Barış isteyenler ‘anormal’ sayılıyor

Barış isteyenler ‘anormal’ sayılıyor

KCK basın davasında tutuksuz yargılanan DİHA Muhabiri Sadık Topaloğlu, “Biz bu ülkenin kaybettiği en temel şey olan demokrasi ve barış mücadelesi veren ve buna inanan gazetecileriz. Dolayısıyla burada ‘anormal gazeteci’ olarak görülmemiz, hatta gazeteci olarak görülmememiz gayet normal” dedi.

Eda Yıldırım
İstanbul

“Biz bu ülkenin kaybettiği en temel şey olan demokrasi ve barış mücadelesi veren ve buna inanan gazetecileriz. Dolayısıyla  burada ‘anormal gazeteci’ olarak görülmemiz, hatta gazeteci olarak görülmememiz gayet normal.” KCK basın davasında tutuksuz yargılanan DİHA Muhabiri Sadık Topaloğlu, yaptığı haberlerin suç delili olarak gösterildiği iddianameye bu sözlerle cevap verdi.

KCK Basın Komitesine üye olmak iddiasıyla 20’si tutuklu 46 gazeteci yargılandığı davanın  7. duruşmasının ilk oturumu için, Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde bulunan İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesine gidiyoruz. Davada tutukluluk süreleri ikinci yılına girdi. Bu süre içinde sadece 16 gazeteci tahliye edilirken, ana dilinde savunmaya ilişkin düzenlemenin ardından gazeteciler ilk defa bir buçuk yıl sonra mahkemede kendilerini ifade edebildiler. Gazeteci Topaloğlu’da diğer gazeteciler gibi savunmasına bu duruma tepki göstererek başladı: “İki yılın ardından kendimi ilk defa ana dilimde ifade ediyorum. Bu benim için bir onur meselesi olsa da bunun devletin bir lütfu olmadığı da apaçık ortada. Çünkü halkların doğal talepleri bir lütuf olarak sunulamaz.”

‘İKTİDAR İSTERSE ÖRGÜT YARATIR’
Kürt basın geleneğinin demokrasi mücadelesi eksenine sahip olduğunu vurgulyan Toplaoğlu şöyle devam etti: “İktidarların tahakkümü altında olmadan, onların istediği şekilde hareket etmeden, tamamen özgürce ve tarafsız gazetecilik yapmak.  Bu anlayışın iktidarları rahatsız etmesi de gayet normal.” Kürt gazetecilere yönelik baskıların sürdüğünü sadece yöntemlerin değiştiğini belirten Topaloğlu “Dün öldürerek susturmaya çalışıyorlardı, bugün ise cezaevlerinde yavaş yavaş ölüme mahkum etmeye çalışıyorlar. Bu devlet, istediği zaman istediği örgütü yaratmakta ve kendisine düzenli olarak vergi veren kurumları bir gecede illegalize edip bir örgüt ile bağlantısını kurabilmektedir” diye ekledi.

HABERDEN DELİL ÜRETEN DEMOKRASİ

İddianamenin yaptıkları haberlerden ibaret olduğunu anlatan Topaloğlu “Hava İş Sendikasından bir kişinin ‘Basın toplantımız var gelebilir misiniz?” diye sorması suç delili sayılmış. O gün orada yüzlerce kişi basın toplantısı için aranmış ama benim aranmam ne hikmetse illegal olmuş. Bir diğer telefon görüşmesi de Haber Şefim Ömer Çelik ile yaptığım görüşme. İddianamede Ömer Çelik, Ömer Çiftçi olarak belirtilmiş. Heybeliada’da bir grup tarafından orada bulunan işyerlerine saldırı olmuş. Ben de bunun haberini alıyorum ve haber şefim ile paylaşıyorum. Ancak bu da iddianameye delil olarak konuyor” dedi. Polis tarafından tehdit edildiğini söyleyen bir kişiyle yaptığı telefon görüşmesinde, Toplaoğlu’nun haber yapmak üzere kendisinin ya da başka bir muhabirin geleceğini ifade etmesi iddianame savcısı tarafından şu şekilde yorumlanıyor: “Örgütsel eylemler ile ilgili topladığı istihbarata göre buralara muhabir görevlendirdiği anlaşılmıştır.”
 

www.evrensel.net