Gerilim ilana taşındı

Gerilim ilana taşındı

Hükümet ile Gülen Cemaati arasında devam eden dershane tartışması gazete ilanlarına taşındı. Yandaş gazetelerde tam sayfa hükümete destek ilanı yayınladı. İlanı veren Milli İrade Platformu’nda Hak- İş, Memur-Sen, Deniz Feneri Derneği, İnsani Yardım Vakfı’nın da aralarında bulunduğu 97 kuruluş yer alıyor.

Şerif Karataş
İstanbul


Hükümet ile Gülen Cemaati arasında devam eden dershane tartışması gazete ilanlarına taşındı. Yandaş gazetelerde tam sayfa hükümete destek ilanı yayınladı. İlanı veren Milli İrade Platformu’nda Hak- İş, Memur-Sen, Deniz Feneri Derneği, İnsani Yardım Vakfı’nın da aralarında bulunduğu 97 kuruluş yer alıyor.

HÜKÜMETE DESTEK

“Bin yıl sürecek denmişti...” başlığıyla verilen ilanda, “Milletin duası ve gayreti bu müjdeyi sandıkta tecelli ettirdi” denilerek hükümete destek şöyle ifade edildi: “Milleti için başarıyla hak mücadelesi verenlere karşı haksızlık yapılmamalı, yeni vesayetler tesis edilmemeli; şahsi, zümrevi kaygılar ve menfaatler milletin, ülkenin ve demokrasi mücadelesinin önüne geçmemelidir.

Bin yıl sürmesi beklenen projeyi 11 yılda sabır ve metanetle boşa çıkaranlara şükranlarımızı ifade ediyor, bu mücadelenin şahidi olduğumuz kadar, gelecekte de destekçisi ve duacısı olacağımızı ilan ediyoruz.”

‘SAFLAŞMAYI GÖSTERİYOR’

Bazı gazetelerde yayınlanan ilanı değerlendiren Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu, İslami kesim içerisinde geri dönüşü olmayan bir tartışmanın ve sert bir kutuplaşmanın göstergesi olduğunu belirtti. Bekaroğlu şunları söyledi: “Ağır dil kullanılmış, kesin, net şeyler söyleniyor. Dershane konusunda üstte bir uzlaşma havası yayılırken, aşağıda sert kutuplaşmanın olduğunu gösteriyor. İslami kesim için geri dönüşü olmayan bir tartışma ve bölünme var. Bu ayrışma nereye götürür? Hükümeti ne kadar etkiler soru budur. Hükümeti etkileyecek. Çok oy kaybı olarak etkileyeceğini düşünmüyorum bu tartışmanın. ‘Başka kesimlerden oy getirebilir’ diyenler var. Ben katılıyorum.” Bu durumun, devletin AKP’lileştiği ya da AKP’nin devletleştiğini daha net ortaya çıkardığını ifade eden Bekaroğlu, tartışmadan Cemaatin de zarar göreceğini belirtti.
Bekaroğlu, ilanda sendika, dernek gibi kurumların imzasının bulunmasını ise şöyle değerlendirdi: “Sivil toplum örgütleri hükümet yanlısı olmamalı. Adı üzerinde sivil. Sivilin hakkını savunması gerekir. Diğer yandan hükümete destek vermesi ise çelişkili bir durum.”

MAVİ MARMARA
İlanda yer alan vakıflardan İnsani Yardım Vakfı (İHH),  Deniz Meltemi Harekatı, ve Özgür Gazze Hareketinin organize ettiği ve Gazze’ye insani yardım taşıyan 6 gemiye; Akdeniz’de, İsrail’den 70-80 mil (130-150 kilometre) açıktaki uluslararası sularda, 31 Mayıs 2010’da İsrail Savunma Kuvvetlerinin yaptığı müdahalede 9 kişi yaşamını yitirirken yararlananlar da oldu.


AKP SENDİKACILIĞININ İKİ ÖRNEĞİ HAK-İŞ VE MEMUR-SEN

Erkan Aydoğanoğlu*

AKP iktidarının gelişimine paralel olarak işçileri ve kamu emekçilerini siyasi iktidarın saldırıları karşısında korumak yerine, onların tepkilerini kontrol altında tutma adına Hak-İş ve Memur-Sen konfederasyonlarına bağlı sendikalar bugüne kadar gerek mevcut sendikal örgütlülükleri dağıtmak, gerekse hükümet güdümlü sendikaların güçlendirilmesi açısından önemli görevler üstlendiler.

HAK-İŞ'E BAĞLI SENDİKALARIN BAŞLICA FAALİYETLERİ:

* Belediyelerde Hizmet-İş aracılığıyla Genel-İş ve Belediye-İş’in örgütlülüğü adım adım dağıtıldı. Müdahale ile Belediye-İş’te örgütlü bulunan EGO, ASKİ işyerlerinin şube yöneticileri ile Ankara 2 no’lu şube yöneticileri ve üyeleri Belediye-İş’ten istifa edip Hizmet-İş’e geçtiler.
* Öz Orman-İş üzerinden Türk-İş’e bağlı Orman-İş sendikası resmen yok edildi.
* Çaykur’da Türk-İş’e bağlı Tek Gıda-İş yetkili ve yasal olarak grevde olmasına rağmen, Öz Gıda-İş ile işveren arasında “mutabakat” sağlanarak yasa dışı bir şekilde toplusözleşme imzalandı.
* Türk-İş’e bağlı TÜMTİS’in örgütlülüğünü dağıtmak için Taşıma-İş adında yeni bir sendika kurduruldu. 
* Türk-İş’e bağlı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) yetkisiz bırakılmak için, Anadolu Ajansı üzerinden Hükümetin de desteğiyle Medya-İş kuruldu.
* Büro, eğitim, güzel sanatlar ve ticaret iş kolunda kurulan Öz Büro-İş ile yine diğer konfederasyonlara bağlı sendikaların örgütlü olduğu ya da örgütlenme çalışması yaptığı alanlarda, işveren yanlısı bir çizgi izlendi.

MEMUR-SEN’E BAĞLI SENDİKALARIN YÜKSELİŞİ

AKP iktidara geldiğinde Memur -Sen’e bağlı sendikaların toplam üye sayısı 41 bin iken, aradan geçen 11 yıl içinde hükümetin açık desteği ile hızla büyüyerek, 2013 itibarıyla toplam üye sayısı 707 bin 562’ye kadar yükseldi.

AKP Hükümetinin kamuda yıllardır istikrarlı bir şekilde sürdürdüğü “siyasi kadrolaşma” uygulamaları, meyvesini Memur -Sen’e bağlı sendikaların üye sayısının olağanüstü bir şekilde artmasıyla kendisini gösterdi.

11 yıl önce sadece Diyanet alanında yetkili sendikası olan Memur -Sen, Hükümetin desteğiyle 2013 yılında 11 hizmet kolundan 10’unda yetkili sendika haline geldi. Kültür ve sanat hizmet kolunda KESK’e bağlı Kültür Sanat-Sen yetkili iken, burada da yetkili olmak için bütün imkanlar seferber edilmiş durumda.

AKP – Memur-Sen yakınlığı uluslararası sendikal örgütler tarafından da teyit edildi. Memur- Sen’in 2004 yılında ICFTU’ya, 2011 yılında Uluslar arası Sendikalar Konfederasyonu ITUC’a yaptığı üyelik başvurusu, Hükümetten bağımsız olmadıkları gerekçesiyle iki kez reddedildi.
* Eğitim Sen Eğitim Uzmanı


DENİZ FENERİ: SAHİBİNİN DESTEKÇİSİ

Yücel Özdemir
Köln

Hükümeti  ve Başbakan Erdoğan’ı desteklemek için kurulan Milli İrade Platformu’na destek veren kuruluşlar arasında yer alan Deniz Feneri, halktan yardım adı altında toplanılan milyonlarca avronun Kanal 7 televizyonuna aktarması nedeniyle bir süre kamuoyunda tartışma konusu olmuştu. Almanya’da Deniz Feneri e.V. adıyla kurulan dernek daha sonra Türkiye’de de aynı isimle kurulmuş ve faaliyet yürütmüştü.

Frankfurt İdari Mahkemesinde görülen davada, Almanya’da toplanan milyonlarca avronun kuryeler üzerinden Türkiye’ye taşındığı, paranın Kanal 7’nin yanı sıra Deniz Feneri ve hükümet partisine verildiği sık sık gündeme gelmişti.
Deniz Feneri e.V. adı altında 2002-2007 yılları arasında yardım adı altında toplamam 41 milyon avronun, 17 milyon avrosunun nereye gittiği tam olarak tespit edilemediği için yöneticilerine değişik süreleri içeren hapis cezaları verilirken, asıl sorumluların da Türkiye’deki Kanal 7 yöneticilerinin olduğuna vurgu yapılmıştı.

BAŞBAKAN ZİYARET ETMİŞTİ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya gezisi sırasında bizzat ziyaret ettiği Deniz Feneri e.V.’den Türkiye’deki Deniz Feneri’ne milyonlara avro aktarıldığı dava süresince ortaya çıkmıştı. Her ne kadar Türkiye’deki Deniz Feneri Derneği yasal açıdan Deniz Feneri e.V.’nin devamı olmadığını ileri sürse de, kullanılan ortak logo, ortaya çıkan belgeler her ikisinin de yakından bağlantılı olduğunu göstermişti.

Türkiye’de 2000 yılında ISO 9002 belgesi alan Deniz Feneri, AKP Hükümeti döneminde Türkiye’nin en önemli yardım kurumları arasında yer almaya başladı. Bakanlar Kurulu tarafından 12.7.2005 tarihinde verilen karar, 2005/9171 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kararnameye göre Deniz Feneri “İzin almadan yardım toplama hakkına sahip” dernek statüsüne kavuşturuldu. Bu da Deniz Feneri’ne Türkiye’de büyük olanaklar yaratıyor.

Resmi açıklamalara göre “Deniz Feneri, bugün yıllık 100 milyon dolarlık bütçeyle, Türkiye başta olmak üzere 30’u aşkın ülkede yoksul insanlara yardım götürüyor.”
AKP Hükümeti döneminde büyüyüp gelişen, hem Almanya’da hem de Türkiye’de açılan davalardan etkilenmeyen Deniz Feneri Derneği, şimdi “sahibinin destekçisi” olarak mevcut hükümete sahip çıkıyor.

www.evrensel.net