Size söylenen yere gitmeyin, yoldan çıkın

Size söylenen yere gitmeyin, yoldan çıkın

Birkaç nesil büyütmüş “kent ozanı” Cenk Taner, hala durmadan üretiyor. Aralık’ta yeni kitap, şimdiyse yeni albüm. “Yoldan Çıkmış Şarkılar” adını verdiği albümüyle sizi de yoldan çıkmaya davet eden sanatçı, “birileri için her şeyin yolunda” olmasından rahatsız.

Oktay GÜNEY

Birkaç nesil büyütmüş “kent ozanı” Cenk Taner, hala durmadan üretiyor. Aralık’ta yeni kitap, şimdiyse yeni albüm. “Yoldan Çıkmış Şarkılar” adını verdiği albümüyle sizi de yoldan çıkmaya davet eden sanatçı, “birileri için her şeyin yolunda” olmasından rahatsız. Cenk Taner’le yeni albümü konuştuk; yolculuğunu, taraftarlığını, rahatsızlığını ve ille de Kadıköy’ü.

Kesmeşeker’in, Cenk Taner’in yolculuğu 20. yılını bulmuş. Dile kolay belki amsa, herhalde çok kolay olmamış olmamıştır?  
Yeni çıkan bir albümümüz var. 20 dediniz, 23-24 yıl oldu aslında Kesmeşeker’le. Bu da 9. albüm. Bize tabi hala ilk albüm gibi geliyor. O amatör ruh hep baki kalıyor, neyseki. Şimdi ilk albümümü çıkarmış gibi hissediyorum.  Albümün ismi “Yoldan Çıkmış Şarkılar”. Biz yolculuğa devam ediyoruz; mazeret üretmeden devam ediyoruz. Malum Türkiye’de en çok üretilen şey mazeret ve biz onun dışında kalarak, müzik yapmayı, albüm yapmayı, üretmeyi sürdürüyoruz.

KESMEŞEKER ŞİMDİLİK DİNLENMEDE

Peki neden bu defa solo albüm?
Daha önce de solo albümüm vardı benim, 2000’de çıkmış. Solo albümler daha akustik ağırlıklı oluyor bende. Bir de grup belli aralıklarla dinlenmesi gereken bir yapı bence. Şimdi daha iyiyiz yani. Rahat rahat gidiyoruz.

Askeri liseden iletişim fakültesine, oradan müziğe nasıl bir serüvendir bu? İlginç bir yolculuğunuz var.
Bitirmedim askeri liseyi, askeri liseden ayrıldım.

İletişim fakültesi bitti mi?

İletişim fakültesi bitti. Yedi senede bitmişti. Müzik işleri olunca ağırdan aldık. Zorla bitirttiler, boş kağıtla geçtik. Orda başlamıştı zaten çalışmalar. İlginç gözüküyor ama, aslında onu ben iyi bir hayat deneyimi olarak görüyorum. Yani her tarafı biraz ucundan, içinden tanımışız oluyorsunuz aslında. İnsanlar bir “Aaa,” diyorlar, “Nasıl, askeri liseden mi?,” falan. Ama, evet iyi bir deneyim oldu.

BİZİM ŞARKILAR O YOLDAN GİTMESİN İSTEDİK

 “Yoldan Çıkmış Şarkılar”duyunca aklımıza geldi. Emrah Serbes’in “Erken Kaybedenler” kitabının tanıtım metninde kitap, “Yoldan çıkmış bir neslin manifestosu” olarak tanımlanıyor. Oradan bir  akrabalık var mı?
Yok. Ben onu ilk defa duyuyorum açıkçası. Bizim belki derdimiz aynı olabilir. Ortak, paralel bir gidişat vardır aklımızda. Memlekette birileri için her şeyin yolunda gittiği, herkesin cebinin dolduğu bir ortam var. Bizim şarkılar, o yoldan gitmesin istedik. Yoldan çıksınlar. Bana göre “yoldan çıkmak” her zaman daha olumlu bir durum. Belki başka bir yer keşfedersiniz, bir deniz kıyısına varırsınız. Belki başka bir şehre varırsınız. Yani size denilen istikamette gitmeyin. Size söylenen yere gitmeyin, yoldan çıkın. Çok iyi arkadaşlarla çalıştık; Mehmet Şenol Şişli var, eski Kargo grubundan. Bas çaldı. Veysel Çolak’la çalıştık mesela. Çok içimize sinen bir albüm oldu. Hep böyle derler ama hakikaten böyle oldu.

HER ŞEY SERMAYE İÇİN SEVGİLİM

Kadıköy Sound meselesini biraz açalım  istiyorum. Biraz, Kesmeşeker’le ve özellikle de Cenk Taner’le anılıyor aslında. Müzikal anlamda nedir bu soundun özelliği?
Daha çok bir tarz. Bizim sözlerimizde Kadıköy geçer. Biz Kadıköy’deki yaşanmışlıklar üzerinden dünyaya bakıyoruz sonuçta. O da bir samimiyet göstergesi. Dolayısıyla hep Kadıköy-Cenk Taner, Cenk Taner-Kadıköy birbiriyle beraber anılır bir hale geldi. Öyle bir bayrak oldu yani.

Fenerbahçe maçları olduğu günler Kadıköy’de adım atacak yer olmaz. Bir çeşit hac merasimi gibidir deyim yerindeyse Kadıköy’deki ortam. Siz takım tutar mısınız?

Ben Kadıköylüyüm ama, Galatasaraylı olarak biliniyorum. Ona da herkes, “Abi sen Kadıköylüsün, Kadıköy  Sound filan, nasıl Galatasaraylı olursun?” diyor ama öyle olmuş. Ailede dayılar filan Fenerli. Onlara bir terso durum yapalım diye. “Metin Kurt yalnızlığı” diye bir parça yapmıştık biz. Metin Kurt aslında Türkiye’ye gelmiş geçmiş en değişik futbolculardan bir tanesi. Sosyalist kimliği ve bu uğurdaki mücadelesiyle anılıp ve yalnız bırakılmış. Sahalarda özellikle.

Futbolla ilgilenmeyen birçok insanın da tanıdığı bir insan.
Sendikasını da kurmuştu. Hala devam ettiriyorlar onu. Onunla da tanıştık tabi ki bu albümden, şarkıdan sonra. Baya da bir muhabbetimiz oldu. Onun anlattıklarından, bakış açısından sonra ben de bir mesafe oldu açıkçası. Bir soğuma oldu. Futbolcu kimdir, orada özellikle futbolcular üzerinden nasıl bir sömürü düzeni var, yani haklar nasıl alınıp satılıyor, her şey. Ama Beşiktaş’a tabi şu anda Bilic’ten dolayı bir sempatimiz var.

Kadıköy’de  orijinal, hatta steril bir ortam var. Mesela “Kahrolsun faşizm!” yazmışlar duvara Kadıköy’de. Altına birileri gelip “Aynen,” yazıyor. Sizin müziğiniz oradan nasıl bir ilham alıyor?

Bu son süreçteki duvar yazılarında, bizim şarkılardan da baya bir kullanmışlar. Gurur verici bir şey bu. “Her şey sermaye için sevgilim” diye bir şarkımız vardı. Duvar yazısı oldu.

En meşhurlarından.
Evet. Böyle baya duvarlara yazmışlar. Diğer şarkılardan da kullanmışlardı. Çok gurur verici. Kadıköy’ün kendi içinde bir yaratıcı durumu var. Üretkendir. Artık havasından mı suyundan mı bilmem. Yani müzikal açıdan da üretimin çok olduğu bir yer. Orada bir müzik ruhu vardır. Herkes der mesela “Gençlerden olmuyor abi, gençler nerede” filan. Hiç öyle bir durum yok. Pırlanta gibi gençler de dinliyorum ben.

'ÖZGÜR OLDUĞUNDA MARMARA' ÇIKIYOR

Kitabınız da yolda?
Evet, evet. 2004’te çıkmıştı bir tane: Andıran Otu. Baskısı bitti. Bulunamadığı için de çok değerli bir hale geldi. Şimdi hem onun yeni baskısı çıkıyor hem de “Özgür Olduğunda Marmara” diye bir kitap. İkisi beraber çıkacaklar. Bu sene verimli bir yıl oldu. Albüm, kitaplar... İkisi beraber. Bakalım.

Kitapta ne okuyacağız?
Daha çok denemeler denilebilir. Deneme tarzı yazılar.

KADIKÖY EYLEMLERİNİN HAVASI SİNDİ ALBÜME

Bu albümde ortak olan, şarkıların buluştuğu yer; siz nasıl anlatıyorsunuz orayı? Yani Kadıköy’den başka.
Bizim dünyaya bakış noktamız Kadıköy diyoruz ama, Türkiye’nin her yerine konsere gidiyoruz. Yurtiçi-yurtdışı. Biz zaten bizim dinleyicimize “Uçsuz bucaksız azınlık” demiştik zamanında. O öyle bir isim olarak kaldı. O tabi kendi içinde bir ikilem taşıyor. Yani uçsuz bucaksız olsa azınlık olmaz. Azınlık olsa uçsuz bucaksız olmaz gibi. Ama her yerde bir dinleyici kitlesi, hem de sağlam bir dinleyici kitlesi oluyor. Bunlar gene söz ağırlıklı şarkılar. Zaten bizde hep böyle. Hani müzik mi söz mü tartışmaları olur ya. Bizde söz çok önemli her zaman.

Neden sözler bu kadar önemli?
Öyle olmalı bizce. Yani aslında biz de kendi sözünü kendi müziğini yapanları dinleyerek müziğe başladık Türkiye’de de dünyada da böyle bu. Bunca senedir albüm yapıyoruz. İlk defa Kadıköy’de kaydettik albümü. Sonunda bir havası sindi gibi oldu hakikaten. Boğaya bakarak kaydettik bizim orada, boğayı göre göre. Gezi eylemleri oluyordu biz stüdyoda kayıttayken. Oraya git, stüdyoya gel. Sindi albüme bir şekilde o yaşanmışlık havası.
 

www.evrensel.net