Sıfır sorun Mısır sorun…

Sıfır sorun Mısır sorun…

"Ermenistan ve Azerbaycan arasından bir yol bularak Ortadoğu’da yeniden rol alınabilir mi? Hükümetin Rusya seferinde yapmaya çalıştığı çıkışın adını şimdi bu soru koyuyor." Aydın Çubukçu yazdı...

Aydın Çubukçu 

Ermenistan ve Azerbaycan arasından bir yol bularak Ortadoğu’da yeniden rol alınabilir mi? Hükümetin Rusya seferinde yapmaya çalıştığı çıkışın adını şimdi bu soru koyuyor. 

Davutoğlu’nun Hükümetin temel ideolojik eğilimleriyle Amerikan politikalarını birleştirmeye yönelik derin stratejisi büyük bir hızla duvara çarpınca, Türkiye şansını Balkanlar ve Kafkasya üzerinden denemeye yöneldi. Bu, bütün ittifaklar politikasını yeniden düşünmeye kadar uzanan bir dizi sorunu yeniden gündeme getirecek. Başbakanın Putin’le gayriciddi sohbeti sırasında ortaya atıverdiği “Ya birader bizi alın artık şu Şangay’a” mealindeki sözleri bunun politika düzeyinde konuşulmaya başlandığını gösterdi. 

Ancak Ortadoğu’da yeniden sahneye çıkabilmek için Ortadoğu’nun kendine özgü sorunlar yumağına bölgenin kendine özgü doğasına uygun araçlarla ve çözümlerle girmek gerektiğini bilen herkes, ABD ile Rusya arasındaki gergin ipte cambazlık yapılarak bunun olamayacağını da görecektir.  Ne var ki burada da Başbakanın kişisel özellikleri ve ideolojik eğilimleri dış politikanın belirleyici unsuru haline gelmekte ve belki dış işlerinin uzmanları bile her gün yeni bir sürprizle karşılaşarak bu çorbanın içinde nasıl hareket edileceğini bilememektedir. 

Ankara kulisleri, Davutoğlu’nun ilk kabine değişikliğinde dışişlerinden alınacağı yolunda dedikodularla çalkalanırken, direksiyonunda kimin olacağı ve halen de kimin olduğu bilinmeyen bir arabayla Kafkas yokuşlarına tırmanmanın, Karabağ gibi çetrefil sorunlarla Ermenistan ve Azerbaycan arasında Putin üzerinden denge aramanın Ortadoğu’da hangi derde deva olacağı elbette kestirilemiyor. Mısır, şu anda uluslararası alanda eski rolünü yeniden üstlenmiş durumdadır. Bölgedeki her gelişme içinde kilit taşı olarak üstlendiği tarihsel işleve, bütün dünyanın desteği ile yeniden kavuşmuştur. Darbe, demokrasi, hapisteki cumhurbaşkanı gibi “ufak tefek” meselelerin devasa çıkarlar söz konusu olduğunda üstünden atlanabileceğini yeniden görmüş olduk.

Tam böyle bir dönemde, Türkiye’nin dış politikası Başbakanın siyasi ajitasyon hevesinin açtığı çukura düşmüştür. Darbeci mahkemeler karşısında dik duran Mursi’ye hak ve özgürlükler için mücadele eden bir politikacı görüntüsüyle sahip çıkmasının uluslararası arenada ne işe yarayacağı hiç belli değildir. Kendi demokratlığı, hak ve özgürlük kavramları karşısındaki açık düşmanca tutumunun herkes tarafından bilindiği bir ortamda böyle bir kılıkla sahneye çıkmanın trajik bir etkisi olmuştur ve bu (içerdeki yalakaları dâhil) kimseyi heyecanlandırmamıştır. Sonuçta, Mısır’ın Türkiye büyükelçisini “istenmeyen adam” olarak ilan etmesinin tek nedeni, Başbakanın da açıkça söylediği gibi “kendi” sözleridir. Yani açıkçası bir dış politika sorunu değil, kişisel bir çıkıştır. Mısır hükümetine hakaret edilmiş olmasıdır. 

Bir yandan Mısır’la bölge sorunlarına ilişkin iş birliği arayışları el altından sürdürülürken, diğer yandan Hükümetin başının “ben anlamam arkadaş” tavrıyla ortaya çıkması sonra da Davutoğlu’na dönüp “çöz bu işi Hoca!” demesi devlet işleri bakımından içinden çıkılmaz karışıklıklar yaratmaktadır. 

Sandalyesinin altından çekilmekte olduğunun elbette farkında olan Hoca ise, kafası karışmış vaziyette yeniden “sıfır sorun” lafları etmeye başladı. Ermenistan’ın gönlünü almaya yönelik sözler, hatlara fazla yüklenmiş elektriği bir yerden boşaltma gayretidir. 

Ama bu yalnızca 2015’te beklenen Ermeni depremine yönelik bir girişim olarak kalır. Ortadoğu sorunlarına hiç yardımı olmaz. 

Davutoğlu’nun “sıfır sorun” kavramıyla kastettiği, artık Ermenistan’dan başka komşusu kalmadığı anlamına geliyor. Daha doğrusu, halledilebilir sorunlar yaşanan tek komşusu… Diğer coğrafi komşularla yaşanan sorunların çözümü için artık yakın vadede bir çözüm umudu yoktur. 

Öyle görünüyor ki, Mısır ve Suriye başta olmak üzere yaşanan bütün başarısızlıkların sorumlusu olarak seçilen kurban Davutoğlu Hoca olacaktır. O gidecek ama sorunlar büyüyerek devam edecektir. Çünkü Mısır’la ilişkileri kopmuş herhangi bir ülkenin Ortadoğu’da hareket imkanı yoktur. Ortadoğu’da bütün Arapların kabul ettiği bir özdeyiş vardır ; “Suriyesiz savaş, Mısırsız barış olmaz”! Türkiye ikisiyle de tüm ilişkileri koparmış olarak, burada ne yapacak? Ne savaşabilir, ne barışabilir durumda olmak, Ortadoğu iklimine yabancı bir bünyedir. Fena çarpar…

www.evrensel.net