‘Perde’ kalktı

‘Perde’ kalktı

“ABİ siz yemek yerken ağzınızı nasıl buluyonuz?”Bu soru ne kadar komik görünse de birçok görme engelinin canını bezdiren sorulardan sadece biri. Toplumsal yaşamdaki duyarsızlık ve devletin ilgisizliği kimin ‘görmediğini’ düşündürüyor bu sorularda. Daha çok düşündürecek sorular sormak isteyen görme engelliler yolu sahnede aradı. Belki spot ışıkları gözlerini kamaştırmadı ama sahne tozu onları yeterince heyecanlandırmaya yetti.

Birkan Bulut
Ankara

“ABİ siz yemek yerken ağzınızı nasıl buluyonuz?”

Bu soru ne kadar komik görünse de birçok görme engelinin canını bezdiren sorulardan sadece biri. Toplumsal yaşamdaki duyarsızlık ve devletin ilgisizliği kimin ‘görmediğini’ düşündürüyor bu sorularda. Daha çok düşündürecek sorular sormak isteyen görme engelliler yolu sahnede aradı. Belki spot ışıkları gözlerini kamaştırmadı ama sahne tozu onları yeterince heyecanlandırmaya yetti.

Oyunun adı “Karış Karış”. Belki çok profesyonel bir grup değil Tiyatro Altı Nokta ama hem konusu, hem de çıkış noktası oyundaki amatör ruhu örtmek istiyor. Sokağa bile çıkartılmayan görme engellilerin olduğu bir ülkede sahne almak cesaret işi. Sadece santrallerde çalıştırılan vatandaşların izleme-izlenmeyle ilgili olan tiyatro sanatında yer almasından bahsediyoruz.
Adı gibi karış karış bir oyun. Bir defa sahneyi defalarca etüt etmeli, her yerini “karış karış” bilmeli. Enine kaç adım, boyuna kaç adım? Hareket oyunu denilen bu sanatta vücut hareketleri önemli derler. Ama oyuncular bunu aşmıştı. Rahatlıkla sahneyi adımlıyor ve replikler sıralayıveriyorlardı. Çünkü ışıklar yandığında aralanan perde sadece metrelerce uzunluktaki tiyatro perdesi değil, kendi gözlerinin de perdesiydi.

SEVMEK İÇİN GÖRMEK ŞART MI?

Kısa parodilerden oluşan oyun hayatın farklı karelerini ele almış. Otobüs durağı, oturma odası, sevgililerin buluştuğu bir park... Genellikle görme engellilerin karşılaştığı engellere ve duyarsızlıklara olan öfkesinin dile geldiği sahnelerde, biraz rutine kaçılmış. Ancak görenler için rutin olarak görülen bu engellerin rutinleşmesi bile önemli bir sorun değil mi? Otobüste “yardım edelim de sevap işleyelim” diyenlerin ‘cennete gidiş bileti’ muamelesi yaptıkları, geçim derdinden bunalıp çaresizliğe kapılan emekçi ailelerin bir an önce evlendirme telaşları sık sık işlenen konular arasında.

Öte yandan oyunun en ilgi çekici bölümü ise ‘görmeyenin aşkı’ meselesi oldu. Özellikle genç izleyicilerin dikkat kesildiği ve yaşlıların gülümsediği bu bölüm, –görme engelli kadın ile görme engelli olamayan erkeğin hikayesi-  insanları düşündürüp durdu. Toplumsal ilişkilerin yozlaşıp, kadın-erkek ilişkilerinin bireyselleştiği bir dönemde izlenen bu oyun, salonda pek de kalabalık olmayan izleyiciye şu soruyu yöneltti: “Sevmek için görmek şart mı?”

www.evrensel.net