Keret, bildiğimiz gibi...

Keret, bildiğimiz gibi...

“‘Bu öykü müthiş’ dedi abim. ‘İnsanın aklını başından alıyor. Fazla kopyan var mı?’ Olduğunu söyledim. Bana abisi-küçük-kardeşiyle-gurur-duyuyor gülümsemesiyle baktıktan sonra yere eğilip elindeki sayfayla köpeğinin kakasını aldı ve çöp bidonuna attı. Yazar olmak istediğimi işte o anda anladım.”*

Selda Özer

“‘Bu öykü müthiş’ dedi abim. ‘İnsanın aklını başından alıyor. Fazla kopyan var mı?’ Olduğunu söyledim. Bana abisi-küçük-kardeşiyle-gurur-duyuyor gülümsemesiyle baktıktan sonra yere eğilip elindeki sayfayla köpeğinin kakasını aldı ve çöp bidonuna attı. Yazar olmak istediğimi işte o anda anladım.”*

Bu çılgın yazar 25 yılı aşkındır öyküler yazıyor. Hepsi de bu minvalde öyküler ve elbette sadece Keret’in başına gelecek çılgın şeyler değil bunlar. Herkesin başına gelebilecek fakat onun bakış açısıyla sıradanlığın sıra dışılığına dönüşecek türde öyküler.

BU DEFA KENDİNİ ANLATIYOR

Etgar Keret son kitabı Yedi Güzel Yıl’da bu defa kendi hayatını anlatıyor. Ama Keret’in kurmaca olmayan bu öykülerinde, biyografik özellikler ağırlıkta olsa da klasik bir biyografi yazını gibi değil. Kitabı elinize aldığınız andan itibaren Keret’le baş başa bir sohbete başlıyorsunuz. Ve yıllardır kara mizahla renklendirdiği öykülerinin ipuçlarını buluyorsunuz bu yaşanmışlıklarda. Çünkü bu defa Keret kendi üzerine yazıyor öykülerini.

Aslında Keret’in öykülerinde kendi yaşanmışlıklarını konu edinmesi ilk değil. Her yazar gibi onunda öyküleri biraz kendisi. Yazarı yakından izleyenler, Nimrod Çıldırışları’ndaki intiharın Keret’i yazarlığa iten dönüm noktası olduğunu bilir. Bu otobiyografinin ayak sesleri Kapı Birden Vuruldu’da iyice duyulmaya başlamıştı. Uzun yıllar yazmaya ara veren yazar adeta öykülerin artık başına silah dayamasıyla, yeniden nasıl yazmaya başladığını anlatıyordu ilk öyküsünde. Bir de baba oluşu sinmişti öykülerine...

İSRAİL’DE YAYINLANMAYACAK

Şimdiki kitabında ise daha kişisel köklere iniyor Keret, Polonya’ya uzanıyor, ailesinin oradaki sürgününe, Yahudi Soykırımı’na, Ortadoğu’daki savaşa, baba oluşuna ve en çok da bir babanın oğlu oluşuna...

Keret bir söyleşinde bu öykülerin İsrail’de yayınlanmayacağını söylüyor. Çünkü bu öykülerin yakınları tarafından okunmasını istemiyor. Bunların bazılarına kızacaklarını bile düşündüğünü söylüyor. Ama bu öyküler aynı zamanda bazı gazetelerde yayınlanmış öyküler, örneğin New York Times’ta.

Keret, kişisel hikayesine değindiği kadar, her daim yazdıklarına sızan savaş atmosferini yine hissettiriyor bu öykülerde de. Ortadoğulu bir yazar olmanın ağırlığı ya da savaşın merkezinde bir coğrafyanın izlerini taşıdığını gösteriyor. Ama bu defa başka savaşlara da yer veriyor, daha çok bu savaşın yıllar sonrasına, ikinci kuşak bir soykırım kurbanı oluşunun etkilerine, rüyalarına kadar sinen bu meseleye kafa yoruyor çoğu yerde. Bu kitabı okurken çoğu kez bizi gülümseten Keret’in ne kadar da hüzünlü bir yanı olduğunu keşfediyoruz...

*Etgar Keret- Yedi Güzel Yıl İlk Öyküm

www.evrensel.net