‘Kötü bir karar ama yine de değerli’

‘Kötü bir karar ama yine de değerli’

Kütahya Gümüşköy’deki Eti Gümüş tesislerinde 7 Mayıs 2011’de atık barajının çökmesi sonrası meydana gelen zehirlenmeler ve hayvan ölümleri ile ilgili açılan dava sonuçlandı.

Kütahya Gümüşköy’deki Eti Gümüş tesislerinde 7 Mayıs 2011’de atık barajının çökmesi sonrası meydana gelen zehirlenmeler ve hayvan ölümleri ile ilgili açılan dava sonuçlandı. Aralarında TTB, İzmir Barosu, Ekoloji Kolektifi ve TMMOB’ye bağlı bazı odaların bulunduğu kurumlar yaptıkları ortak yazılı basın açıklamasında Kütahya’da eylemin sorumlarının değil eylemin yargılandığını belirterek, mahkeme kararını eleştirdi.

Maden atık barajının çökmesinden kısa bir süre sonra işletmenin tekrar faaliyete başladığının aktarıldığı açıklamada, bir süre sonra 13.06.2011 tarihinde tesisin yakınındaki Dulkadir köyünde, siyanürün suya karışması nedeniyle zehirlenmeler ve hayvan ölümleri yaşandığına dikkat çekildi. Bu durum üzerine, Kütahya-Gümüşköy İzleme Platformunun diğer bileşenleriyle birlikte dönemin bakan, mülki idare amirleri ve ilgili diğer kamu görevlileri ile Eti Gümüş AŞ yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu hatırlatan açıklamada, konu ile ilgili iki ayrı davanın açıldığı belirtildi. ETİ Gümüş AŞ yetkilileri hakkında, atık barajının seddesinin çökmesi olayı ile ilgili olarak, “Genel Güvenliğin Tehlikeye Sokulması” suçunu işlendikleri iddiasıyla Kütahya 1. Sulh Ceza Mahkemesinde açılan davada mahkemenin geçtiğimiz günlerde sanıkların üçer ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına hükmettiğinin altının çizildiği açıklamada, bu cezaların da ertelendiği bilgisi verildi.

OLAYIN VAHAMETİ DİKKATTEN UZAKLAŞTIRILDI

Kurumlar, olayla ilgili açılan davaların bölünmesinin meselenin bütünlüğünün kaybolmasını ve olayın vahametinin toplumun dikkatinden uzaklaştırdığını dile getirdiler.  
Açıklamada şu noktalara dikkat çekildi;
•   Şirket sahibinin hiçbir şekilde dahil edilmediği yargılamalarda, iş yeri görev şemasındaki konumları gözetilerek sorumluluk yüklenen şirket personeli, sanık sıfatıyla yargılanmıştır.
•    Gerçek sorumluların tespiti için yaptığımız bilirkişi incelemesi talebimiz reddedilmiştir.
•    Denetimsizlik ortamı yaratarak, bu suça konu eylemlerin önünü açan kamu görevlileri, soruşturma izni verilmeyerek yargılamanın dışında tutulmuştur.
•    Mağdur olan halk ve Çağdaş Hukukçular Derneğinin davaya katılma talepleri reddedilerek yargılama sürecinin dışına itilmiştir.
•    Tüm bu hususlar, yargılamanın adilliğine gölge düşürmüştür.
Açıklamada, tüm bu olumsuzluklara rağmen, verilen kararın, kamu ve çevre sağlığı, iş güvenliği açısından ağır risk barındıran bir faaliyetin cezalandırıldığı anlamını taşıması yönünden değerli bulunurken, Eylemin gerçek sorumluları olmasa bile, eylemin kendisi cezalandırıldığı dile getirildi. Davanın, ülkedeki siyanürlü maden işletmeciliğindeki ihmalleri gözler önüne seren bir örnek niteliği taşıdığının altı çizildi. (İzmir/EVRENSEL)
 

www.evrensel.net