08 Aralık 2013 06:00

AKP’nin kadının adına bile tahammülü yok!

Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Kanunu ile kurulan KEFEK’in lağvedilerek, yerini Aile ve Sosyal Politikalar Komisyonuna bırakacağı konuşuluyor. Eğer iddialar doğruysa, kadın örgütleri bunun karşına nasıl bir tutum alacak? Avukat Hülya Gülbahar yanıtlıyor.

Paylaş

Duygu Ayber / Gülşah İmrek

Kadın örgütlerinin yıllar süren mücadelesi sonucu 25 Şubat 2009’da kabul edilen 5840 sayılı Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Kanunu ile kurulan KEFEK’in lağvedilerek, yerini Aile ve Sosyal Politikalar Komisyonuna bırakacağı konuşuluyor. Bu değişikliğin,  basit bir isim değişikliğinden ibaret olmayacağı ve komisyonun içerik, amaç ve çalışmalarının da kadın değil, aile merkezli olacağı da ortada.

KEFEK’in kapatılması Türkiye’nin de imzacı olduğu BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Tasfiyesi Sözleşmesi’nin (CEDAW), kadına karşı ayrımcılıkla mücadele için ulusal mekanizmaların kurulması yükümlülüğünün de yok sayılması anlamına geleceği için, uluslararası hukukun ihlal edilmesi söz konusu. Tam da bu noktada, KEFEK’in kapatılacağına dair haberlere henüz resmi olarak bir yanıt verilmemesi de endişe yaratıyor. Geçtiğimiz günlerde AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, böyle bir durumun söz konusu olmadığını ileri sürdü. Kadın örgütleri ısrarla “Kadın merkezli ve eşitlik mekanizmalarını üretecek politikalara ihtiyaç var” derken, komisyonun lağvedileceği iddiası ne gösteriyor? Eğer iddialar doğruysa, kadın örgütleri bunun karşına nasıl bir tutum alacak? Avukat Hülya Gülbahar yanıtlıyor.

‘İÇİNDE EŞİTLİK GEÇEN HER KAVRAM YOK SAYILIYOR’

Öncelikle KEFEK’in kurulma sürecinden başlayalım. Kadın örgütlerinin bu süreçteki tutumu ne oldu?

Mecliste bir Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu kurulması için, kadın hareketi yıllarca yoğun bir uğraş verdi. AB üyesi ülke örneklerinden çevirilerle bir kitapçık yapıldı, kuruluş yasası taslakları hazırlandı ve başta kadınlar olmak üzere meclisteki tüm partilerden milletvekillerine dağıtıldı. Konu ne olursa olsun, devlet ve hükümetlerle kurulan her temasta, bu talebimiz dile getirildi. AB sürecinin de etkisiyle çalışmalar hızlandığında (Her zamanki taktiklerden biri olarak) bağımsız bir komisyon oluşturmak yerine; yeni kurulan İnsan Hakları Komisyonunun altında bir birim açarak konuyu geçiştirme girişimleri başladı. En komik gerekçelerden biri “Bağımsız bir komisyon açarsak, personel çalıştırmak vb. gerekecek. TBMM’de yer sıkıntısı var, verebileceğimiz oda yok” idi. Dönemin TBMM Başkanı Köksal Toptan ile görüşmeler yaparak bu sorunu aştık. Ardından dönemin İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül’ün “Kadınlar için ayrı, çocuklar için ayrı komisyonlar kurulacaksa, benim komisyonumun işlevi ne olacak?” itirazı geldi. Görüşmeler yoluyla bunu da aştık.
Ancak en büyük mücadele kurulacak komisyonun adında yaşandı. AKP ısrarla “fırsat eşitliği” kavramının kullanılmasını istiyordu; bizler ise sadece “Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu” olmasını. Bu komisyonun kurulması için tüm çalışmalarımızda konuyu partiler üstü tutarak, ilerleme stratejimizin yararını, bu komisyonun kuruluş çalışmalarında çok net bir biçimde gördük. Önce bağımsız bir komisyon olması, sonra da adının “eşitlik” komisyonu olması konusunda AKP dışındaki partilerin desteklerini almıştık. Haftalar süren yoğun uğraşlardan sonra nihayet, Burhan Kuzu’nun başkanlığındaki TBMM Anayasa Komisyonundan (Muhtemelen o tarihe dek ilk uzlaşma idi) dört partinin de oy birliğiyle “Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu” olarak çıkarak Başbakanlığa gitti.

Tam da bu noktada komisyona dair bir isim krizi yaşandı. Nereden kaynaklanıyordu bu isim krizi?

Evet, maalesef sevincimiz kısa sürdü ve Başbakanlıkta komisyonun adı “fırsat eşitliği”ne dönüştürüldü. AKP sadece kadın hareketine değil, diğer üç partiye de ihanet etmişti. Üç parti, kadın hareketine zaman kazandırmak için Mecliste yaklaşık bir hafta boyunca bu konuyu gündemde tutarak komisyonun adının tekrar “kadın erkek eşitliği” olması için çaba harcadı. Maalesef komisyonun adı değişmedi ve komisyonun yetkileri konusundaki birçok önerimiz de kabul edilmedi.

Biz bu “fırsat eşitliği” ısrarının bizzat Başbakandan gelmiş olduğunu kadınlar olarak 2009’daki Dolmabahçe toplantısında öğrenmiş olduk. Başbakan toplantıda “Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum” dedikten sonra, yanında oturan kadından sorumlu eski devlet bakanı Nimet Baş’a (eski Çubukçu) dönerek “Zaten bu yüzden komisyonun adını ‘fırsat eşitliği’ yapmıştık” dedi.

Böylece siyasi iktidar ile kadın hareketi arasındaki “kadın-erkek eşitliği” mi, bundan daha dar ve sınırlı bir kavram olan “fırsat eşitliği” mi tartışması yeni ve daha geri bir zemine taşınmış oldu. Bu tarihten sonra devletin tüm yazılı sözlü söyleminden “kadın erkek eşitliği” kavramları çıkarılıp yerine; Başbakanı kızdırmayacağı düşünülen “toplumsal cinsiyet eşitliği” kavramı konulmaya başlandı. Ta ki yeni şiddet yasasının tartışıldığı 2012 yılına kadar. Yeni şiddet yasası bağlamında bu kez de yasa taslağı ve devlet metinlerinden “toplumsal cinsiyet” kavramı ayıklanmaya başlandı. Resmi olarak açıklanan gerekçe bu kavramın “eş cinselliği” çağrıştırması idi! Ama kavrama itiraz bu nokta ile sınırlı değildi. Asıl sorun içinde “eşitlik” geçen hiçbir kavrama artık tahammülün kalmaması idi.

‘YOK ÖYLE BİRŞEY’ LAFLARINI ÇOK DUYDUK

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün de lağvedileceği ve sorumluluklarının Aile Genel Müdürlüğüne devredileceğine dair iddialar da var. Üst üste sarsan pek çok gelişme yaşanıyor. Peki kadının adı tamamen devletten siliniyor diyebilir miyiz?

Başka da bir şey diyemeyiz! Hak ve özgürlükleriyle “bağımsız bir kadın vatandaş” kavramı silinmeye çalışılıyor şu anda. Kadın, aile içinde (ve aileye karşı sorumlulukları her daim denetlenen) bir alt başlık olacak. Vatandaş kavramı ise, sadece erkekleri temsil edecek! İstenen bu…

Geçtiğimiz günlerde AKP Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş, KEFEK’in kapatılması konusunda 2 Aralık’ta ““Bu iddia tamamen asılsızdır. Bilgi eksikliğinden ortaya çıkan bir durum söz konusudur”  şeklinde bir açıklama yaptı. Bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz EŞİTİZ- Eşitlik İzleme Kadın Grubu olarak konuyu devletin resmi haber ajansı olan Anadolu Ajansı’nın bir haberi ile öğrendik. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından haberin gerçek olmadığı konusunda resmi bir açıklama yapmalarını istemiştik. Böyle bir açıklama yapılmadı tabii ki… Kadın hareketi haber üzerine ayağa kalkınca Elitaş, bu açıklamayı yapmak zorunda kaldı. Bu, kadın hareketinin ortak mücadelesinin bir başarısıdır. Ancak,  KEFEK’in kuruluş sürecinde ve kadın bakanlığının kapatılması sırasında da biz bu tür “Yok öyle bir şey” laflarını çok duymuştuk. Son olarak 2012 yeni şiddet yasası sırasında bakanlıkla kadın örgütlerinin ortak taslağı Başbakanın önüne gittiğinde, kadın örgütlerinin taslağa koyduğu her kelimenin nasıl budandığını da görmüştük. Şimdi kimseye inanamayız ve güvenemeyiz. TBMM yeni içtüzüğü yayınlanıncaya ve orada KEFEK’in adını kendi gözlerimizle görünceye dek mücadele edeceğiz.

Elitaş’ın bu açıklamasında komik bir yan da var: “Asılsız iddia” ya da “bilgi eksikliği” derken herhalde Anadolu Ajansı’nı kastediyor! Çünkü bizim yaptığımız sadece AA’nın haberinin aslını astarını sormak. Hadi biz de biraz eğlenelim, Yoksa Elitaş AA’nın bağlı olduğu Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ı mı suçluyor?

Kadın hareketi bu gelişmelerin karşısında ne yapmalı?

TBMM İç Tüzük Komisyonu çalışmalarını 9 Aralık günü tamamlayacak ve konu Başbakanın önüne gidecek. Komisyonda tüm partiler var ve orada KEFEK konusu tartışılmadı. Tek karar verici (her konuda olduğu gibi) yine Başbakan olacak. Süreci yakından takibe ve mücadeleye devam edeceğiz.


DİYELİM Kİ KAPANMIYOR PEKİ SONRA NE OLACAK?

Çiğdem Aydın (KADER Genel Başkanı): Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun kapatılacağına ilişkin haber, bir Anadolu Ajansı haberine dayanıyor. O haberde geçen bilgiye göre; KEFEK’in adı değiştiriliyor. Aile Komisyonuna dönüştürülecek. Bu konuda hemen milletvekilleri ile KEFEK Başkanı Azize Sibel Gönül ve meclisteki diğer kişilerle iletişime geçtik. Bize söylenen ise şuydu; “KEFEK’e dokunulmayacak, görevlerini sürdürecek. Ancak Aile, Sağlık ve Çalışma Komisyonu adında bir komisyon var. O komisyon Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı çalışacak”. Fakat yine de çeşitli örgütlerden kadınlar; “Biz bu açıklamaya inanmıyoruz ve KEFEK’in kapatılacağını düşünüyoruz.” dedi. Bir açıklama bekliyorduk. 50 kadın örgütü olarak yazdığımız bildirinin de esas vurucu noktası buydu. Neticede Anadolu Ajansı devletin haber ajansıdır. AKP Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş, KEFEK’in yasayla kurulduğunu, içtüzükle adının değiştirilmesi ya da kaldırılmasının mümkün olmadığını söyledi.

Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu kanunla kurulmuş bir komisyon. Üstelik Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye ödev olarak verdiği bir komisyon. 20 yıllık bir mücadele sonucunda oluşmuştur. Hükümetin bu komisyonu kapatması asla doğru bir şey değil. Bu komisyonu dönüştürmek niyet meselesinden bağımsız söyleniyor. Örneğin, Sanayi Bakanlığı’nın da ismi Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak değiştirildi. Bu komisyonun da adı değişiyor ama bu şu anlama geliyor: Uzun vadede KEFEK tamamen işlevsiz halde bırakılmak isteniyor. Gerçekten kapanmayacak diyelim, peki sonrası ne olacak? Bu kısım hâlâ meçhul ve kaygılandırıcı bir durum. Biz de Kadın Adayları Destekleme Derneği olarak bu durumu takip etmeye devam edeceğiz.


BAKALIM SORU ÖNERGESİNE NE YANIT VERİLECEK?

BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun Aile ve Sosyal Politikalar Komisyonuna çevrileceği iddialarını Meclise taşıdı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’e, “Meclis çatısı altında içinde kadın sözcüğünün geçtiği tek kurumun kapatılmaması için bir girişiminiz olacak mı?” diye soran Ata,  uluslararası sözleşmeleri ve yükümlülükleri de hatırlattı: “Bakanlığınız uluslararası sözleşmelerdeki yükümlülükler ve uluslararası hukuktaki ortak standartlar ışığında, Meclis çatısı altında kadına karşı şiddeti ve ayrımcılığı önlemek amacıyla çalışacak daha fazla kurum, komisyon vb. oluşturulması için herhangi bir çalışma yürütmekte midir?”


KADIN BİRİMLERİ TEK TEK YOK EDİLİYOR

Türkiye kadın hareketi, özellikle 1980 sonrasında devlet aygıtı içinde  kadınlarla ilgili mekanizmaların kurulması konusunda büyük mücadeleler verdi. Bugün, devlet mekanizmaları içindeki kadınlarla ilgili birimler birer birer yok edilip, yerine “aile” birimleri ikame ediliyor.

- 1992’de Devlet İstatistik Enstitüsünde (eski DİE, yeni TÜİK) Toplumsal Yapı ve Kadın İstatistikleri Şubesi kuruldu. Böylece cinsiyete dayalı veri tabanı oluşturulması sağlanabilecekti. AKP iktidarı döneminde bu şube kapatıldı. Yerinde Demografi İstatistikleri Daire Başkanlığı altında “Hayati ve Toplumsal Cinsiyet İstatistikleri Grubu” denen ve genel istatistiklere yedirilmiş bir çalışma grupçuğu var.

- 1996 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde “Kırsal Kalkınmada Kadın Daire Başkanlığı” kurulmuştu. Bu, kırsal alanda kadın emeği yoğun olduğu için önemli bir kurumdu. Şimdi Gıda Tarım Ve Hayvancılık Bakanlığında artık böyle bir başkanlık olması bir yana kadının adı bile anılmıyor.

- 8 Haziran 2011’de Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığının yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kuruldu. Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğünün adı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü olarak değiştirildi. Kadın erkek eşitliğini güçlendirmek konusunda politikalar üretmekle görevli tek resmi mekanizma olan KSGM de bakanlık altında etkisiz ve yetkisiz bir birim haline getirildi.

- 2002 sonrasında sadece kadın bakanlığı değil, diğer bakanlıklar bünyesindeki ve hatta DPT, DİE/TÜİK gibi devlet mekanizmalarındaki “kadın birimleri” de hızla tasfiye edildi.

ÖNCEKİ HABER

‘Bu hesap Einstein’ı şaşırtır’

SONRAKİ HABER

Pakdemirli'den, THK uçakları sorusuna bilindik yanıt: Hükümetimize saldırı var

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa