Formasyon trajedisi

Formasyon trajedisi

Formasyon meselesi herhalde Türkiye’nin oynamayı en çok sevdiği yapbozlarından biri. Ne zaman hükümetlerimizin canı sıkılsa eğitim sistemine sarıyor ya, işte formasyon da bunların başında geliyor.

Yağmur Boyraz

Formasyon meselesi herhalde Türkiye’nin oynamayı en çok sevdiği yapbozlarından biri. Ne zaman hükümetlerimizin canı sıkılsa eğitim sistemine sarıyor ya, işte formasyon da bunların başında geliyor. 2007 yılında  ben fen edebiyat fakültesine kaydolurken ALES puanımızla formasyon almamız söz konusuydu. İşte bizim öğretmen olabilme maceramız burada başladı…

Bizler son sınıfa yaklaşırken  çeşitli söylentiler çıktı formasyonla ilgili. Formasyon kalkıyormuş diye iddialar ortaya atıldı. Ülke genelinde fen edebiyat fakültesi öğrencileri olarak formasyon hakkımız için eylemler yaptık. Bu süreçte eğitim fakültesindeki öğretmen adayı arkadaşlarımız da tartışmalara katıldı. Onlar da istemiyordu bizim formasyon almamızı.

Belki haklıydılar ama öğretmenlik hayalleri kurarak girmiştik birçoğumuz bölümlerimize…

Sonra başardık, kazanılmış hakkımızı elimizden alamadılar ama bazı şartlar değişti. ALES denilen sınava girme şartı kalktı, yerine not ortalaması şartı geldi örneğin. Tabii birçoğumuz son sınıftayken değişen bu durum bizleri endişelendirdi. Çünkü yüksek ortalamalar yapmak için geç kalmıştık.

Okul bitince başvurularımızı yaptık formasyon için ama bu da kolay olmadı. Başvuru koşullarını her üniversite kendisi belirliyordu. Sadece ön başvuru ücreti olarak her biri ellişer, yüzer liralar istiyorlardı. Bu da yetmiyor, bazıları şahsen başvuru istiyordu. Bu durumda başvuru yaparken 5-6 üniversiteden fazlasına gücümüz yetmiyordu yeni mezun halimizle, cebimizden çıkan bin liranın kimse için bir önemi yoktu. Üniversitelerimiz kasalarına paraları doldururken bizler de paralarımızı ve umutlarımızı çöpe atmıştık aslında. Çünkü başaramadık alamadık formasyonu… Bu sene olmadı belki seneye alırız deyip geçirdik bir seneyi umutlarımızı yitirmeyerek. Tabii bir yandan da yüksek yerlerde tanıdıkları olmanın formasyon konusundaki faydalarını da işitiyorduk. Ne yapabiliriz diye düşünüyor, özel üniversitelerin formasyon ücretlerini duyuyor, on beş binlere varan fiyatlar karşısında dudağımız uçukluyordu. Ailelerimiz bütün yılı “Acaba kredi çekip özel üniversiteden mi alsan, bir tanıdık bulamaz mıyız” diye düşüncelerle geçirdi ve yeniden formasyon dönemi yaklaştı. Sosyal medyada yer alan formasyon çilesi konulu forumlar takip ediliyor, yazılar yazılıyordu.

Ve sistem yine değişti…Yapıp bozdular bizimkiler yine sağ olsunlar. Sistem bu kez ALES’e geri dönme tartışmaları yaşadı. Karar verildi, ALES’in yüzde 60’ı, not ortalamasının yüzde 40’ı etkili olacaktı 2013-2014 formasyonunda. Üstelik üniversitelerin bireysel istekleri bitti; tercih sistemi geldi diye sevindik. Yani sadece ön başvuru ücreti olarak ödediğimiz o saçma paralar çıkmayacaktı cebimizden. Daha adaletli bir şeyler olacaktı hepimiz için.

ÖSYM’nin tercih kılavuzunu yayınlayacağı günü iple çektik ve o gün geldiğinde satır aralarında bir şey okudum ben, bir yanlışlık var sandım, yeniden yeniden okudum ilgili maddeyi. Kayıt için gerekli belgeler bölümünde tek bir satır “Mezun olduğu üniversiteden disiplin cezası almadığına dair belge”
Üniversite yaşamı boyunca herhangi bir sebepten en ufak bir disiplin cezası almış birine ‘öğretmen olma’ diyordu bu madde… ‘Yıllardır boşuna didinip durdun, bu ülkede öğretmen olmak zaten çok zor, sen bu ceza almış halinle öğretmen olabileceğini mi sanıyorsun? KPSS için uğraşmana hiç gerek yok çünkü ben sana formasyonu bile vermiyorum” diyordu bu madde. Binlerce atanamayan öğretmenin varlığını bildiğin, atanamadığı için intihar eden öğretmen sayısını bildiğin ‘güzel’ ülkemizde bildiklerine rağmen ayakta tutmaya çalıştığın hayallerini yıkman gerektiğini söylüyordu. Elinde işe yaramaz bir diplomayla ortada bırakıyorlardı seni işte. Aslında işe yaramaz demek de hata olur çünkü devletimiz öğretmenini düşünmüş ve ona okullarda ücretli öğretmenlik hakkı vermişti. Kadrolu bir öğretmenin yarı maaşını bile alamadığın ya da hiçbir sosyal hakka sahip olamadığın halde böyle konuşmamalıydın, çünkü ‘Şükür ki bir işin vardı en azından’ ya da istersen dershanelerin eğitimden nasibini hiç almamış ortamında esnek çalışmanın alasını yaşayabilirdin asgari ücretin biraz üstüne.

Bugün ileri demokrasinin tavan yaptığı ülkemizde üniversitede okurken en temel hakkımızı kullandığımız için öğretmen olma hakkımızı elimizden almak istiyorlar. İstemediğin bir takım şeylere karşı çıktığın, belki yemek sorunumuz, ulaşım sorunumuz için sesimizi duyurmaya çalışmamız bize engel oluyor. Herhalde bizim gibilerin öğretmen olup hakkını arayan nesiller yetiştirmemizden korkuyorlar. Bütün bunlara karşın biz ‘Öğretmen olamamış öğretmenler bu konuda birlikte hareket etmeli; YÖK ve ÖSYM’ye yaptıkları bu haksızlık karşısında çeşitli yollardan tepkimizi ortaya koymalıyız.

Programa Kayıt İçin Gerekli Belgeler:
a. Dilekçe
b. Onaylı Mezuniyet Belgesi (Yurtdışındaki üniversitelerden mezun olanların diplomalarının denkliği, kayıt sırasında belgelendirilmelidir).
c. Onaylı Lisans Not Transkripti (Transkript belgesinde, lisans mezuniyet genel not ortalaması 100’lük sistemde olmayıp 4’lük sistemde olan öğrenciler, 100’lük  not karşılığını belirten mezun oldukları üniversiteden alacakları resmi bir yazı  sunmak durumundadır. Bu yazı, mezun olunan üniversite tarafından transkripte  işlenmiş resmi bir açıklama veya not çevrimini ifade eden resmi bir yazı olabilir.)
d. Onaylı Nüfus Cüzdan Fotokopisi
e. 2 Adet Vesikalık Fotoğraf
f. Mezun olduğu üniversiteden disiplin cezası almadığına dair belge.
g. Öğrenim ücretinin kurumca belirlenen ilk taksitinin, ilgili kurumun tayin edeceği banka hesabına yatırıldığına dair banka dekontu.

www.evrensel.net