Sahi Sonsuz Ne Kadar Uzun?

Sahi Sonsuz Ne Kadar Uzun?

Sonsuz Ne Kadar Uzun? Cevabı bir ömre sığmayan, Hutong’lu diğerkâm bir kızın-Renyi olarak ifade edilir Çince’de- gerçekte olmayı arzuladığı bir hayatı yaşayamayışı, aşk denemelerini konu alan bir öyküdür. ‘Karşı Balkondaki Kadın’ ise Tie Ning’in kitabında yer alan ilk öyküsüdür.

Kıymet CEVİZ

Sonsuz Ne Kadar Uzun? Cevabı bir ömre sığmayan, Hutong’lu diğerkâm bir kızın-Renyi olarak ifade edilir Çince’de- gerçekte olmayı arzuladığı bir hayatı yaşayamayışı, aşk denemelerini konu alan bir öyküdür. ‘Karşı Balkondaki Kadın’ ise Tie Ning’in kitabında yer alan ilk öyküsüdür.
Çin Edebiyatı, Guan Moye ile birlikte sesini duyurmayı başarmıştır. Guan Moye- aslında Mo Yan (Konuşma!, anlamına gelir) olarak biliyoruz onu, en bilinen eseri “Kızıl Darı Tarlaları”dır, 2012 yılında Nobel ödülünü kazanmıştır. Genel itibariyle edebiyat, Çin’in siyasi koşulları ve mevcut otoriter baskısına edebi bir eleştiri getirmiştir. Bunun en iyi örneğini, Ha Jin’in ‘Bekleyiş’ adlı kitabında görebilirsiniz. ‘Bekleyiş’ romanında gelenekçi bir kadının sadakati ve onun bekleyişini hak etmeyen bir adamın aşk hikayesi anlatılır. Mao’nun otoriter baskısı, “Büyük Proleter Kültür Devrimi”nin etkileri, kadının silikleştiği bir toplum yapısına dönüşmüştür. Çin’in kapalı bir toplum oluşu, geleneklerine bağlı kalmaları gerektiğini salık veriyordu haliyle…
Kitaplar yazıldığı dönemin motifini de işlediğinden ötürüdür ki Çin’de otoriter devlet, en çok da kadınları eylemsiz kılarak, zayıflatıp görünmez yapmıştır. Tie Ning’in kadınların dünyasına eğilişi, aşklarını konu edişi belki bu yüzdendir. Görünmek istemeyen kadınların öyküleriyle giz dünyalarını aralıyor. ‘Sonsuz Ne Kadar Uzun?’ işte böyle bir hikayedir. Görünmez kadın Bai Daxing’in, olmayı arzulamadığı bir hayatın nesnesinden ibaret oluşunu, yaşamak istediği hayatın öznesi olmak için verdiği mücadele ve her defasında hüsran ile neticelenen aşk denemeleri ona, ‘Hep böyle mi devam edecek, sonsuz ne kadar uzun?’ şeklinde yaşadığı hayatı sorgulatacaktır. Yaptığı tercihlerle şekillenen hayatını bir acziyetle sonuçlandırması, aslında onun hiç istemediği ‘Renyi’ kimliğine bir ömür ait oluşu ve kabullenişi söz konusudur. Aslında kadın cinselliğinden çok kadının yaşamak istediği hayatı ait olduğu kimliğe bağlılığı nedeniyle yaşayamaması onun özgeciliğini de sorgulamamıza neden oluyor.
Yazar kadın Tie Ning, bu hikayede ise genç bir adamın kadınlarla olan imtihanını anlatmaktadır. Genç adam, Xiao He’nin çevresinde dolanıp, insanlara onunla yattığını söylemesinden rahatsız olur, ‘Hava durumu gibi oynak huylu’ bu kızdan kaçıp başka bir şehre taşınır ve o süreç içerisinde birçok kadının hayatının ortasına düşer izinsiz, sorgusuz fakat rastgeldiği her kadın aynı değildir.
Yin Jinfeng onu altüst eder. Aralarında geçen şu diyalog oldukça ilgi çekicidir;
Yin Jinfeng, genç adama: Benim aksanımla dalga geçiyorsun. Bu da senin gerçek yüzünü gösteriyor. Bana güzel hediyeler veriyorsun diye sana hayatımı adamak zorunda mıyım? Hayal görüyorsun, piç herif!
Onurunuza anıtlar yapılmasını isteyen siz fahişelerden yine de daha iyiyim ben…
-Ben bir fahişe değilim. Hâlâ tenime dokunan bir el olmamıştır(...) Asıl sen fahişesin, bir erkek fahişe.
Dağlı dediği kızın keskin dili karşısında afallıyor sonuç olarak.
‘Karşı Balkondaki Kadın’ı keşfedişi ise, yine yaptığı bir hatadan ötürü kendini cezalandırmak üzere sürgün gider mobilyalarla dolu bir depoya. Orada kalırken fark eder ‘Karşı Balkondaki Kadın’ı... Kadınların hayatına fiziksel olarak sirayet etmişti fakat bu sefer çok farklıdır; asla onun olmayacağını bildiği tarladaki bir çiçeğe bakar gibi uzaktan hayal kurar. Fakat sadece fiziksel olarak mı zarar verilir kadınlara bu ayrımı fark edeceksiniz okurken.

Tie Ning, Sonsuz Ne Kadar Uzun?, Çeviri: Nuri Razi, Kalkedon Yayıncılık, s.174

www.evrensel.net