yüzde 6.8’i damga vergisi ve harçlardan oluşacak. Mülkiyet üzerinden alınan vergilerin payı ise yalnızca yüzde 2.4... Bu rakamlara göre; toplam vergi gelirlerinin içinde ÖTV ve KDV gibi dolaylı yani adaletsiz vergilerin payı yüzde 70’e ulaştı. Bu oran ile Türkiye, dünya genelinde dolaylı vergilerin en yüksek olduğu ülke unvanını da elinde bulunduruyor.

GELİR VERGİSİ DE EMEKÇİDEN!

Gelir vergisi kapsamında “gelir vergisi tevkifatı” adıyla ağırlıklı olarak çalışanlardan ve emekçilerden peşin olarak bir vergi kesiliyor. Bu vergiyi de eklediğimizde 2013 yılı bütçesindeki vergi gelirlerinin yüzde 85’den fazlasının dar gelirli, yoksul halkın ve emekçilerin sırtına bindirildiği, büyük holdingler ve bankaların ödediği kurumlar vergisinin ise bütçe gelirleri içerisinde küçük bir yer tuttuğu görülüyor.

SERMEYEYE KIYAK ÜSTÜNE KIYAK

Hükümetin patronlar için, yatırımları teşvik adına sağladığı vergi indirimleri, muafiyet ve teşvikler de bütçeye yansıyor. Doç Dr. Mustafa Durmuş’un ifadesiyle “Vergi Harcaması kaleminde toplanan ve asıl olarak sermaye sahiplerinin yararlandığı bu vergi istisna, muafiyet ve indirimleri”nin tutarı 2014 Bütçesinde 23.9 milyar TL’ye çıkartıldı. Yine Durmuş’un verdiği bilgilere göre; “Hükümet bu tutarda bir vergiyi almaktan vazgeçecektir. Bunun bütçe ödeneklerine oranı yüzde 5.4 ve bütçe gelirlerine oranı yüzde 5.9 civarındadır. Ayrıca sermaye için 8.4 milyar TL işveren prim desteği,  2 milyar TL bireysel emeklilik sigortası (BES) primi desteği, 3.8 milyar TL Ar-Ge desteği ile ilave  yüzde 3.3 ve kredi faiz desteği için 12-13 milyar TL ve KOBİ desteği için 3–3.5 milyar ile yüzde 3.7’lik bir destek ile toplamda yüzde 12.4’lük bir destek söz konusudur. Ayrıca Hükümetin gelir ve kurumlar vergisinin birleştirilmesini öngören çalışması sonuçlandığında sermayenin vergi yükü daha da indirilmektedir.”

 ASGARİ ÜCRETTE DE MUHAFAZAKAR

2014 bütçe kanun tasarısında emekçilerden alınan vergi ve cezalarda yüzde 10’un üzerinde artış öngörülürken, 2014 yılının ilk 6 ayında asgari ücrette yüzde 3, SSK emekli aylıklarında yüzde 2.85 ve BAĞ-KUR’da ise 2.36 oranında artış planlanıyor. Hükümet programında öngörülen yüzde 3’lük zam, ekonomistlerin 2014 yılı için öngördüğü enflasyon oranının da altında. Programda enflasyon hedefi yüzde 5.3 olarak açıklansa da reel enflasyonun hedefi aşması bir gelenek halini almış durumda. 2013 sonunda enflasyonun yüzde 7-8 aralığında olması bekleniyor. 2014 için de ekonomistlerin beklediği rakam yüzde 7 civarında. Tabii, emekçinin mutfak enflasyonu diye nitelenen gerçek enflasyon ise bu rakamların çok çok üstünde. Bütçe tasarısında öngörülen yüzde 4’lük büyüme de hesaba katıldığında hükümetin asgari ücretli ve emekliye zam konusunda da oldukça muhafazakar olduğu görülüyor.

8 BAKANLIK BİR DİYANET ETMEDİ!

2014 bütçe tasarısında Diyanet’in ödenek teklifi, yüzde 18.2 artırılarak yine bir rekora imza attı. Bütçeden en fazla pay alan kurumların başında gelen Diyanet İşleri Başkanlığı, 5 milyar 442 milyon liralık bütçesiyle 13 bakanlığı geride bıraktı.

Orman ve Su İşleri, Kalkınma, Gümrük ve Ticaret, Gençlik ve Spor, Ekonomi, Çevre ve Şehircilik, Bilim, Sanayi ve Teknoloji ve AB Bakanlığı, yani 8 bakanlığın bütçelerinin toplamı ise Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi kadar etmiyor.

Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi hangi kurumları mı geçti? Kimler/neler yok ki? En yakın rakibi 3 milyar 550 milyon liralık ödeneğiyle İçişleri Bakanlığı. Diyanet, bütçesiyle bu bakanlığa yaklaşık 2 milyar lira fark atmış durumda. Kurumun geride bıraktığı bazı bakanlıklar ve bütçeleri ise şöyle: 2 milyar 514 milyon lirayla Sağlık Bakanlığı, 1 milyar 868 milyon lirayla Dışişleri Bakanlığı, 1 milyar 550 milyon lirayla Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1 milyar 416 milyon lirayla Enerji Bakanlığı, 1 milyar 329 milyon lirayla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 1 milyar 324 milyon lirayla Ekonomi Bakanlığı, 970 milyon lirayla Kalkınma Bakanlığı, 652 milyonla Sanayi Bakanlığı, 644 milyon lirayla Gümrük Bakanlığı, 519 milyon lirayla Orman Bakanlığı ve 142 milyon liralık bütçe ödenek teklifiyle Gençlik ve Spor Bakanlığı.

EĞİTİM BÜTÇESİ EĞİTİMSİZ

2014 yılı bütçesinde en büyük paylardan birisi 55 milyar 705 milyon liralık ödenek ile Milli Eğitim Bakanlığı için öngörüldü. Ancak bu rakamın ayrıntılarına bakıldığında eğitimin temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu görmek zor değil.

MEB bütçesinin yüzde 68’lik bölümü personel giderleri ve yüzde 10’u ise sosyal güvenlik devlet primi giderlerine gidiyor. Başka bir ifadeyle, eğitime bütçeden ayrılan payın yüzde 78’i personel harcamalarına ayrılıyor. Eğitim bütçesi içinde en dikkat çeken unsur ise eğitime yapılan yatırım harcamalarıdır. Bu açıdan milli eğitim bütçesinin yıllar boyunca oldukça kötü bir performans sergilediğini söylemek mümkün. Bu pay 2002 yılında yüzde 17 iken, 2013 yılında yüzde 8.

Yıllar itibariyle MEB bütçesinde rakamsal bir artış olduğu görülüyor. Ancak toplam milli gelir içinde eğitim bütçesinin payı AKP iktidarı boyunca ciddi bir artış göstermezken dünya ortalamasının oldukça altındaki seyrini sürdürdü.

www.evrensel.net