Türkiye ve Ortadoğu’nun harap edilmesi

Türkiye ve Ortadoğu’nun harap edilmesi

Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara geldiği 2002’den bu yana Türkiye’nin genel politikasında derin bir değişim ve Arap ülkelerine özel bir yönelim yaşandı. 14 Mart 2003’te Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olmasıyla bu değişim onaylandı.

Dr. Nurhan Al Şeyh/Al Ahram

Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara geldiği 2002’den bu yana Türkiye’nin genel politikasında derin bir değişim ve Arap ülkelerine özel bir yönelim yaşandı. 14 Mart 2003’te Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olmasıyla bu değişim onaylandı.

İLK KURBAN IRAK

AKP yeni Osmanlıcı olarak bilinen politikasıyla, bölgede hilafeti canlandırmaya başladı. Irak bu politikanın ilk kurbanı oldu. İşgal güçlerinin Irak’a girmesine hazırlık çerçevesinde 6 şubat 2003’te ABD’nin Türkiye’deki üslerini genişletti. Akabinde 5 bin Türk askeri Irak sınırına gönderildi. 62 bin ABD askerinin ve yüzlerce uçağın Irak’ı işgal etmesi için 1 Mart 2003’te teskere hazırlandı. Erdoğan, Türk askerinin işgale katılması ve üslerin kullanılmasına onay verdi. Parlamentodaki oylamada CHP’nin ve diğer laik güçlerin karşı çıkmasıyla 3 oyla çoğunluk sağlanamadı. AKP 19 Mart 2003 hava sahasını Amerikan güçlerine kayıtsız şartsız açtı. Bu sefer gerekli çoğunluk parlamentoda sağlandı. O zamandan bu zamana Türkiye, Irak’ın güvenliği, istikrarı ve birliği ile oynamaya bırakmadı.  

DEVRİMLERİ ÇALMAK İÇİN İTTİFAK

Arap devrimleri başlamadan önce Erdoğan ile Müslüman Kardeşler arasında açık bir şekilde koalisyon oluştu. Halkların Tunus’ta, Mısır’da, Suriye’de, Yemen’de gerçekleştirdikleri devrimleri İhvanın çalması için her iki taraf ortak planlar yaptılar.  Türkiye’nin tiksindirici yönetimi Arap bölgesine, kendisinin hükmettiği ve vatanlarına, halklarına ve arpalıklarına ihanet eden İhvanın eliyle dönecekti. Hür irademizin kabul etmeyeceği kişisel menfaatler ve dar liderlik amaçları için güvenliğimizi ve istikrarımızı yok eden Şeytanla ellerini birleştirerek flört etmeye başladılar. Planlarını ve hayallerini ortadan kaldıran 30 Haziran* devriminden sonra yaşananlar Erdoğan’ın cürümünü gösterdi. Tüm uluslararası normlar ve gelenekler ihlal edildi. Uygulanan politika, Uygar ulusların ve halkların arasındaki diplomatik ilişkileri düzenleyen kuralların ihlali temsil etti.

İHLAL SÖZLERLE SINIRLI DEĞİL

Durum sözlü ihlallerle sınırlı kalmadı. Erdoğan ve hükümeti Büyükelçi vasıtasıyla ülkenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ülkenin ihvana daha önce görülmemiş bir desteği içeren politikayla iç işleriyle karışmaya kalkıştı. İstanbul’da ülkenin iç işlerinin konuşulduğu İhvanın uluslararası bir konferansa izin verdi. Ülkenin istikrarsızlaşmasına ve aşırı grupların etkinleşmesine yol açan kararlar alındı. Türkiye ile diplomatik ilişkilerin kesilmesi kararı yerinde ama geç kalınmış bir karardır.
*30 Haziran 2013’te milyonlarca mısırlı sokağa inmiş ve Mursi’nin istifasını istemişti.

Çeviren: Ali KARATAŞ 

www.evrensel.net