Dinmeyen bir fırtınanın teşrihi

Dinmeyen bir fırtınanın teşrihi

1980’in hicap dolu 12 Eylülü’nde her bireyin veya grubun fikirlerini ifade edebilmesi; bu doğrultuda herhangi bir dernek veya parti içinde örgütlenmesi bir suç sayılıyordu.

Halil TÜRKDEN

1980’in hicap dolu 12 Eylülü’nde her bireyin veya grubun fikirlerini ifade edebilmesi; bu doğrultuda herhangi bir dernek veya parti içinde örgütlenmesi bir suç sayılıyordu. Bugün 12 Eylül’le hesaplaştığını öne sürenlerin bu demokratik hakların önemli bir bölümünü kullananları daha başka araçlarla ve yöntemlerle cezalandırdığına şahit olabiliyoruz. İlbay Kahraman’ın “Fırtınalı Denizin Yolcuları” projesinin ilk ayağı olan Sedat Göçmen kitabı bu uğurda verilen mücadelelerden yalnızca biri olan ve kelimenin temel anlamının ötesinde bir fırtınaya hakim bölgede geçen mücadelenin, Devrimci Yol’un mücadelesinin bir hikayesidir.

Halkın demokrasisine kalbiyle, teriyle ve gerekirse de canıyla inanan bir tarih tanıklığından söz etmek gerekir. Yüzlerce yıldır egemenlerce kuşatılmış ve tekelleştirilmiş bir iktidarı paylaşmak veya ele geçirmek yerine, iktidarların gözdesi olan sınıflı toplumların tam karşısında tutkuyla savaşmış ve bu coğrafyada iktidarlar tarafından gerçekleştirilmeye çalışılan her türlü sömürüye karşı direnenlerin bir hikayesi var. Bu hikaye Karadeniz’in köylerinden kasabalarına kadar işçinin, köylünün, faşist harekete “dur” diyebilenlerin ve demokrasiye her şartta sonsuz inanan bir kitlenin hikayesidir. Her yönüyle gerçek ve bize ait olan bir hikayedir. Fırtınalı Denizin Yolcuları, İlbay Kahraman’ın ifadesiyle “Fikri’nin, Şehittin’in, Cumali’nin, Ahmet’in, Erkan’ın, Ayşe’nin ve yumruklu yıldız olmuş nice devrimcinin alın teridir”.

YOLUN FIRTINAYA TANIKLIĞI

1974 sonrasında bir grup gencin taşıması oldukça ağır bir sorumluluğu taşımaya başladığını, kendi hayatlarındaki birçok gerçekliği ve ifadeyi kısıtlayacak bir yola girdiklerini, idealleri uğruna hayatlarını ortaya koyma süreçlerini ve uğruna mücadele ettikleri halkla nasıl bütünleştiklerini Sedat Göçmen ve İlbay Kahraman aracılığıyla öğreniyoruz. Karadeniz’de demokrasi mücadelesi veren birçok örgütten ve oluşumdan biri olan Devrimci Yol’un köylerden kasabalara, fabrikalardan sokaklara kadar verdiği mücadelenin mütevazı bir perde arkası anlatımı Ayrıntı Yayınları aracılığıyla okuyucularla buluştu. Kitap, bu mücadeleyi verenlerin bu fırtınası eksik olmayan denizdeki çabasının önemli bir derlemesini aktarıyor.

Köylerdeki halk yönetimlerinden orman işçilerine, Zonguldak’taki maden işçilerinden antifaşist protesto mitinglerine, Ardanuç’tan Şavşat’a, mücadele sırasında ve sonrasında karaborsacılara ve tefecilere karşı halkı koruyan ve bölgenin en önemli direniş dinamiklerinden biri olanların yaşanmışlıklarına tanıklık ediyoruz. Öyle ki, 12 Eylül sadece 12 Eylül 1980 günü yaşanmadı. Öncesi ve sonrası sabır dolu mücadeleler gerektiren bir sürecin en önemli tanıklarından ve halkın yanındaki başrol oyuncularından olan Devrimci Yol’un yaptıkları ve yapamadıkları kadar Sedat Göçmen’in aktarımıyla zaman zaman özeleştiri ve analizleri de kitabın en önemli çıktılarından biri olarak göze çarpıyor. Söz konusu süreç sadece çarpışmalar ve sokak direnişinden ibaret değildir. Devrimci Yol’un devrim anlayışını buğday dağıtımında halkın yanında olmakla, maddi manevi her meselede kolektif çözüm önerileri getirmekle, köylerde birçok eğitim çalışmasına öncülük etmekle, halkın devletten önce yardımını istediği ve güvendiği adres olabilmekle, yoksul çocuklar için patates ekebilmekle gerçekleştirdiğini ve hayata geçirdiğini belirtmek gerekir. Devrimin sadece sokaktan ve çarpışmadan çıkacak bir kazanım olmadığının farkında olan bir direniştir bu. Bu doğrultuda verilen bu mücadelenin motivasyonlarını, beslendiği kaynağı, eksikleri ve özeleştirileri Fırtınalı Denizin Yolcuları’nda bulmak mümkün.

[email protected]

www.evrensel.net