07 Aralık 2013 06:00

Yatağan gerçeği

Muğla’daki özelleştirme ve direniş; üçü termik santral, ikisi kömür madeni olmak üzere 5 üretim birimini kapsıyor. Peki özelleştirmelerin haklılığına dair propagandanın ne kadarı doğru? İşte Maden-İş Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin'in ağzından Yatağan gerçeği.

Yatağan gerçeği
Paylaş

Arif KOŞAR
İstanbul


Madenler özelleştirme yolunda...
İşçiler direnişte... Muğla Yatağan’da, Güney Ege Linyit’te...
İşçiler “Başbakan’a Muğla’yı dar ettiler” demek belki abartı olur ama Valilik bir genelge çıkarttırmak zorunda kaldı. Eylemler yasaklandı. Şehri asker-polisle donatıp sıkıyönetimi ilan etti de; Başbakan ancak gelip konuşabildi.
Muğla’daki özelleştirme ve direniş; üçü termik santral, ikisi kömür madeni olmak üzere 5 üretim birimini kapsıyor. Kemerköy, Yeniköy, Yatağan termik santralleri, Milas ve Yatağan’da, Güney Ege Linyit İşletmelerine bağlı kömür madenleri. Bu 5 işletmede toplam 5 bine yakın işçi çalışıyor. Devlet tarafından işletilen santrallere sağlanan kömürün yarısı buradaki madenlerden elde ediliyor.
Bu işletmeler; ağustos 2013’te Özelleştirme İdaresine devredildi. 31 Aralık 2016 tarihine kadar da özelleştirilmesine karar kılındı. İhale başvuru süresi devam ediyor. Madenlerdeki özelleştirme süreciyle ilgili görüşlerini aldığımız T. Maden-İş Sendikası Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin; işçilerin kendi dertlerinin ötesinde konunun memleketin tamamını ilgilendiren bir mesele olduğunun altını özenle çiziyor.
İşte Girgin’in ağzından Yatağan gerçeği:


1-BU İŞLETMELER ZARAR ETMİYOR

“Termik santraller ve kömür ocakları kârlı işletmeler. Santrallerde işçi 2 gün kendine, 28 gün devlete çalışıyor. Kömür ocakları da 4 günlük çalışmasıyla tüm işçi masrafları karşılanıyor. Gerisi devlete kalıyor. Başbakan bir konuşmasında ‘Bu işyerleri kâr mı zarar mı ediyor, belli değil’ demişti. Doğru değil. Eksik bilgi sahibi Başbakan...”
Girgin’in verdiği bilgileri, Maden-İş’in hazırladığı rapor da teyit ediyor: Yatağan Termik Santralı ile kömür sahasının da bulunduğu Güney Ege Linyitleri İşletmesi (GELİ) 2012 yılında 245 milyon lira, 2013’ün 6 ayında da 113 milyon lira kâr etti. GELİ kurumlar vergisi sıralamasında Muğla’da birinci, Türkiye genelinde ise 41. sırada yer alıyor.

2- DIŞA BAĞIMLILIK ARTAR

“Türkiye’nin enerjisinin yarısı doğal gazdan. Yüzde 12’si de ithal kömüre bağlı. Yani toplamda yüzde 60’ı dışa bağımlı. Çevre ve insan sağlığı dikkate alınarak ve temiz enerji teknolojileri kullanarak kendi öz kaynaklarımızla enerji üretebiliriz. Ama Türkiye’nin ulusal bir enerji politikası yok. 8 milyar ton dolayında kömür rezervi var yer altında. Sudan da ucuza enerji elde ediyoruz. Çok zengin bir ülke miyiz ki; elin gazına bu kadar para ödüyoruz. Kendi kaynaklarımızın öne çıkarılması lazım. Dışa bağımlılıktan kurtulmamız lazım.
Bugün Rusya’da bile enerjinin yüzde 15’i doğal gazdan elde edilirken bizde yüzde 50’si doğal gazdan. Elektriğin birim maliyeti bizde 9 kuruş. Ama 24 kuruşa doğal gazdan elektrik üretiliyor.”

3-İŞÇİLER İÇİN FELAKET

Özelleştirme işçiler için de felaket demek. Sermayenin kâr hırsı, işçi sağlığı önlemlerinin bir kenara bırakılmasına neden oluyor. İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı Meclisinin verilerine göre; 2013 yılında madenlerde 80 işçi hayatını kaybetti. Başbakan Erdoğan, işçi ölümlerinin ardından yaptığı açıklamada “Ölüm, bu mesleğin fıtratında var” derken taşeronlaştırma, özelleştirme ve asgari önlemlerin bile alınmaması ölümlerin temel sebebi.
Diğer yandan özelleştirilen kurumlarda işçilerin geleceği de 4-c statüsü ile başka kurumlara gönderilmek, düşük ücret ya da işsizlik. Kamu işçisi statüsündeki işçiler, özelleştirme ile kazanılmış tüm haklarını yitiriyor.

4-TARİHİ ZENGİNLİKLER ÇÖP OLUR

“Yatağan ve Milas’ta, bu bölgelerde binlerce yıllık tarihi zenginlikler var. Bu zenginlikler, kamu eliyle maden faaliyeti yürütüldüğü için korunuyor. Maden faaliyetleri sırasında tarihi bir bulguya rastlandığında; Kültür Bakanlığıyla ortaklaşa çalışmalar yapılıyor. Özel sektör geldiğinde bunları talan eder. Niye kendi çalışmasını durdursun; kâr etmek varken...”

5-MAVİ YOLCULUK ÖLECEK

“Kemerköy’deki liman, santral 1993’te devreye girdiğinde, -bu şimdilik duyum ama- ithal kömür getirilmesi amacıyla yapıldı. Birincisi santral dönemsel olarak devre dışı kaldığında fuel oil yakıyor. Bu karayolu ile çalışıyor. Ama limanla da olabilir. Özel sektörün eline geçtiğinde, bu liman ithal kömür getirmek için kullanılabilir. Bu bir kere körfezde müthiş bir gemi trafiği demek. Sonra kömür getiren büyük tankerler, dip tozlarını denize bırakacak. Limana büyük tankerler yanaşamadığından küçük gemilerle limana taşıyacaklar. Hangarlarda dip tozlarını bu gemiler denizin dibine bırakacak. Gemi trafiği artacak ve mavi yolculuk ölecek.”

6-ÖZEL SEKTÖRÜN ‘ARITMAMA’ HAKKI

“Santrallerde baca gazı arıtma tesisleri devlet tarafından çalıştırılıyor. Çünkü Türkiye KYOTO sözleşmesine imza attı. Devlet bu tesisleri çalıştırmak zorunda ama santraller özelleştirilince, özel sektöre 10-15 yıllık geçiş süresi tanınıyor. Bu arıtma tesislerini çalıştırmak zorunda değil. Maliyet unsuru gördüğü için çalıştırıp çalıştırmayacağının garantisi var mı?”

7-ENERJİ GÜVENLİĞİ

“2006 yılında özel sektöre ait doğal gaz çevrim santralleri Hükümetten zam istedi, Hükümet de vermedi. Ne yaptı özel sektör, eylem yaptı ve 13 il karanlıkta kaldı. O zaman Enerji Bakanı Hilmi Güler’di. Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri devreye sokularak kriz çözüldü. Enerjide kamu denetiminin ne kadar önemli olduğunun bir göstergesiydi bu olay. Savaş halinde veya kriz halinde dışarıdan almakta olduğumuz doğal gaza bağlıyız. Enerjinin kamu eliyle üretilmesinin ne kadar önemli olduğunu gösteren sadece bir örnek bu.”


ENERJİDE BAĞIMLILIK VE MADENLER

Türkiye’nin en önemli ve dertli kalemlerindendir dış ticaret açığı... Ve bunun bir parçası olarak cari açık... Sık sık gündeme gelir: Gayrisafi Milli Hasıla’ya oranı yüzde 7-8 civarında olması kötüye alamettir. Bizde de neredeyse 10 yıldır böyledir. Bu nedenle hep riskli ülkedir Türkiye...
Cari açık, dış ticaret açığı dendi mi; ilk gündem de enerji açığı olur. Çünkü 82 milyar dolar liralık dış ticaret açığının yüzde 56’sı yani 46 milyar lirası enerji ithalatından kaynaklıdır.
2011 yılında üretilen elektriğin yüzde 44’ü doğal gaz, yüzde 26’sı kömür, yüzde 24’ü hidrolik barajlardan elde edildi. Yani Türkiye’de elektrik enerjisi üretimi doğal gaz bağımlı. Tabii, bu bağımlılık doğal değil. 1985 yılında doğal gazın elektrik üretimindeki payı yüzde 1’i bile bulmuyordu. Yıllar içinde kömürün payı azalırken doğal gazınki yükseldi.
Nükleer de, HES’ler de zaten bu enerji politikasının yarattığı tahribat ve dışa bağımlılıkla gündeme getirilip vatan-millet meselesi gibi sunuldu.
Kömür santrallerini; çevre, yenilebilir enerji tartışmaları önemli olmakla birlikte; Hükümetin dışa bağımlılığı azaltma iddiaları açısından düşündüğümüzde... Burada azalan üretim, işçi sayısı ve artan özelleştirmeler. Dışa bağımlılığa bir de bu kapsamda bakmak lazım...

ÜRETİM DÜŞÜRÜLÜYOR

1930’larda 8-10 yaşlarındaki çocukların kapkara çıktığı...
İkinci Dünya Savaşı’nda mükellefiyetle, dipçik zoruyla insanların sokulduğu...
1964’te çakılan kıvılcımın alev alev greve dönüştüğü...
Yüz binlerce işçinin Zonguldak’tan Ankara yollarına koyulduğu.
“Çankaya şişmanı”na koltuğu dar ettiği... “Zonguldak Botan el ele” diyerek selam gönderdiği... İşte başa bela bu madenciler ve onların karalara bürünüp çıktığı madenler; hükümetlerin hep derdi oldu... Özelleştirme listelerinde başa kondu...
Madenlerde özelleştirme hesabı yeni değil. 90’ların başından beri sıcak gündem. Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumunda (TKİ) da, Türkiye Taşkömürü Kurumunda (TTK) da yıllar içerisinde hem üretim miktarı hem de toplam işçi sayısı düştü.
2000 yılında termik santraller için 33.5 milyon ton kömür üreten Türkiye Kömür  İşletmeleri Kurumunun santral üretimi, 14 yıl içerisinde önemli oranda azalarak 26 milyon tona düştü... Bu yüzde 33’lük bir kayıp anlamına geliyor.
Yerli kömürlerin elektrik enerjisi üretimindeki payı 1998 yılındaki yüzde 40’lardan 2013 yılında yüzde 16’lara düşmüş, tamamen dışa bağımlı doğal gazın 1985 yılında yüzde 1 bile olmayan payı ise yüzde 40’lara yükseldi.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Nelson Mandela’nın ardından

SONRAKİ HABER

Urfa’da sağanak yağış hayatı felç etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa