26 Kasım 2013 07:09

‘Sinema krizden beslenir’

Gezici Festivalde Tuncel Kurtiz’i en iyi anlatan görüntülerden oluşan bir belgesel hazırlandı. İlk gösterimi Kurtiz’in kendi memeleketi Edremit’te 27 Kasım’da olacak.

‘Sinema krizden beslenir’

Fotoğraf: Emrah Yorulmaz/AA

Paylaş

Birkan BULUT
Ankara


Bu yıl 19. yolculuğuna çıkacak olan Gezici Festival, seyircilere ilk ve belki de son kez izleyeceği gösterimler sunacak. Yakın zamanda kaybettiğimiz Sanatçı Tuncel Kurtiz’in de oynadığı Şeyh Bedrettin Destanı oyununun kaydı festivalde beyaz perde de olacak. 19. Gezici Festival için geri sayım başlarken festival düzenleyicisi Ankara Sinema Derneği Başkanı Ahmet Boyacıoğlu ile sohbet ettik. Bugünün sinemasını da değerlendiren Boyacıoğlu, “Sinema krizlerden beslenir” dedi.

Bu yıl festivalde bizi neler bekliyor? Sanırım bir belgesel hazırlığı var?

Bir festival yaşayan bir organizma gibidir. Her sene aynı şeyi yaparsanız o festival değil, tutucu, kendi içinde bir gösteriler topluluğu olur.  Bu yıl Tuncel Kurtiz’in aramızdan ayrılışı nedeniyle özel bir bölümümüz var. Bizim için bir gönül borcuydu. Ne yapıyoruz? Bir belgesel üzerinde çalışıyoruz. Belgeselin adı “Gezici Festivalin Yol Arkadaşı Tuncel Kurtiz”. Tamamı bizim Ankara Sinema Derneğinin arşivindeki görüntülerden oluşuyor. Yurt dışındaki arkadaşlarımızdan da görüntüler istedik. Belki birkaç görüntü İnternet’e düşmüş olabilir. Belgesel, değişik kentlerde ve yıllardaki Gezici Festival kapsamındaki ve kanımca Kurtiz’i en iyi anlatan görüntülerden oluşacak. İlk gösterimi 27 Kasım’da Edremit’te olacak. Edremit, Kurtiz’in memleketi. Kendisi Gezici Festivali oraya götürmek istiyordu ama bir türlü olmadı.

Şeyh Bedrettin Destanı’nın ise hiçbir yerde kaydı yok. Yıllarca oynanmış ancak kimse kaydetmemiş. İstanbul festivalinde de oynanmıştı zamanında. Birçok yerde araştırdık ancak bir kayda rastlayamadık. Bir keresinde Gezici Festival nedeniyle Kars’a gelen Macar dostlarımız Tuncel Kurtiz’i 2004 yılında müzik ve film festivali için Macaristan’a davet etmişlerdi. Orada 4 kamerayla çekilerek kaydedilmiş. 40 dakikalık bir Şeyh Bedrettin Destanı gösterisi. Sema Moritz ile Reyend Bölükbaşı’nın birlikte yaptıkları bir gösteri.

‘ONLARDA PİNOCHET, BİZ DE EVREN’

Festivalde dikkat çeken başka bir bölüm de Şili Sineması. Peki nedir Şili sinemasını Türkiye’ye taşıyan?
Şili Sineması önemli bir sinema. Bundan 15 yıl önce İran sineması çok yükselmişti. Yine son zamanlarda uluslararası konjonktürde Türkiye, Romanya ve İsrail sinemaları da oldukça iyi. İsrail’de sürekli bir kavga var. İsrail’in sineması dikkat çekiyor.
Güney Amerika sinemaları da oldukça ilgi çekiyor. Şili ve Arjantin’den gelen filmler son 5-6 yılın sinema festivallerinde önemli yerlere geldiler. Ayrıca Şili ile aramızda çok benzerlikler var. Onlarda Pinochet vardı, bizde de Kenan Evren. Konular da ilginç ve bu nedenle seçtik. Türk sineması yine son 4-5 yıl içinde önemli bir yere geldi. Bu uluslararası festivallerde insanların beğenisini kazanacak filmlerin yapılmasıyla alakalı. Şili’den de son yıllarda çok iyi filmler geliyor. Neden geliyor? Bunu söylemek zor. Biraz krizle ilgili olabilir. Avrupa kriz falan olmadığı için Avrupa sineması dökülüyor.

Peki Yunanistan krizi?
Yunan filmleri eskiden esamisi okunmayan uluslararası düzeyde ciddi işler yapmaya başladı. Krizden dolayı. Kriz olmayan yerde sinema olmaz zaten benim görüşüm o. Yunan sineması özellikle son 2 yıldır çok iyi.
Öte yandan Avrupa’da uzun yıllardır hiçbir şey olmuyor. Tabii onların da bazı krizleri var ama Yunanistan’ın kriziyle bizim krizimiz aynı değil. Avrupa’da kriz var ama herkes yiyor, içiyor. İnsanların hayatı bu krizlerden çok etkilenmiyor. Mesela Yunanistan’da durum eskiden kötü ama insanlar yaşıyorlar. Avrupa kıtası bizimkilere benzemiyor. Bizim gibi üçüncü dünya ülkelerinde kriz olduğu zaman her taraftan vuruyor. Ekonomik, sosyal, politik. Yani hayatı çok etkiliyor. Hayatı etkileyince de hikayeler ortaya çıkıyor. Avrupa öykü çıkmıyor. Adam ne anlatsın? Hikayesi yok ki? Bence sinema krizlerden beslenir. Krizler öyküleri ortaya çıkartıyor. O nedenle İran sineması hep bir yerlere gelir.
Şili, Arjantin ve Brezilya sinemasında da bir şeyler çıkacak. Çünkü onlarda da ciddi bir kriz var. Sonuçta festivallerin işi olmalı bir şeyleri yakalayıp bir yerlere koymak. Yoksa hep aynı şeylerle yürür gider.


İKİ KONUK: ERGUN VE BIÇAKÇI

“Köken Ergun gerçekten ilginç bir sanatçı. Sadece Türkiye’de değil, yurt dışında da bir sürü işler yapıyor. Bu yıl ‘Aşura’ filmiyle Berlin Film Festivali’nde kısa filmde ödül aldı. Bu farklı işler zaten festivali yapıyor. Yoksa film gösterimi olur. Böyle sanatçılarımız az. Barış Bıçakçı nesilleri etkileyen bir insan. Biz nasıl bir bölüm olur diye ona sorduk. O da iki film önerdi. ‘Birdy’ ve ‘Gilberty’nin hayalleri’. ‘Bu iki filmden yola çıkarak nereye gidebilirsiniz’i düşündürecek bir proje olacak. Barış Bıçakçı sunum yapmayacak. Ancak benim aklıma gelmezdi açıkçası bu iki filmi bir araya getirmek.”

BAŞKA YERDE YOK!

Tuncel Kurtiz’in anılacağı bölümde izleyiciye iki filmin yanı sıra bir de belgesel gösterilecek. En iyi üçüncü film ve en iyi senaryo ödülleriyle Antalya’dan dönen “Gül Hasan”, Konya’dan İsveç’e giderek terzi atölyesi kuran Hasan Gül’ün hikayesiyle aynı dönemde tanık olduğu bir başka olayı; Türk işçilere ‘Film çekeceğiz’ diyerek aktörlük dersi veren ve ortadan kaybolan bir grup insanın hikayesini anlatıyor. İsrail Akademi ödüllerinde birçok dalda ödül alan “Kuzunun Gülümseyişi” ise yine bu bölümde beyaz perdeye yansıyacak. Bu iki filme de dikkat çeken Boyacıoğlu, “Gül Hasan ve Kuzunun Gülümseyişi bir kere izlendi-izlendi. Sonra geri gidecekler. Ne DVD’leri var ne de dijitalleri. Bunlar 35’lik. İsrail’den bulduk” dedi. (Ankara/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

CHP Tuzla aday adayı Ekşi\'ye gazeteciyi darp cezası

SONRAKİ HABER

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Aybet: Gazetecilikten mahkum olan yok

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa