Ahlaklı (!) tiyatro!

Ahlaklı (!) tiyatro!

"Şaşırtıcı değil. Baskıcı rejimlerde muhalif sesler sistematik olarak bastırılır. Hatta bazen muhalif olmasına dahi gerek yoktur. Doğruları söylemesi ve hatta haber vermesi yeterdir ve bir şekilde engellenir." Barış Atay, sanata genel ahlak kısıtlamasını yazdı.

Barış ATAY*

Şaşırtıcı değil. Baskıcı, dikta rejimlerde muhalif sesler sistematik olarak bastırılır. Hatta bazen muhalif olmasına dahi gerek yoktur. Doğruları söylemesi ve hatta haber vermesi yeterdir ve bir şekilde engellenir.
Yaşadığımız ülkede; listeyi medya, üniversite öğrencileri, akademisyen, yazar-çizer,sanatçı olarak sıralamak mümkün.
Gün geçmiyor ki yeni bir operasyon ya da bir gözdağı haberi okumayalım.
Dayanaksız, komik iddialarla gözaltına alınan, tutsak edilen, fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kalan birçok insanın haberini, haber kanallarından alamasak da sosyal medyadan okumaktayız.
Gezi Direnişi’ne destek veren tiyatrolara, Kültür Bakanlığı yardımının kesildiğini de yoğun gündem arasında sosyal medyadan fark ettik.
Gezi’ye destek veren herkese ağzının payını vermeye yemin etmiş olan hükümet; şimdi de tiyatroları, yardımı keserek cezalandırma niyetindeydi. Fakat absürt olan yardımın kesilmesi değil, yardımı alan tiyatrolara –ki bunların içinde tiyatro olup olmadığını bilmediğimiz yeni kurulmuş şirketler de var- gönderilen ve imzalaması zorunlu sözleşmeydi.
Yardım koşullarından biri “genel ahlaka uygun” oyunlar sahnelemesiydi. Ahlaksız (!) tiyatrolar; hükümet babadan paparayı yemişti. Çok mazbut, ahlaklı(!) olanlar ise sanata desteği(!) hemen kapmıştı.
Öpüşmeyi, el ele tutuşmayı, evlerde kızlı-erkekli kalmayı, karışık öğrenci gruplarıyla trende seyahat etmeyi, merdivenlerden beraber çıkmayı, eşcinselliği ve daha aklımıza gelen gelmeyen birçok şeyi ahlaksızca bulan insanların, genel ahlak(!) derken neyi kastettiğini çok düşünmeye gerek yok. Bildiğim kadarıyla Amsterdam’daki porno tiyatrolara benzer oluşumlar olmadığına göre, tiyatrolarımızın ahlaksız sayılması için, lahana yaprağı arasında bulunmadığımızı ya da leylekler tarafından getirilmediğimizi hissettirecek her türlü eylem, ahlaksızca sayılabilir.
Sanatın baskı yaşadığı ilk dönem bu dönem ya da ilk ülke Türkiye değil
tabii.
Egemen güçler; insanlar arasında farkındalık yaratma, kitleleri hesap sormaya, sorgulamaya, eleştirmeye yöneltme gücü olan sanatı, varoluş zamanından bu yana baskılamaya çalışmıştır. Antik Yunan’dan bu yana ama kilise baskısıyla ama dikta rejimiyle, bir şekilde yaptırım uygulamaya çalışılmış, başarıya ulaştığı zamanlar da olmuştur. Fakat burada atlanmaması gereken nokta; kilisenin baskısıyla yaratılan karanlık çağın, faşist iktidarlar yüzünden kabarelerin, tiyatroların yeraltına indiği günlerin, ülkesinden kaçmak zorunda kalan sanatçı dönemlerinin bir şekilde bittiği, sanatın ise her şeye rağmen devam ettiğidir.
Yaşam alanımızın her metrekaresinde, nefes aldığımız her anda ne kadar namuslu, ahlaklı, faziletli olmamız gerektiğini tayin etme hakkını kendinde gören yönetici sınıfı, bu dizayn ve hizaya getirme sürecinin başarıya ulaşacağını ve sanatçı denilen topluluğun, bu gözdağından etkileneceğini düşünerek, aslında sanatın varlık sebebinin ne olduğu konusunda en ufak bir fikre sahip olmadığını göstermektedir.
Sanat; hiç kimsenin sonsuza kadar yok edemeyeceği bir varoluştur ve ne olursa olsun, ne yapılırsa yapılsın, küçük bir kıza tecavüz eden 26 kişinin “kendi rızası vardı” diye savunma yapıp bırakıldığı, cezaevinde tecavüze uğrayan çocukların çığlığının duyulmadığı, kendi kardeşleriyle cinsel ilişkiye giren imamların din öğrettiği, ensestin, çocuk gelinlerin, gelenek-görenek diye savunulduğu, aile içi şiddetin, kadın, eşcinsel, trans-birey cinayetlerinin 3. sayfa haberi bile olamadığı, dört kadınla evlenmekte herhangi bir yanlış olmadığını düşünen insanların yönetici olduğu, yolsuzluğun ticaret, kendi halkını bombalamanın kaza, komşu ülkeye savaş açma için binbir yolu denemenin küresel barış çağrısı sayıldığı bu ahlaklı (!) ülkede, inadına ahlaksızca(!) var olmaya devam edecektir.
Yaşasın; genel ahlaka mugayir(!) tiyatrolar ve sanat…

*Oyuncu

www.evrensel.net