Yeni patron ‘dört ayaklı’

Yeni patron ‘dört ayaklı’

Jose-Luis Valle’nin “İşçiler”i Meksika’da yaşayan birkaç işçinin sıra dışı hale gelen hikayelerini anlatıyor.

Birkan BULUT
Ankara


19. Gezici Festival’in geçtiğimiz günlerde gösterilen Jose-Luis Valle’nin “İşçiler”i Meksika’da yaşayan birkaç işçinin sıra dışı hale gelen hikayelerini anlatıyor. Hizmetçi olduğu evdeki hanımının ölmesinin ardından dört ayaklı Prenses’e hizmet eden işçilerin durumu ise oldukça trajikomik.

İşçiler, hangi coğrafyada yaşarlarsa yaşasınlar duyguları aynıdır. Çünkü yaşamlarının büyük kısmını geçirdikleri işlerde kendi statülerini, rahata erecekleri güvencelerini ve emeklilik günlerinin huzurunu düşünürler. Ama bir filmde tüm bu kaygılar biraz daha sıra dışı olabiliyor. Dört ayaklı bir patron veya kaçak yaşadığı ülkede emekli olma hayalleri kuran aşırı çalışkan ve titiz bir işçi güzel örnekler olabilir. Hele de Meksika’da...

Jose-Luis Valle’nin  “İşçiler” (Workers) isimli filmi de işte bu işçileri anlatıyor. Rafael otuz yıldır işçidir. Yıllarını ampul fabrikasında temizlikçi olarak geçiren Rafael, emekliliğini dört gözle bekler. Ancak emeklilik ücretini almaya gittiği gün patronu bütün hayallerini yıkar. El Salvador’dan Tijuana’ya kaçak olarak gelen Rafael, vatandaşı olmadığı bir yerde nasıl emekli olacak?

Lidia, oldukça zengin olan, ancak tekerlekli sandalyesinde yaşama olan tek bağı Prensesi’yle hayatta kalabilen hanımefendisinin hizmetçisidir. Otuz yıldır bu evde çalışan Lidia, hanımı öldüğünde bir sürprizle karşılaşır. Artık patronu; hanımının tüm mirasına sahip olan, altın mama kabından her gün 250 gr et yiyen “Prenses”tir. Hizmetçiler bunun üzerine titiz bir cinayet planı kurarlar...

10 YILLIK MİNİK SABOTAJLAR

Emekli olamayan Rafael’in başvurduğu yol ise izleyiciyi güldürttü ve adeta “oh olsun” dedirtti. Kenar mahallelerdeki karavanında yaşayan Rafael’in yalnız ve sıkıcı yaşamı, onu işine daha çok bağladı. Kusursuz bir işçiliği olan Rafael’in deyim yerindeyse işyerinde ‘hiçbir yamuğu’ yok. Ancak emekli olamadıktan sonraki 10 yıl boyunca yaptığı gizli sabotajlar, Rafael’den beklenmedik bir performans. Kırılan ampuller, açık bırakılan musluklar, bozulan makinelerle fabrikaya yıllarca ufak ama biriken zararlar veren Rafael, yalnız yaşamında vereceği mücadele yolunu böyle seçiyor.

Filmin başı ve sonundaki sahil sahneleri her izleyicinin aklında bir şüphe bırakmıştır. Sanırım en kabul göreni sınırın olduğu bu sahilde görüşenlerin Rafael ve Lidia olduğudur. Çalıştığı evde çocuğu ölen Lidia ile yine oğlu Tijuana’da öldüğü için geri dönmeyen Rafael’in ortak bir maziye sahip olduğu fikri buna işaret ediyor. Yani sınır, birbirinden ayrı bu iki yaşamın birleştiği bir nokta.

Durağan görüntüleriyle yer yer izleyiciyi sabırsızlandıran Yönetmen Jose-Luis Valle’nin kamerası, belli ruh hallerine göre de konumlanmasını biliyor. Dakikalarca sabit durduğu görüntülerde Meksika sokaklarındaki serserileri ve hayat kadınlarını gösterdiği sahneler, Rafael’in emekli olamayacağını öğrendiğindeki ruhsal bunalımı da bunlardan bazıları.

www.evrensel.net