20 Kasım 2013 21:12

Erdoğan: Dershaneler konusunda geri dönmeyeceğiz

Recep Tayyip Erdoğan, ATV'de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, dershaneler konusunda geri adım atmayacaklarını söyledi. Erdoğan'ın açıklamaları, Arınç'ı bir kez daha boşa düşürmüş oldu.

Erdoğan: Dershaneler konusunda geri dönmeyeceğiz

Fotoğraf: DHA

Paylaş

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ATV ve A Haber televizyonlarının ortak canlı yayınına konuk oldu. Başbakan Erdoğan, Murat Akgün moderatörlüğünde gazeteci Mehmet Barlas, Sevilay Yükselir, Mustafa Karaalioğlu, İbrahim Karagül ve Nihal Bengisu Karasu'nun gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Erdoğan özellikle dershaneler tartışmasına ilişkin verdiği yanıtlarda "asla geri adım atmayacaklarını" dile getirdi. Erdoğan böylece, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ı da bir kez daha boşa düşürmüş oldu.

Erdoğan'ın verdiği yanıtlardan öne çıkanlar şöyle:

DİYARBAKIR GÜÇ KATTI

“Diyarbakır’daki buluşmaya Sayın Barzani’nin ve Şivan Perwer’in ve rahatsız olduğu halde İbrahim Tatlıses’in katılması büyük güç kattı. İşin sosyal boyutunda buluşma önem arz ediyordu. Sayın Barzani’nin oradaki konuşması ve daha sonra televizyonlardaki konuşması bu buluşmanın bir milat olması için anlamlıydı. Bir çözüm sürecinin içerisindeyiz. Bir barış havasını gerçekleştirmenin çabası içerisindeyiz. Bir yerde de bu cesaret işiydi. 2005’te de bunu söyledik. Bu işi halledeceğiz dedik. 38 yıl sonra Şivan Perwer’in gelmesi önemli. Kendisine vatandaşlık konusunda isterse gerekli yardımı yapacağımızı söyledim. Aynı şeyi merhum Ahmet Kaya ile ilgili de ailesine söyledim. Bir nakli kubür yapılması gerekiyorsa biz buna varız dedik. Gidişi sıkıntılıydı ama dönüşü konusunda bir varız dedik.”

MUSTAFA KEMAL HATIRLATMASI

“Şu an benim elimde aslı da var ama bugünkü Türkçe’ye çevrilmiş Gazi Mustafa Kemal’in imzasının bulunduğu bir kararname var. Kürdistan diye geçiyor. 22338 şeklinde. Bir diğer adım yine Gazi’yle alakalı bir durum. Kürdistan, Lazistan değil diye bir konuşmasında geçiyor. Bakın sadece Kürdistan da değil. Şimdi bu ifadeleri kullanan Gazi Mustafa Kemal bölücü mü? Bana bölücü ifadesini kullananlar bu ifadeleri nereye koyacaklar. Bir defa Türkiye ile ilgili yaklaşım konusunda bizim bunu kabul etmemiz asla mümkün değil. Ne ben böyle bir ifade kullanmışımdır. Diyarbakır Belediye Başkanı’nın bu ifadeyi kullanması da şık değildir. Belli yerleri tahrik etmekten başka bir işe hizmet etmez. Burada bu tür şeyler toplum içinde yeni yeni rahatsızlıklara neden olur ki böyle güzel bir hafta sonundan sonra adeta dayatır gibi bu ifadenin kullanılması şık değildir.”

TÜRKİYE KÜRDİSTANI İFADESİNİ KABUL EDEMEYİZ

'Bunu(Osman Baydemir'in kullandığı Türkiye Kürdistanı ifadesi) bizim kabul etmemiz asla mümkün değil. Diyarbakır Belediye Başkanı'nın bu tür bir ifadeyi kullanması bana göre şık değildir. Bunlar, belli yerleri tahrik etmekten başka hiçbir işe yaramaz. Şu anada Türkiye Cumhuriyeti'nin isimi bellidir. Bu isim üzerinde herhangi bir spekülasyona gitmenin de anlamı yok. Kendi bölgesi, 'Güneydoğu Anadolu Bölgesi' diye geçer. Biraz daha yukarı çıkarız 'Doğu Anadolu Bölgesi' diye geçer"

MUHAFAZAKARLIK ANLAYIŞLARINDA SOSYAL ADALET VARMIŞ

"Muhafazakarlık noktasında Fransızların, İngilizlerin tanımı bizim tanımımız değil. Bizim uygulamalarımıza baktığımızda sosyal adalet anlayışı da var. Bu yapı içinde geleceği olgunlaştırmaya çalışıyoruz. Siyasi yönümüzün, aynı zamanda Başbakan makamında attığımız adımların yanlış anlaşılması ve bunların bürokratlar, teknokratlar tarafından yanlış uygulanması zaman zaman oluyor. Böyle durumlarla ilgili ben ve bakanlarım gerekli düzeltmeleri yapıyor. Ahlak değerleri batıdaki hukuk anlayışında adeta iç içedir. Hatta hatta inanç değerlerini de. Bir Roma Hukuku’na baktığımızda nereye dayanıyor. Onların dini inançlarına. "

GENEL AF YOK

"Benim dağlardan inme, cezaevlerinin boşalmasıyla ilgili konuda başını kesip atıyorlar, sonunu da kesiyorlar. Onu özellikle sizlerle paylaşmak isterim. Yanlış anlaşma var. Bir şu anda bir duadayız, temennideyiz. Öyle bir gün gelecekki dağlardan inecekler ve cezaevleri de boşalacak. Hemen alıyorlar genel af. Ben bir başbakan olarak katili affetme yetkisini kendimde göremem. Hatta hatta devletin de bunu affetme yetkisi yoktur.  Ancak devlete karşı suçlarda böyle olabilir. Ben kalkıp katili nasıl affedebilirim?”

BARZANİ'YE 'ŞIK OLMADI' ÇIKIŞI

Sayın Barzani Öcalan’a af gibi bir ifade kullanmışsa yanlış etmiştir. Bununla ilgili yargı hükmünü vermiştir ve şu anda da bu hüküm devam etmektedir. Bu onun da bizim de alanımız değildir. Bir defa biz şuna inanıyoruz, gerek Diyarbakır merkezde gerekse diğerlerinde şu ifadeyi kullandım. Tek vatan, tek millet, tek millet, tek devlet. Tabii milletten ne anlıyorsun. Bu çok önemli. Hangi etnik unsurlar varsa hepsi millet kavramının içinde yer alır. Sadece Türk diye ya da sadece Kürt diye dayatırsanız ortalık karışır. Bizim derdimiz birlikte bir Türkiye’yi inşa edelim istiyoruz. Burada gerek sayın Barzani, gerek Şivan Perwer, gerek İbrahim Tatlıses orada neyin mesajını verdik. Birlik olalım, iri olalım, diri olalım, hep birlikte Türkiye olalım dedik. Şimdi kendi yapamadıklarını Ak Parti yaptığı için birileri rahatsız oluyor ve biz bunu devam ettireceğiz. Onlarırn sırtında küfe yok, biz sorumluluk makamındayız. Bunları seçim için yapıyorlar diyorlar. Seçime daha 5 ay var, sayın Barzani niçin bunun için hareket etsin. Bunu kendileri yapamayıp biz yaptığımız için birileri kıskanıyor. Yapılan her adımın önüne gelip bariyer oluşturmak bizi güçlü Türkiye yapmaz.”

SURİYE SORUNUNUN ÇÖZÜLMESİ KONUSUNDA YENİ ADIMLAR ATILABİLİR

“Bu başlayan süreç neler getirir neler götürür onları gelişmeler belirliyor. Her şeyi siz önceden planladığınız gibi götüremeyebilirsiniz. Irak’taki ve Kuzey Irak’taki sıkıntının bizler çok çok iyi farkındayız ama onlar da dikkat ederseniz bu sıkıntıyı yavaş yavaş giderme eğilimindeler. Sayın Maliki’nin Türkiye’ye gelme talebi bize geldiğinde tabii ki evet dedik. Irak’ın Türkiye’ye, Türkiye’nin Irak’a ihtiyacı var. Oradaki mezhebi yaklaşımları aşmamız lazım. Kuzey Irak hakikaten çok çok farklı bir noktada ama merkezi yönetim ve güneye doğru gidince aynı gelişmeyi oralarda göremiyoruz. Yanılmıyorsam nisanda da Irak seçimleri var. Martta da bizim seçimlerle bir seçim sürecindeyiz. Bu adımların atılmasının faydalı olacağı noktasında mutabıkız. Buralarda da demokrasinin kazanmasının gerektiği noktasında aynı fikirdeyiz. Karşılıklı olarak bölgenin istikrarı açısından neler yapabiliriz bunu konuşuyoruz. Hatta buna İran’ı da katmak suretiyle belki Suriye sorununun çözülmesi konusunda yeni adımlar atılabilir. Yarın bir Rusya seyahatimiz var. Orada da Suriye konusu konuşulacaktır. İsrail’le ilgili konularda ileri sürdüğümüz bazı şartlar var. Ben bunların yerine geleceğine inanıyorum. Onun yine takipçisiyim. Normalleşme için tazminatı ve Gazze ambargosunun kalkması konularını çözmesi gerekir.”

'KRİTİK EŞİĞİ AŞTIK'

“Hakikaten bir kritik eşik vardı, biz bu eşiği aşmış bulunuyoruz. 26 maddelik anayasa paketiyle başladı. Demokratikleşme paketiyle attığımız adımlar var. Bir de şimdi yasal düzenleme var. Zannediyorum önümüzdeki günlerde parlamentoya sevk edilecek. Bizim geri dönme gibi bir niyetimiz yok. Her zaman söylüyoruz, durmak yok, yola devam. PKK’nın geri çıkışı yüzde 20 dolayındaydı ama sonra onlar bir nokta koydular. Temenni ederim devam ettirirler. Bizim arkadaşlarımız, istihbarat teşkilatımız İmralı konusunda üzerine düşeni sürekli yapıyor. Temennimiz odur ki bu sürece oranın da katkısı olur. Biz stratejimizi böyle belirledik. Ama yarın ne olur onu da yine şartlar belirleyecek. Bazen biz şartları oluştururuz bazen de şartlar bizi yönlendirir.”

BARZANİ'NİN AÇIKLAMASI BİZİM TAVRIMIZA PARALEL

Barzani,  PYD üzerine sert bir açıklama yaptı. Bu açıklama bizim tavrımıza paralel bir açıklama. Bu açıklama sonrası Suriye'nin kuzeyinde olumsuz gelişmeler yaşandı. Barzani yönetimiyle kopmuş durumdalar. Bizim Kuzey Suriye'de onların belirlediği bir oluşuma olumlu bakmamız mümkün değildir. Bu konuda gerekli adımları atmaya kararlıyız.

İMRALI'YA GAZETECİLER GİDECEK Mİ?

Şu anda gündemimizde yok ama İmralı’ya gazetecilerin gitmesi konusunda her zaman Öcalan’ın talebi oluyor. Şu anda gündemimizde değil ama zaman bunu gösterir. Maalesef işadamları ülkemizin belli bölgelerinde yatırım yapmak istemiyorlar. Risk almayı sevmiyorlar. Geçenlerde Van’daydım ve açık açık söyledim. Bir girişimiz orada bir mermer fabrikası kurdu. Buna benzer girişimcilerimizin Anadolu’nun değişik yerlerinde yatırım yapması işsizliğin azaltılmasında katkı sağlayacak, bölgenin özgüvenini arttıracak ve demokrasiye katkı sağlayacak. Hem ülkemize hem o bölgenin insanına istihdam noktasında katkı sağlayacaktır. Mesela Diyarbakır’da kalacak otel yoktu. Bizim Dicle projemiz var, turist hareketi başladı ama buna uygun otellerin olması gerekiyor. Sivil toplum örgütlerinden sanayi ve ticaret odalarından o bölgede olanlar çok daha etkin olmalıydı. Mesela geçenlerde müteahhit firmanın kamyonları yakıldı. Bu tabii müteahhidi rahatsız ediyor. Hakkari’ye havalimanı projesinde sürekli tehdit ediliyor. Benim Hakkari’de yaşayan Kürt kardeşim oraya uçakla gitme hakkına sahip değil mi? Niye oradan ta Van’a gelsin. Ama yaklaşık 1 yıldır kepenkler kapanmıyor. Bu bir gelişme. Bismil’de bir genç otobüsümüzün önüne geçti. Başbakanım biz barış istiyoruz dedi. Dedim ki biz buraya niye geldik. Bu mitingi niye yaptık. Birbirimize sarıldık, kucakladık. Hüngür hüngür ağlayarak ayrıldık. Eşimin elini öptüler, sen benim anamsın diyor Emine Hanım’a. Bunlar bizim duygularımız ama neden engelleniyor.”

'GELİN BU DERSHANELERİ OKULA DÖNÜŞTÜRELİM'

"Dershaneler konusunda böyle bir polemiğin içerisine girmek istemedim, doğrusu böyle bir polemiği de çok çirkin buldum. Bu bugün gündeme gelmiş bir konu değil. 1980'li yıllardan beri farklı yönetimlerin gündeme getirdiği, bizim iktidarımızda da trendin tavan yaptığı bir süreçtir bu. Hüseyin Bey'in bakanlığı döneminde bu işin bir çözüme kavuşturulmasını istedim. Mesela bizim sağlıkta dönüşüm projemiz de vardı. Engel çıkarmaya çalışanlar oldu. Sendikalar bu SGK hastanelerinin kendilerinin olduğunu söyledi. Dedik ki biz bu işi yapacağız ve o dönüşümü gerçekleştirdik. Hedefe ulaştık ve çözdük. Dershaneler konusunda da 80'li yıllardan beri bu konu uzadı gitti. Son dönemde artık bu işi bitirmemiz gerekiyor dedik. Arkadaşlarımız belli bir çalışmayı yaptılar. Bu hazırlanan taslak henüz bize sunulmadan atılan gazete başlıkları çok çirkindi. 'Bir gece baskını' başlığı yenilik yutulur cinsten bir başlık değil. Meclis'e gelmiş bir şey yok. Bu yeni başlamış bir konu değil. Burada mesela eski kupürler var. Çok enteresandır. Mesela bir tanesi çok enteresandır. O gün böyle yazan zat bugün bakıyorsun orta yolu bulmaya çalışıyor. Biz de diyoruz ki gelin samimi olalım. Sizden hizmet almaksa öyle yapalım. Gelin bu dershaneleri okula dönüştürelim. Bizim limitimiz 30. Kalite arıyoruz çünkü."

'MERDİVENALTI DERSHANECİLİK SÜRECİNİ BİTİRECEĞİZ'

"Merdiven altı dershanecilik sürecini bitireceğiz. Ya da sizde öğretmen fazlası varsa bize verin. Biz bunları sınava da tabii tutmadan devlet okullarında istihdam edelim. Yok bunu da istemiyorsunuz. O zaman biz size arsa verelim, ucuz kredi verelim. Bütün bunların yanında vergide indirim, muafiyet sağlarız. Yeter ki gelin. Peki neden okula yanaşılmıyor da illa dershane deniyor. Bize bunu anlatamıyorlar. Şu tablo çok ilginçtir bu dershanelerin öğrenci profili, fen ve sosyal bilimler liselerindeki öğrencilerin yüzde 95'i dershanelere gidiyor. Anadolu Liselilerinin yüzde 91'i, meslek liselilerin yüzde 18'i dershanelere gidiyor. Siz Fen ve Anadolu Liseleri'ndeki öğrencileri alıyorsunuz ve ona olsa olsa test tekniklerini öğretiyorsunuz. Eğitimini devlet okullarında almış sen ona biraz bir eğitim veriyorsun ve sonra bir okulu kazandığında hemen sırtına tişörtü giydiriyorsun. Bu fakir fukara çocuklar niçin bu kurslara gidemiyorlar. İstifade edenler büyükşehirlerdeki zengin ailelerin çocukları. Burada böyle bir karışık durum var. İzah edemedikleri bir durum var. Ama benim sevgili vatandaşım önümü kesip bana bunu anlatıyor. Çocuğumu gönderdim ama şimdi paralarını ödemekte zorlanıyorum. Haberleri görüyorsunuz, dershane borcu intihara sürükledi. Bu borcu ödeyemedikleri zamanlar böyle durumlarla karşılaşıyorlar. Madem vakıfsınız ücretsiz eğitim verin deyince de rahatsız oluyorlar. Şimdi biz devlete verebiliriz diyorlar. Kusura bakmayın biz bir darbe hükümeti değiliz. O zaman kurun okulları biz sizden hizmet alımı yapalım. Böyle hayırlı bir konuda neden böyle bir tartışma yapılıyor. Değişik yerlerde okullarınız da var, bunları da biliyoruz. Alın bu çocukları. Çok daha faydalı hizmetini yap."

'BİZ İSTİYORUZ Kİ BİZİM ÇOCUKLARIMIZ YARIŞ ATI OLMASIN'

"Biz böyle bir çalışmanın içindeyken yalan yanlış bir kara kampanyanın olması bizi üzmüştür. Kampanya öyle bir boyuta getiriliyor ki efendim okuma salonları kapatılıyor. Ortaya çıkmış bir taslak yok. Tabii nereden servis yapıldı, nereden ortaya çıktı? Yasağa uymayanlara 500 bin lira ceza gelecek diye haberler çıkıyor. Bugüne kadar pek çok taslaklar yapıldı ama nitekim bize de sunulan yok. Bu nereden çıkıyor. Elbette bir yaptırım olur ama 500 bin TL nereden çıktı. Biz şimdi bu gecekondu mantığını değiştirmek istiyoruz. Yani biz hala orada mı kalalım. Ben başbakan olduğumda 35 bakan vardı. Ne yaptık 25'e indirdik. Koskoca Amerika 14 tane bakanla idare ediliyor. İlk adımı böyle attık. Ardından da 8 tane devlet bakanı vardı. Bunları kaldıralım, hepsi icracı olsun dedik. Orada da bir reforma gittik. Aksi halde bu ülkeyi sıçratamazdık. Biz istiyoruz ki bizim çocuklarımız bir yarış atı olmasın. Hafta sonu ailesiyle, arkadaşlarıyla oynasınlar. Biz bunu yaşadık ama maalesef şimdi yaşayamıyorlar."

'DERSHANELER KONUSUNDA GERİ DÖNMEMİZ DİYE BİR ŞEY ASLA SÖZ KONUSU DEĞİL'

"Pazartesi bize yapılan sunumda bazı eksikler var. Bakanımıza bunlar üzerinde çalışmayı yapın, dışarıdan almanız gereken destekler varsa alın, görüşülmesi gereken STK'lar varsa görüşün ve bir sonraki bakanlar kuruluna getirin dedik. Buradaki tuzak zaten bu. Kuran Kursları ne kadar mukaddesse bizim için dershaneler de o kadar mukaddestir mantığı çok ters bir mantık. Kuran Kursu'na giden Kuran'ı Kerim'i öğrenmek için gitmiyor, Kuran'ı hıfz etmek için, ezberlemek için gidiyor. Okullarda seçmeli ders olarak Kuran ve Siyer-i Nebi dersler konuldu. Buralarda Kuran okumayı öğrenebilirsiniz, hıfz edemezsiniz. Biz iktidara geldiğimizde sorular neye göre hazırlanıyordu, bu dershanelerin müfredatına göre hazırlanıyordu. Hüseyin Bey'in döneminde dedik ki bunu süratle değiştireceğiz. Ne demek ya. O zaman bu okullar niye var. Dershanelerde iş bitiyorsa bu okullara ne gerek var. Asgari 2 bin lirayla 20 bin lira arasında dershane ücretleri var. Daha da çıkabilir. Bunlar diyelim 4 öğrenci alıyor. Adları VİP dershane olan dershaneler de kuruldu. Fen liselerinden, Anadolu liselerinden seçilmiş öğrenciler oraya geliyor. Bu öğrenciler üzerinde belli bir süre kısa bir süre çalışma yürütülüyor ve biz kazandırdık deniyor. İnsaf edin ya, bu çocuklar devletin okullarında okudu. Bu emek nerede? Bu devletin bu çocuklar üzerinde hakkı yok mu? Olmaz böyle bir şey. Burada bir gerçek bir tarafa konulmuş oluyor. Sonra da konuyu Kuran Kursları ile mukayese etmek çok çok çirkin. Bir şeye daha üzülüyorum, elimizde 800 bini aşkın öğretmenimiz var. Bu dershaneler konusu bu öğretmenlerimizin döktüğü tere haksızlıktır, saygısızlıktır."

'ŞUBAT AYINDA 10 BİN ÖĞRETMEN ATAMAYI ÖNGÖRÜYORUZ'

"Eğitimde biliyorsunuz bir reform yaptık, 4+4+4. Bunu niye yaptık? Hiçbir iktidar 12 yıl zorunlu eğitime imza atamadı ve biz bu adımı attık. İstiyoruz ki kaliteyi arttıralım. Bu nedenle o iddiaları ortaya atanlara diyoruz ki madem bu işi iyi yaptığınızı söylüyorsunuz gelin. 10 yılda 400 bin öğretmeni Milli Eğitim'e kazandırdık. Bütçemizi dikkatli bir şekilde değerlendireceğiz, kullanacağız. Şu anda bizim 126 bin öğretmen açığımız var. Şubat ayında 10 bin öğretmen atamayı öngörüyoruz. Önümüzdeki 4-5 yıl içinde öğretmen açığımızı sıfırlamış olacağız. Bu arkadaşlar okul istemiyorlarsa bir alternatif daha söyledik, açık lise. Burada bu art niyetler olduğu sürece bu tartışma bitmez. Biz milletin aleyhine olacak bir şeye fırsat vermek istemiyoruz. Dershaneler konusunda geri dönmemiz diye bir şey asla söz konusu değil."

'BİZ NİÇİN CEMAATİ KARŞIMIZA ALALIM'

"Bu mesele bizim için bir memleket meselesidir, bir eğitim meselesidir. Partimizin ve hükümetimizin programlarında yer alan bir meseledir. Yeni açıklanmış şeyler değil bu. Cemaat deniliyor, cemaatle, hizmetle karşı karşıya gelmek gibi bir şey de çok çirkindir. Biz cemaat mensubu kardeşlerimizin ellerindeki medya organlarıyla bize saldırmalarını, hatta gerçeğe aykırı şekilde saldırmalarını yadırgıyoruz. Bu niye bir cemaate yönelik olsun. Cemaat mensubu olan kardeşlerim lütfen burayı tekrar hatırlasınlar biz ne dedik öğrencileri özel okullarda okutalım, parayı devlet versin. Danıştay ne yaptı, bunu reddetti. O zaman Ak Parti iktidarı cemaate kaynak sağlamak için bu yasayı düzenledi dediler. Cemaat mensubu kardeşlerim bu olayda yediğimiz darbeyi, tokadı unutuyorlar mı? Biz şimdi niçin cemaati karşımıza alalım. Siz niye eğitimi belli vakıflara, derneklere teslim ediyorsunuz diye bize hesap sorarlar. Çünkü biz belli bir grubun değil tüm milletin iktidarıyız. Kendilerinin de bizi anlayışla beklemeleri lazım, sürdürdükleri kara kampanyaları bitirmeleri lazım ve bizden bir geri dönüş bekliyorlarsa bunun olmayacağını bilmeleri lazım."

'AYRILIĞA DEĞİL BİRLEŞTİRMEYE GAYRET ETMEMİZ LAZIM'

"Bizim ayrılığa değil birleştirmeye gayret etmemiz lazım ama bu gayretimiz karşılığını bulur. Bu ülkeye yazık olur, bu gençliğe yazık olur. 800 bin öğretmenin emeğini yok saymak bu öğretmenlere ayıp olur. Altını çizerek tekrar ediyorum, ücretsiz bütün etüt merkezleri serbesttir. Okuma salonları zaten ücretsiz. Şunlar tweetlerde geçiyor. Oslo'nun sözü yerine getiriliyor. Yazıktır ya. Oslo'da sen benim MİT müsteşarımın yanında mıydın. Olmaz. Sen bunu neye dayanarak söylüyorsun. Bakın şimdi bugün bir gazete bir dershanenin yakılmasını bu mu rant temini gibi bir başlıkla vermiş. Olaya buradan yaklaşmaya kalkarsak ben o yazıyı yazan arkadaşa şunu söylerim. Güneydoğuda da İstanbul'da da bugüne kadar AK Parti'nin bugüne kadar bir çok şubesi yakıldı. AK Parti yöneticileri arasında benim öldürülen, kaçırılan kardeşlerim var. Biz bir şeyin mücadelesini veriyoruz. Sen de inanıyorsan, inanıyorum diyorsun bir mücadeleyi vereceksin. Yavrularımızı da bu ülkeye düşman olanlara kaptırmayacağız."

'GÜLEN CEMAATİ İLE SİYASİ KAVGADA MISINIZ?'

"Biz bir siyasi partiyiz. Bir grubu kendimize düşman ilan etmek gibi bir yanlışın içine düşmeyiz. Burada fitne odakları var. Bunlara fırsat vermemeliyiz. Bize düşen sadece kucaklamaktır, birleştirmektir, bütünlemektir. Sorumluluk makamında olanların bu fitne odaklarına fırsat vermemesi lazım. Eğer bu fitne odakları benim cephemdeyse benim arayıp bulmam lazım. Onların tarafındaysa onların bulması lazım. Ne oluyor ya, nereden çıktı bu. Bu devam eden bir süreçti. Yeni bir şey değil. Bizim bu konudaki attığımız adım bugünün adımı değil. Dolayısıyla biz bir dönüşümü gerçekleştireceğiz, bunun kararını vermişiz. Burada muhataplarımız durumundaki kardeşlerimiz bizim karşımıza gelecek olurlarsa ancak bu çerçevede gelebilirler. Bu Meclis'e gelecek ve Meclis'ten biz bu yasayı geçireceğiz. Sonra da ülkemizde uygulama zeminini bulacağız. Şunu söyleyemezler, önümüz tıkandı. Hayır önünüz tıkanmadı. Siz şekil vermek istiyorsunuz. Biz size gerekli imkanı sağlayalım bu şekilde yapın. Sektördeki payları yüzde 25 ama bakıyorsunuz sesleri çok daha farklı çıkıyor. Bu programdan sonra bu konuyla ilgili de çok fazla konuşmam, işin icra konusuna geçerim, arkadaşlarım da gereken açıklamaları yapar. Dünyanın değişik noktasındaki okullarla ilgili de biz hep destek olduk."


ARINÇ NE DEMİŞTİ?

Bülent Arınç, gündüz saatlerinde ABD ’ye hareketinden önce, Atatürk Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin soruları üzerine, dershane konusuyla ilgili görüşlerini açıklarken, konuyu Fethullah Gülen Cemaati’nin son önerisine getirerek, “Eğer dershaneler konusunda farklı düşünüyor ve bunların kapatılması gerektiğine inanıyorsa hükümetin, dershanelerin, kursların, okuma salonlarının, etüt merkezlerinin eğitimimiz açısından, öğrencilerimiz açısından faydalı olduğunu, kapatılmaması gerektiğini Muhterem Hocaefendi söylüyor. Bu çok doğru bir gerekçe  olabilir. Bunun karşılığında diyor ki ‘Kapatmayın ama eğer isterseniz, bütün bu dershaneleri, okuma salonlarını siz kullanın, yine de öğrencilerimize faydalı olsun.’ Bu bir fedakarlıktır. Bu düşüncenin sahibini takdir etmek gerekir” demişti.

Erdoğan ise Arınç ile ters düştüğü son açıklamasında “Şimdi biz devlete verebiliriz diyorlar. Kusura bakmayın biz bir darbe hükümeti değiliz. O zaman kurun okulları biz sizden hizmet alımı yapalım. Böyle hayırlı bir konuda neden böyle bir tartışma yapılıyor. Değişik yerlerde okullarınız da var, bunları da biliyoruz. Alın bu çocukları çok daha faydalı hizmetini yap” dedi. (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

HDP’den Punto işçilerine destek

SONRAKİ HABER

Görevden alınan öğretmen: İyi niyete böyle karşılık verilir mi?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa