Kısa bir sinema eğitimi eleştirisi

Kısa bir sinema eğitimi eleştirisi

Umutlar kırılıp kişiler işsiz üniversite mezunundan biri oluyor. Öğretmenin öğrenciye gerçekleri anlatması, öğrencinin gerçeği fark etmesi, okuldan umudunu kesmesi şeklinde ilerliyor

Yunus BOZTEPE
Akdeniz Üniversitesi
Sinema Tv Bölümü


Sinema ve televizyon bölümü, daha çok bu işin sanatsal boyutunun öğretildiği, işin yaratılıcılık kısmında olan bir sanat okuludur. Bütün sanatların birleşme noktası diyebileceğimiz sinema; hayatın içindeki olay kesitlerini, bireylerin gerçeklerini, geçmişini, hayallerini, sözcüklerle anlatılamayacak konuları ortaya koyan sanattır.

Sektöre kalifiye eleman yetiştirmeye çalışılan sinema ve televizyon bölümü, insanların kendini geliştirme boyutuna göre şartlar sunuyor. Çoğu üniversitede güzel sanatlar çatısı altındaki bölüm, verilen eğitim ve öğretmenlerin verdiği tepkiler bakımından hayal kırıklığı yaratıyor: “Arkadaşlar neden buraya geldiniz?”, “4 sene boyunca eşeği sosyal bilimler bölümlerinden herhangi birine bıraksan 4 senede mezun olur.”, “Diplomanızın tuvalet kağıdından farkı olmayacak.”, “Sektöre gidip, 3 ay çalışıp, bir ay çalışmış gibi para alacaksınız.” gibi yorumlar hemen hemen bütün üniversitelerin sosyal bilimler bölümlerinde, özellikle sanat okullarında sıkça karşılaşılan tepkilerdendir.

İLETİŞİM FARKLI GÜZEL SANATLAR FARKLI!

Bu bütünselliği Akdeniz Üniversitesi’nin Sinema ve Televizyon bölümüne indirgediğimiz zaman diğer üniversitelerden bir farkı daha ortaya çıkıyor. Ekipman eksikliği. Bölümümüzün kendine ait bir kamerası var. Bozuk olduğu söyleniyor ve geçmiş yıllarda yaptırılan kamera sadece kullanmayı bilenlere verilmek üzere bölüm başkan odasına kaldırılmış bulunuyor. İnsanların kamera kullanımını evinde öğrenip gelmesi birçok öğrenci için imkansız. Bu da yetmezmiş gibi; alanımızda işimize yarayacak birçok ekipmanın ve bunların üzerine çalışma yürüteceğimiz atölye odamızın olmayışı bölümün kenara atılmışlığını ortaya koymaya yetiyor.

Aynı üniversite içinde iletişim fakültesine bağlı radyo sinema televizyon bölümünün imkânlarına baktığımızda teknik ekipmanların yeterli düzeyde olması, çalışmalarını yürütecekleri atölye odalarının olması, iletişimde sinema okuyanların güzel sanatlarda sinema okuyanlardan şanslı olduğunu gözler önüne seriyor.

BİR ŞEY OLAMAYACAK MIYIZ

Öğretenden başlayıp öğrenciye bulaşan ‘Bir şey olamayacağız’ düşüncesi aslında sektörden dolayı haklılığı ortaya çıkarıyor. Umutlar kırılıp kişiler işsiz üniversite mezunundan biri oluyor. Öğretmenin öğrenciye gerçekleri anlatması, öğrencinin gerçeği fark etmesi, okuldan umudunu kesmesi şeklinde ilerliyor.

Son dönem Türk sinemasında sanatsallıktan uzak, patronların ceplerini dolduran, kar amacı güden, toplumsal sorunları yarım yamalak işleyen hatta işlemeyen filmler her geçen gün artıyor.  Burada sanatsal kişilikleri oturmuş, toplumcu bireylere çok iş düşüyor. Sinemanın düzelmesi ve gelişmesi bakımından, sinemanın para kazanmak amaçlı olmadığını, sanatsal bir şey olduğunu hatırlatmak gerekir.

En yukarıdan başlayan sanat sömürüsü, insanları sanattan uzaklaştırıyor. Bunu farketmek zor değil.

www.evrensel.net