Başbakan konuştu baskılar daha da arttı

Başbakan konuştu baskılar daha da arttı

Aydın'dan bir öğrenci gazetemize mektup yazdı. Mektupta, Erdoğan'ın öğrenci evlerine ilişkin yaptığı açıklamalardan sonra üzerlerinde baskının daha da arttığı vurgulanıyor.

Zeynep Çelik

Merhaba,
Aydın’da 3 yıldır öğrenciyim, yaklaşık 2 yıldır da evde yaşıyorum. Temel sorunları şunlar; eve geliş saatim, kirasını ödediğim evde kaç kişi kalacağım, ev arkadaşlarım, etek boylarımız, kadın öğrenciler olarak nasıl olur da eve erkek alırız! Önceki evimde benim de aileden bağımsız ilk ev yaşantım ve acemiliğim vardı, kendimi de koruyamadım. Camdan misafirlerimin profili ve saatlerini izleyip not ettiler, tipik mahalle dedikodusunu döndürdüler.
Bir sabah annem aradı, panik olmuş kadın, seni okuldan alacağım geliyorum dedi.  Uyku sersemi ne olduğunu anlamadan ev sahibimi kapıda buldum. Ev sahibim ve komşum ailemi arayıp evimin genel eve döndüğünü, yolumuzun yol olmadığını ve kadınlı erkekli eğlenceler yaptığımızı söylemişler. Annem geldi, ben haklıydım ve komşumla, ev sahibimin terbiyesizliğiyle muhatap olmamak adına ev değiştirmeye karar verdik.
Ama kaç ev değiştirirsek değiştirelim aynı kafaya çarptık. Bu evime taşındığım daha ilk akşamdı alt komşum -ki kendisi iri yarı bir adam- kapımıza dayanıp kapıları sert kapatmayın diye bağırmaya başladı, biz şok olduk. İlk haftamızda iki kadın arkadaş sohbet ediyorduk saat akşam 23.00 civarıydı kesin sesinizi diye küfürler yağdırdı apartman boşluğundan. Aynı hafta ilk misafirimizi ağırlıyoruz kapıda arkadaşlarımızı görmüş, ev arkadaşımı sıkıştırıp sizi buradan sürdürürüm gibi tehditlerde bulundu.  Ev sahibimizse bizi ve komşularımızı ayrı idare ediyor.  Konuşmalarımız çözümsüz kaldı.
Sadece alt komşum değil sorunum, giriş katta oturan emeklilikten canı sıkılmış amca da cam kenarından bizi takip ediyor. Onunla da bayağı sorun yaşadık.  Nasıl olur da kadınların yaşadığı bir eve erkek girer, apartman ahlakını bozuyormuşuz.  Bize direk bir şey söylemeye cesareti olmadığından bir süre sonra arkadaşlarımıza tacizler başladı. Bir gün biz eve girdik, erkek arkadaşlarımızda alışveriş yapıp arkamızdan geliyordu, birden bir gümbürtü koptu. Ne olduğunu anlamadık, arkadaşlarım aradı komşularım onları apartmana almamış kovmuşlar. Arkadaşlarım bize sorun çıkarmasınlar diye gitmiş. Çok sinirlendim ve arkadaşlarımı karşılamaya indim, bu sefer de camın arkasından bana küfürler yağdırmaya başladılar. Seslendim aydınlığa çıkmalarını rica ettim, konuşmaya çalıştım ama mümkün değil. Yaşlı başlı adam gözleri sinirden fırlayacak bana küfrediyor. Sebep, evime erkek arkadaş almam. Olay büyüdü polis geldi, tüm mahalle durmuş bizi izliyor. Bize karışmaya hakkı olmadığını polisten duyunca rengi attı amcanın. Sonra olayı dış kapıyı açık bırakıyorlar, “Apartman güvenliğini tehlikeye atıyorlar” a döndürdüler.
Ne kadar  tartışırsak tartışalım hiç bir şey çözemedik. Şimdi ne zaman misafirimiz gelse giriş kattaki komşumuz küfrediyor, alt kattaki komşumuz polisi arıyor. Polis eve girmeye hakkı olmadığından apartmanın dışından zile basıp tüm mahalle huzurunda yaramaz öğrencilere ahlak dersi verip, uslu durmamız şartı ile gidiyor. Bir haftadır da alt komşum sabahları su vanamızı kapatmaya başladı.  Artık ne yapacağımızı şaşırdık, nereye şikayet etsek, öğrencisiniz hatalısınızdır diye yaklaşıyorlar. Kirasını ödediğimiz evde huzur kalmadı, bırakın huzuru artık psikolojimiz de bozuldu. Sınav haftamdayım ve bu insanlarla uğraşmaktan bıktım. Geçen nisan taşındım bu eve ve şimdi taşınma kararı aldık. Ama nereye kadar taşınacağız, nereye kadar kaçacağız. Bu şehirden gitmek ben ve arkadaşlarımın tek hayali oldu. Şimdi herkes bir kadın-erkek kalmayı diline dolamış. Sanki daha önce toplum baskısı yokmuş gibi, ben  üç senedir yaşıyorum doya doya. Şimdi Başbakanın açıklamalarının ardından iyice cesaretlenen komşularımın tacizleri arttı. Ve kimi kime şikayet edeceksin mantığını hiç bu kadar hissetmemiştik.

*Aydın

www.evrensel.net