İnsan Hakları Haftası Roboski\

İnsan Hakları Haftası Roboski'den başlatıldı

TİHV, İHD ve MAZLUMDER bölge şubeleri ve Diyarbakır Barosu'nun düzenlediği "Barış" temalı İnsan Hakları Haftası 28 Aralık 2011 yılında TSK'ya ait F-16 savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 34 yurttaşın katledildiği Roboski köyünden başlatıldı.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Bölge Temsilcilikleri, İnsan Hakları Derneği (İHD), MAZLUMDER Diyarbakır şubeleri ve Diyarbakır Barosu'nun bu yıl "Barış" temasıyla 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası'nda düzenleyeceği etkinliklerin startı 28 Aralık 2011 yılında TSK'ya ait F-16 savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 34 yurttaşın katledildiği Roboski köyünde verildi.

Aralarında Diyarbakır, Batman, Şırnak, Siirt, Mardin baroları başkanları ve avukatları, bölge İHD şube başkanları ve yöneticileri, MAZLUMDER, MEYA-DER, bazı STK temsilcileri, BDP'li yöneticiler ve insan hakları savunucusundan oluşan kalabalık bir heyet, Roboski köyünü ziyaret etti. Heyet, Roboski Mezarlığı girişinde katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarını taşıyan ve yası temsil eden siyah giysiler giyen Roboskili aileler tarafından karşılandı. Karşılamanın ardından aileler ve heyet, katliamda yaşamını yitirenlerin mezarlarını ziyaret etti. Bu sırada sık sık "Roboski'ye adalet", "Katil devlet hesap verecek" gibi sloganları atıldı.

 'İNSAN HAKLARI GÜNÜ KÜRTLER AÇISINDAN KARA BİR GÜN'

Ziyarettin ardından kısa açıklama yapan Şırnak Baro Başkanı Av. Nuşirevan Elçi, insan hakları gününün Kürt halkı açısından Roboski katliamının faillerinin açığa çıkartılmamasından dolayı kara bir gün olduğuna dikkat çekerek, "İki yıl önce 34 canımız katledildi. Bugüne kadar hiçbir katil, ortaya çıkartılmamış ve katliamın aydınlatılması noktasından en ufak bir adım atılmamıştır. Bize göre AKP bu katilleri koruyor" diye konuştu. Daha sonra konuşan Diyarbakır Baro Başkanı Av. Tahir Elçi de, bölge baroları ve insan hakları savunucuları olarak insan hakları gününü Roboski'de karşıladıklarını belirterek, Roboski'de en ağır insan hakkı ihlalinin yaşandığına dikkat çekti. Çoğu çocuk 34 kişinin vahşice katledildiğini söyleyen Elçi, "Yaşam hakkına hiçbir saygı gösterilmeden insan haklarının en büyük ihlali yaşandı. Ne yazık ki 2 yıl önce gerçekleşen bu katliam Kürt halkının gördüğü ilk katliam değildi. Yaşam hakkının ağır ihlalini oluşturan bu katliamın etkili, hızlı ve adil bir şekilde soruşturulması devletin en başta gelen sorumluluğudur" diye konuştu.

'ÖZGÜRLÜKLERİN KULLANIMINDA KAYDA DEĞER BİR İLERLEME YOK'

Daha sonra hazırlanan ortak basın açıklaması İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici tarafından okundu. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin kabul edilişin 65'inci yılında hak ve özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzenin hala kurulmadığına vurgu yapan Bilici, dünya çapında savaşların halen sürdüğüne ve binlerce insanın ölmeye devam ettiğini söyleyerek, Ortadoğu'da neredeyse savaşsız bir günün bile geçmediğine dikkat çekti. Türkiye'nin insan hakları ve özgürlükler açısından durumunun vahim bir noktada olduğunu kaydeden Bilici, "Bu yılın başında başlatılan ve tüm toplum tarafından olumlu bir karşılık bulan 'Barış Süreci', bölgemizde önemli oranda bir rahatlamayı da beraberinde getirmişti. Ancak sürecin ilerlemesi konusunda ketum davranılarak, istenilen düzeyde ilerleme sağlanamaması beraberinde ciddi sıkıntılar getirmektedir. Son olarak Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde demokratik bir hak olan yurttaşların gösteri yürüyüşüne yönelik polisin ateşli silahla müdahalesi sonucu Reşit İşbilir ve Veysel İşbilir adlı yurttaşlar yaşamını yitirmiş, birçok yurttaşımız da yaralanmıştır. Sadece bu örneğe baktığımızda dahi bu ülkede hak ve özgürlüklerin kullanımı konusunda kayda değer bir ilerlemenin sağlanmadığını net bir şekilde görebilmekteyiz" diye konuştu.

'ROBOSKİ'Yİ GERÇEKLEŞTİRENLER DEVLET TARAFINDAN KORUNMAKTA'

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin bu yılki ana temasının "Barış" ve "Yaşam Hakkı" olduğunu aktaran Bilici, Türkiye'nin öncelikli olarak adil ve onurlu bir barışa ihtiyacı olduğunun altını çizdi.

Uluslararası belgelerde "kutsal" diye tabir edilen "yaşam hakkı"nın güvence altına alınması gerektiğini vurgulayan Bilici, "Maalesef içinde bulunduğumuz yıl da dâhil olmak üzere sivil-savunmasız insanlar güvenlik güçlerinin hedefi olabilmektedir. En acı ve kabul edilemez olanı ise, bu katliamları gerçekleştirenlerin devlet tarafından korunması ve yargı önüne çıkarılmamasıdır. Bilindiği gibi, aradan iki yıl geçti ve Roboskî'de 34 yurttaşımızı katleden kişiler halen devlet tarafından korunmaktadır. Bu kişilere bombardıman emri verenler, bu hava harekâtının talimatını veren ve birinci dereceden sorumlusu siyasal iktidar, halen hesap vermiş değildir. Bizler, bu katliamın faillerinin yargı önüne çıkarılması için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. Katliamın yıldönümünün yaklaştığı şu günlerde bir kez daha bu sözümüzü yineliyor ve Roboskî katliamını unutturmayacağımızı tekrarlıyoruz" dedi.

'HASTA TUTSAKLAR ÖLÜME TERK EDİLDİ'

Bilici, 2013 yılı içerisinde çatışmalardan kaynaklı ölümlerin çok az oluşunun insan hakları savunucuları açısından sevindirici olduğunu ancak yıl içerisinde güvenlik güçlerinin sivillere yönelik saldırılarında hedef gözetilerek yaşam ihlalleri yaşandığını söyledi. AKP iktidarı döneminde 195 çocuğun, 2013 yılının ilk 9 ayında da 6 çocuğun yaşamını yitirdiğini dile getiren Bilici, "2013 yılında cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri hızından bir şey kaybetmeden devam etmiştir. Cezaevlerinde yaşam hakkına yönelik ihlallerin yanında, işkence ve kötü muamele, sevk ve sürgünler de hızından bir şey kaybetmemiştir. Son olarak bölge genelinde 350'ye yakın mahpus Türkiye'nin batı illerine sürgün edilmiştir. Türkiye cezaevlerinde 520'nin üzerinde ağır hasta mahpus bulunmaktadır. Bunların 163'ü çok ağır ölümcül hastalığı nedeniyle cezaevlerinde tedavi edilemeyecek durumdadır ve bir an önce tahliye edilmeleri gerekmektedir. Ancak yapılan tüm girişimlere rağmen ölümün eşiğinde olan bu mahpuslar tahliye edilmeyerek, ölüme terk edilmektedirler" dedi.

 'ÖCALAN'IN AVUKATLARIYLA GÖRÜŞTÜRÜLMEMESİ HUKUKSAL BİR SKANDALDIR'

Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri başlığı altında PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik uygulanan tecride de dikkat çeken Bilici, "Kürt meselesinin çözümünde önemli bir aktör olduğu son barış süreciyle birlikte tüm kesimler tarafından kabul edilen Öcalan'ın halen avukatlarıyla görüşme gerçekleştiremiyor olması hukuksal bir skandaldır. Öcalan'ın barış sürecindeki rolünü oynayabilmesi için üzerindeki tecride son verilerek, gerek avukatlarıyla olsun, gerekse barışa katkı sunabilecek toplumun çeşitli kesimleriyle görüştürülmesi sağlanmalıdır" şeklinde konuştu.

Bilici, son olarak hak ihlallerinin yaşanmadığı bir geleceğin özlemiyle tüm insanların gününü kutladıklarını belirterek, insan hakları kuruluşları olarak taleplerini sıraladı. Taleplerin sıralanmasının ardından kitle hep bir ağızdan "Şehîd namirin", "Roboski'ye adalet", "Katil devlet hesap verecek" sloganları attı. (Şırnak/DİHA)

www.evrensel.net